Muhalefetin klozet fetişizmi, Paris saldırısı, G-20...
Paris’te canlı bombalar “bum” diye patlayınca, şıppadanak G-20 zirvesinin gündemini belirledi.
Beşar Esed Hollande’a, “sen misin Hoca’yla kafa kafaya verip Esed’siz çözüm isteyen?” diye canlı mektupları zarfa koyup, Fransa’ya paket servis etti.
Beşar Esed, Suriye meselesine Beşar Esed’siz çözüm diyen Hollande’a, bu terör saldırılarıyla “dişlerini göstererek” ayar çekti.
Bizim medyadaki Avarel’ler kafasını Cumhurbaşkanlığı külliyesindeki klozetlere sokup, şeyden meselelerle uğraşadursun, uyanık Avrupa, Kuzey Irak’taki petrol yataklarına çökebilmek için, arıza çıkaran Saddam’ı çoktan devreden çıkarmıştı!
Kuzey Irak’ın petrol yataklarında ne kadar petrol rezervi var? Tamı tamına 45 milyar varil!
Şimdi petrol rezervleri gittikçe eriyen Küresel güçler, cillop gibi Kuzey Irak petrol yataklarını Irak’a yedirtirler mi? Yedirtmezler tabii... Şaşıp düşüp deneyenin de anasından emdiği sütü, fitil fitil burnundan getirirler... Saddam’ın sonunu hatırlayın! Parça pincik ederken baktılar mı gözünün yaşına?
Bu arada Şii-Sünni mezhep savaşları niçin kışkırtılıyor peki?
Şii bölgelerindeki petrol yataklarında resmen bir hazine yatıyor çünkü! 115 milyar varil petrol rezervi ve de doğalgaz...
Kuzey Irak’ın öyle istediği gibi petrol ihraç etmesine yasak koyan kim? Bağdat Şii yönetimi...
Eeee, yani?
Yanisi şu...
Bizim medyadaki ahmaklar, Bilal Erdoğan’ın suratına “at sinekleri gibi” vızzzz tıp, vızzzzz tıp diye yapışa dursun, atı alan Üsküdar’ı geçti tabii...
Küresel güçler, akbabalar gibi Kuzey Irak petrollerine üşüştü...
Küresel güçler, “Arap Baharı” bahanesiyle Libya petrollerine çöktü!
Sırada kim vardı peki? Tabii ki Suriye...
Niye ki?
Batılı ülkeler, onca varil petrolü Fetullah’ın okuyup üflemesiyle hoooop diye nakledecek değiller ya...
Petrol yataklarına çökmekle bitmiyor ki... Bu petrolü Akdeniz’e indirmek lazım, bunun için Kuzey Suriye’de koridor açmak lazım...
Tam da bu sahnede perdeler kapanacakken bu kez Rusya ve Çin, Küresel güçlere dişlerini gösterip, “hani bana, hani bana” dedi.
Fransa da, Rusya’ya satacağı iki helikopter gemisini satmaktan vazgeçti.
Bozduğu başka anlaşmalar da var...
Eh Rusya da can, öfkelendi, köpürdü, Fransa’ya diplomatik olarak kaş çattı tabii...
Sonra ne mi oldu?
Kabak, Rus turistlerin başına patladı... Uçağa konulan bomba patladı. Uçak düştü. Tatil yapmak için evinden ayrılan yüzlerce Rus öldü...
Çok geçmeden, bomba sesleri Paris’ten duyuldu...
Yedi ayrı yerde, eşzamanlı yedi ayrı terörist saldırıda, yüzün üzerinde Fransız öldü...
Beşar Esed “oh çeker gibi” üzüldü...
İran, nasıl diyeyim resmen kan ağladı!
Bizim memleketteki ahmak medya mensupları, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kurulan iftar sofrasındaki ekmeğin, peynirin hesabını yaparken...
Mimarlar odası yemek masası bilmem ne kadar diye dedikoduculuk yaparken...
Hasan Cemal, “Seni sevmiyorum Tayyip” diye liseli kız tripleri atarken...
Cengiz Çandar, Fehmi Koru, derkenar olmanın acısıyla iktidara çelme üstüne çelme takarken...
Bekir Coşkun, elini beline koyup Erdoğan’a “defooool” diye böğürürken...
Fetullah Gülen, Tevrat’tan aşırdığı beddualarla Erdoğan’ın yollarına ataşlar salarken...
Sinsi FETÖ-PKK, G-20 arifesi Silvan’ı kaşırken...
Murat Karayılan, Cüneyt Özdemir’in “kırmızı başlıklı” neşeli kızını “danışman yaparken...
Figen Yüksekdağ, sırtını yasladığı yerden tekmeyi yerken...
Proje Selahattin, yanmaz-yapışmaz teflon yüzüyle “acımadı kiiii, acımadı kiii” diye sırıtırken...
Kuzey Kore’den mülhem yas tutanlar, Yeniakit’in kapısına üşüşüp ayaklarını gıdıklarken...
Haşimgül, 1 Kasım travmasını atlatmaya çalışırken...
Güllerini “güz” vuran Abdullah Gül, Fehmigül yüzünden saplandığı bataktan çıkmak için debelenirken...
RTÜK üç beş beyinsizin ihbarıyla AKİT TV’nin sesini kısarken...
Suud Kralının serveti, bizim medyadaki dedikoducu beslemelerin çenesini yorarken...
Yani herkese ve her şeye rağmen G-20 zirvesini de alnımızın akıyla atlattık!
İçerideki- dışarıdaki düşmanları çatlasa da patlasa da...
Paçalarını çekiştiren bunca Hobbit’e rağmen, Türkiye’nin gücünü dünyaya kanıtladı ya, vallahi Cumhurbaşkanlığı anasının ak sütü gibi helal olsun Erdoğan’a!


