--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Paralel Yapı’nın İktidarda işi ne?

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Eskiden, ilkokullarda, Cin Ali serisi vardı. Cin Ali okulda, Cin Ali evde, Cin Ali tatilde... Bu Paralel Yapı da aynen öyle... Paralel Yapı, TSK’da... Paralel Yapı, Emniyette... Paralel Yapı, istihbaratta...

Paralel Yapı, “Yargı”da... Paralel Yapı, ÖSYM’de... Paralel Yapı, YÖK’te... Paralel Yapı, YÖK denetleme kurulunda... Paralel Yapı, üniversitelerde... Paralel Yapı, muhalefette...

Paralel Yapı, sokak eylemlerinde... 

Hepsini anladık da, Paralel Yapı’nın İktidarda işi ne?

Koalisyon muhalefetini örgütleyip, AK Parti’yi sandığa gömmeyecekler miydi, seçim öncesinde?

Şantaj dediniz, montaj dediniz, oy kaybından korkuyoruz dediniz...

Korktunuz, pıstınız, sustunuz, “bana değmeyen Paralel Yapı bin yaşasın” dediniz...

Başbakan Tayyip Erdoğan ve çevresindeki üç-beş inanmış adam, kan-ter içinde mücadele ederlerken, siz kenara çekildiniz.

Başbakan ve yanındaki bu üç-beş inanmış adam olmasa, Paralel Yapı ve baronlarca “teknik nakavt” edilecektiniz.

Yeniden iktidara geldiyseniz, bu insanlar sayesinde geldiniz.

Hâlâ bulunduğunuz makamlarınızda iseniz, bu üç-beş darbe karşıtının kelle koltukta mücadelesiyle geldiniz.

Hadi seçim öncesidir dedik...

Oy kaygıları var dedik...

Az daha sıkalım dişimizi dedik...

Biraz daha dayanalım dedik...

Nasılsa seçimlerde başarılı olurlarsa, Camia fobilerinden kurtulurlar dedik...

Sonra toplum, Başbakanın, “inlerine gireceğiz” vaadine güvendi.

Paralel Yapı güdümlü muhalefete restini çekti. Oyunlarını bozdu.

İmam Ordusu’nun tuzaklarını yerle yeksan etti.

Neyse... Sonuçta, bizim pısırık taifede hiçbir şey değişmedi.

Üç gün dedik, beş gün dedik, haftalarca bekledik...

İşte Paralel Yapı, işte inleri dedik.

Bir kımıltı göremedik.

Bilakis, Bülent Arınç ve Hüseyin Çelik’in, MKYK toplantısında, Paralel Yapı’nın Kandil’i, yani Dicle Üniversitesi’ne sahip çıktıklarını öğrendik.

Üzüldük, sitem ettik.

Derken, Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu’nun, Dicle Üniversitesi’ni teftişe geldiğini öğrendik.

Güler misin, ağlar mısın?

Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu Başkanı kim? Prof. Dr. İlyas Doğan...

Nereden? Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden...

Önce Gazi Üniversitesi’ne, oradan da YÖK Denetleme Kurulu Başkanlığı’na getirilmiş!

Dünya âlem bilir ki, İlyas Doğan cemaatten.

D.Ü. yönetimi ile de arası son derece iyi...

Hatırlarsanız, şu Gezi İşgali’ni örgütleyen meşhur hıyanet çetesi RedHack, Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu’nun internet sitesini hacklemişti.

Altmış bin gizli bilgi ve belge ele geçirildi. Üniversite rektörleri ile alakalı çok gizli tutulması icap eden şikâyet dosyaları, teftiş raporları... 

Bildiğiniz gibi yakın tarihte RedHack’in, “in”i deşifre edildi. Gezi olaylarında aktif rol üstlenen siber örgüt RedHack’in izini süren emniyet, örgütün bir dönem Gülen grubuna yakın polislerin görev yaptığı Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’yla bağlantısını tespit etti.”

Yok, artık demeyin... Bu skandalın üstü niyeyse kısa sürede kapatıldı. Ne Prof. İlyas Doğan istifa etti, ne de suçluluk duydu. Sadece YÖK, usulen bir inceleme başlattı.

Peki, sizce bu skandala ilişkin, Prof. Dr. İlyas Doğan ne dedi? 5N 1K’da, Cüneyt Özdemir soruyor...

C.Ö- Sonuçta gizli belgeler. Neden bu belgeleri korumak için zamanında gerekli önlemleri almadınız? Altmış bin tane belgeden bahsediyoruz. Türkiye’nin belki de en büyük hacklemelerinden bir tanesi. Bir sorumluluk hissediyor musunuz bu kurumun başındaki bir isim olarak?

İ.D- “Biliyorsunuz küresel çağdayız. Hacklenemeyecek hiçbir site yok neredeyse. Milli Savunma Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı vs. hepsi benzer fiillere maruz kaldılar. Ciddi anlamda bir güvenlik çabası olduğunu biliyorum kurum içinde ama, bu ülkenin beğenmediğimiz üniversitelerinde yetiştirdiğimiz gençleri durdurmak son derece zor. Onlar bir şekilde bu belgelere erişebiliyorlar. 

C.Ö- Takdir mi ediyorsunuz bir yandan da...

İ.D- Takdir değil... Bu tür olaylar dünyanın her yerinde oluyor. Arkadaşlarıma diyorum ki hata yapmazsak yaptıklarımızın ortaya dökülmesi çok da önemli değil.

Bu ne pişkinlik yahu?

Cinayet de dünyanın her yerinde işleniyor. Bu işlenen suçu meşru mu kılıyor İlyas Doğan? Üstelik bu yorumu yapan bir hukukçu! Altmış bin belge illegal yollarla ele geçirilmiş!

Bilgiler, belgeler ifşa edilmiş!

Onca zulmün, talanın adresi “Paralel Yapı’nın Kandil’i, Dicle Üniversitesi” de, bu pişkin savunmayı yapan İlyas Doğan’ın teftişine havale edilmiş!

Son söz olarak, YÖK Kanunu’nun 53. maddesine göre, rektörlerin her türlü cezai ve idari konuda soruşturma inceleme yapma yetkisi, sadece Yüksek Öğretim Denetleme Kurulu’ndadır. Ancak örgütlü suçlar hariç! Örgütlü suçları savcılık doğrudan soruşturabilir.

Yani, Paralel Yapı bir örgüt olduğuna göre, denetim yanlış yerde!

Benden söylemesi!

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle