Meslekten ihraç edilen F Tipi savcıları kollayan kim?/ YÖK’te “Yeni Türkiye” vakti...
Devlet maaşıyla Gülen’e memurluk mu yaparsın?
Fetullah Terör Örgütü’nün kuyruğuna mı takılırsın?
Adaletin terazisiyle mi oynarsın?
Cüppe altından yasadışı dinleme, şantaj-montaj mı yaparsın?
Casusluk mu yaparsın?
Rüşvet mi alırsın?
Adamın böyle cüppesini alırlar, dımdızlak ortada bırakırlar işte...
Ananas mı yersin?
Gülen’in artığını mı içersin?
Âlüfte mi gözetlersin?
Haraç mı kesersin?
El kesesinden Dubai’ye mi gidersin?
Adamı böyle enselerler, kapı önüne koyarlar işte...
Dördü savcı, biri hâkim...
FETÖ tetikçileri, nihayet meslekten ihraç edildiler!
(Malikanenin dibine kadar yolları var)
Darısı HSYK’daki, YARGITAY’daki, DANIŞTAY’daki FETÖ’cülerin başına!
Yargı içerisinde kamufle olmuş sızma vatan hainlerinin, adaletin gırtlağına saplı “F tipi” kılçıkların başına...
Bu vesayetin uşaklığını yapanlardan, yargı mensubu olmaz zira!
Yalnız iyi, güzel de...
Bu “ihraç” kararında bir Paralel bit yeniği var gibi geliyor...
Öyle ya...
Neden meslekten ihraç edilen bu “FETÖ militanlarına”, yurtdışına çıkma yasağı konulmuyor?
Yoksa birileri “sinsice” kaçmaları için yardım ve yataklık mı ediyor?
Yargı içerisine yuvalanmış kriptolar, kapıyı bilerek mi aralık bırakıyor?
Paralel İmamlar gibi bunları da mı “yargılanmadan” kaçırmaya çalışıyor?
Nabi Avcı, FETÖ’yü sütten kesti!
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Paralel Yapı’ya manevra alanı bırakmıyor! Fetullah Terör Örgütü’nün Haşhaşi devşirme mekanizmasının “yollarını” kesiyor! F Tipi dershaneler, örgütün elinde kalacak! Yani Hasan Sabbah’ın “Alamut Kalesi” öğretileriyle yetiştirilmiş “Dershane ablaları-abileri” casusluk yapamayacak! Ailelerin mahrem bilgilerini depolayamayacak! Şantaj-montajla insanları kullanamayacak!
Ellerin dert görmesin, tebrikler Nabi Avcı!
YÖK’ten cesur adım “Kadın Çalıştayı”
YÖK’ün düzenlediği “Kadın Çalıştayı”na iyi ki katılmışım...
Türkiye adına üç şey için mutlu oldum!
Biri dünya gözüyle bu kalitede bir YÖK başkanı görmüş oldum!
İkincisi, Emine Erdoğan’la yeniden gurur duydum. Üçüncüsü, “Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği” konusunda ilk kez böyle tutarlı bir adım atıldığına tanıklık etmiş oldum.
Öncelikle ifade etmeliyim ki YÖK’teki bu “çalıştay”, “Kadın” temalı klişe toplantılardan çok farklıydı.
Bir kere YÖK’ün bu adımı kesinlikle cesur ve sıradışı...
Öyle laf olsun diye değil...
Yeni YÖK, canla başla çalışıyor, elini taşın altına koyuyor.
Hani gaye popülarite falan değil...
Çünkü öyle olsa ne işi olur YÖK’ün “Kadın Çalıştayı” gibi netameli bir konuyla?
“Mış” gibi yapar...
Klişe bir toplantı düzenler...
Konuyu kapar...
Hani şu klasik anlamda bürokrat tipi vardır ya... Edilgen... Risk almaz... Eleştiri oklarına hedef olmaz. Aşırı tedbirci... Şu Gülenistler gibi ketum, korkak... Öyle çığır açacak kadar cesur adımlar atmaz, atamaz. Kurumsal kişiliği yoktur. Kurumsal aklıyla bir girişimde bulunamaz.
Yeni YÖK’te bu defektlerin hiçbiri yok... Zira soylu ve sürü dışı bir başkan tarafından yönetiliyor. Türkiye’de pek de görmeye alışık olmadığımız bir bürokrat tipi tarafından...
Asaletli, özgüvenli... Çok dikkatli, korkunç zeki, stratejisi ve etkili hitabetiyle dikkat çeken biri... Muktedir bir iktidar yani... Detaycı, akılcı, disiplinli... En önemlisi komplekssiz biri...
Göreve geldiğinden bu yana “yönetim anlayışını” yakın markaja aldığım Prof. Dr. Yekta Saraç, bana göre öyle şov yapmaya tenezzül etmeyen, sessiz sedasız bir devrimci.
Benim “Kadın çalıştayı” vesilesiyle çok yönlü olarak gözlemlediğim bu YÖK, kesinlikle “eski Türkiye’ye” ait değildi.
Personelden, çalışma arkadaşlarına kurumda karşılaştığım herkesin, her fırsatta, “böyle bir başkanla çalıştıkları için” ne kadar şanslı olduklarını dile getirmesi az şey mi? Zorla elde edilecek bir şey mi? Yeni Türkiye konusunda YÖK’te çoktan şafak sökmüş belli ki...


