Ne çetin bir imtihan!
Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ile çalışmaya başlamadan önce, hangimiz tanıyorduk?
Referansı kimdi?
Neden sorgusuz sualsiz arkasında durduk?
Neden biliyor musunuz?
Çünkü lider Erdoğan’dı...
Erdoğan da Davutoğlu’nu önce danışmanı yaptı.
Davutoğlu öyle güven veren bir refik idi ki, Erdoğan tuttu Dışişleri Bakanı yaptı!
FETÖ çakalları, “görevden alınmalı” diye uluyup dururken, Cumhurbaşkanı asla etki altında kalıp da refikini harcamadı!
Bilakis “istemezükçülere rağmen” sonuna kadar sahip çıktı!
Cumhurbaşkanlığı hevesi kursağında kalan Bülentgül başbakanlık hayalleri kurarken...
Cumhurbaşkanlığı sonrası Abdullah Gül, Başbakan olarak yeniden siyasete davet edilmeyi beklerken...
Hüseyin Çelikgül, “hani bana, hani bana” diye Erdoğan’dan bir umut ışığı beklerken...
Yani herkese rağmen...
Davutoğlu’nu Başbakan yaptı.
Şimdi soruyorum!
Cumhurbaşkanı Davutoğlu’na yabancı mıydı?
Cumhurbaşkanı’nı tanıyordu...
Danışmanı oldu...
Dışişleri bakanı oldu...
E şimdi bunca vazifede refik iken ne değişti?
Kim değişti?
Neden değişti?
Bence bu muhasebeyi hep birlikte yapmalıyız.
Danışmanı iken...
Dışişleri Bakanı iken refik olmaktan imtina etmeyenlere...
Kim ne diyebilir?
Kuyruk acısı olan kim varsa, onlar Erdoğan’a saldırırken...
Yeterince ses çıkartılmıyorsa...
Hakaretlere, güçlü cevap verilmiyorsa..
Erdoğan’a karşı Bizans oyunlarıyla muhalefet edenlere haddi bildirilmiyorsa!
İngiliz Anahtarları şımartılıyorsa..
Bu konularda “Refiklik” tartışmaya açılmalı..
•
Sahi yeri gelmişken...
Başbakanlığı alırken hoştu, verirken niye nâhoş?
Erdoğan danışman yaparken, Dışişleri Bakanı yaparken, Başbakan koltuğuna oturturken hoştu da, şimdi niye nahoş?
1 Kasım’da, hiç de mecbur olmadığı halde millete giden... Meydanlarda ter döken Uzun Adam’ın elde edilen başarıda hiç katkısı olmadı mı?
Bu seçim galibiyetinin kerameti kimden?
“Kükremiş bir sel gibi” sandığa sığmayıp taşan kitleleri kim peşinden sürükledi?
Dolmabahçe...
Seçim listeleri...
Arınç meselesi gibi...
Birçok konuda...
Biz durduğumuz yerdeyiz ve herkesi eski haliyle yeniden aynı yerde görmek isteriz!
Başkomutan ile omuz omuza durduğumuz yerde...
Sen-ben ikilemine düşülmediği, “biz” olduğumuz yerde...
Biz öyleyken, birbirimize daha büyük saygı duyuyor idik..
Biraz sitem etsek de kimseye hiç kızmadık..
“Biz” olduğumuz müddetçe hep destek verdik...
Reis’e karşı ağzı olan konuşuyorken susulmasına...
Vurmak için fırsat kollayanlara, sessiz kalınmasına...
Kuyruk acısı olanlar gri fareler gibi Reis’e muhalefet ederlerken “engel olunmamasına...
Sabırla karşılık verdik.
Her şeye rağmen...
Kimseye, “keşke gitse” demedik...
Namertlik bize göre değil!
Aha da böyle dümdük işte açık açık söyledik!
Tek gören biz değildik ama...
Yine de millet dedik, “ya istikrar bozulursa aman susalım” dedik...
Şimdi de böyle kısmetmiş, hayırlısı olsun demekle yetineceğiz!
Herkesin yolu açık olsun...
Ne çetin imtihanmış bu!...


