Merhametsiz Fransa ve proje Selahattin’in burnu...
Yahu öyle ucundan bucağından olmaz ki canım...
Kökten bir çözüm lazım!
“Ayar” vermek yetmez!
O burnu kökünden koparmak lazım!
Öyle böyle değil kardeşim...
Kobani Eylemlerini kışkırtan, katil Demirtaş’ın burnu bu...
HDP-PKK’nın bombası patlar patlamaz, “katil Erdoğan” diye bağıra bağıra, suçu Erdoğan’a yıkmaya çalışan Proje Demirtaş’ın burnu...
Yalınayak Kürt çocuklarını sokağa döküp, kendi çocuklarının üzerine titreyen Demirtaş’ın “yanmaz” burnu...
Suruç katliamında Alevi çocukları katlettikten sonra, Kürtleri Suruç’ta yasa davet edip, beş yıldızlı otelde sefa süren Proje Demirtaş’ın “yanmaz-yapışmaz” burnu...
Şu Aydın Doğan’ın “Cilalı Demirtaş”ının, PKK’dan YPJ’ye, KCK’dan YDG-H’ye, FETÖ’den, BND’ye burnunu sokmadığı örgüt, tasmasını takmadığı istihbarat servisi kalmadı.
Hazır eline düşmüşken gel beni dinle doktor!
Murat Karayılan, sıfır km özel kalemi “Kırmızı başlıklı kız”la bir olup sürtmeden, gel estetiği falan boş ver de kökünden kopar o burnu...
Yerine de gergedan boynuzu gibi irice bir şey monte et ama!
Et ki, ikide bir Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne tossss diye kafa attığında, duvara çarpıp da dümdüz olmasın burnun!
Proje Selahattin eline düşmüşken... Seçimlerden sonra Karayılan’dan her şapalak yediğinde, “acımadı kii, acımadı ki” diye ensesini ovalarken...
Sırtını terör örgütlerine yaslayan Figen Yüksekdağ da “sırtına” esaslı bir tekme yemişken...
Gel beni dinle...
Yahu sonra Suriye’deki okulları, hastaneleri bombalayan emperyalist Fransa gibi “aaa yanlışlıkla oldu” dersin olur biter...
Nasılsa kamuoyu yer...
Cezayir’i yemedi mi? Ruanda’yı yemedi mi? Bunu da yer...
Şimdi gelelim “Merhametsiz Fransa’nın” burnunun nerelere kadar uzattığına... Hasan Karakaya Abi’nin dünkü yazısını okuyun, okutturun, duvara asın, hep hatırınızda tutun...
Bir kısmını alıntılıyorum:
“Bu; Fransa’nın ilk çuvallaması ve ilk katliamı değildir... Fransa’nın tarihi ‘katliam’larla doludur!
Hangi birisini sayalım?
Cezayir’i mi, Sierra Leone’yi mi, Yoksa Ruanda’yı mı? Ya da; Haiti, Gana ve Senegal’i mi?
“Fransa, 132 yıl boyunca işgal ettiği Cezayir’de, Müslümanlara tam bir soykırım uygulamış ve ‘1 milyon 700 bin Müslüman’ı katletmişti...
Öyle bir soykırım ki; işgal başladığında 8 milyon nüfusa sahip Cezayir, 132 yılın sonunda 6 milyon nüfusa düşmüştü!..
Söyleyin Allah aşkına;
1994 yılında, ‘Afrika kabileleri’ni birbirine ‘kırdıran’ ve orada bir ‘soykırım’ yaşanmasına yol açan kimdi?
‘Fransa’ değil miydi o ülke?
Hele hatırlayın o günleri...
1994’te; hem de ‘100 gün’ içinde ‘Tutsi ve Huti kabileleri’nden, toplam ‘800 bin’ insan ölmüştü.
Hem de, ‘satır’larla, ‘balta’larla, ‘bıçak’lar ve ‘taş’larla!..
Tutsi kabilesi’nden ‘parası’ olanlar; katillerine ‘kurşun parası’ vererek, ‘acısız ölüm’ü satın aldılar!.. Parası olmayanlar ise; ‘acılar içinde kıvranarak’ öldüler!.. ‘Öldürmekten yorulan’ Hutu’lar, Tutsi’lerin kaçmasını önlemek maksadıyla, onların ‘baldır’larını veya ‘ayak bilekleri’nin damarlarını kesiyor, dinlendikten sonra ‘katliam’larına devam ediyorlardı...”
Yetmez!
Google’dan Cezayir soykırımının fotoğraflarını arayın...
Merhametsiz Fransa’yla tanışın!
Suriye’deki sivilleri, hastaneleri, müzeleri bombalayan katil Fransa’yla...
İşte Suriyeliler için tüm yolların ölüme çıktığı bu zamana bakın.
Ya Rus, ya Fransa’nın bombalarıyla katledilen Suriyelilere bakın...
Kıyıya vuran çoluk çocuk, mülteci cesetlerine...
Müslümanların topraklarındaki petrol yataklarını görünce, bu akbabalar böyle üşüşüyorlar işte!
Tam bu gözle bakın, bu emperyalist katillere direnen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iftar sofrasındaki ekmek peyniri hesap eden “tasmalı beslemelere”...
Dünyada bunlar olurken, kafasını Cumhurbaşkanlığı binasındaki klozetlere gömen bizdeki çapsız muhalefete...
Aydın Doğan’ın mahallesine atlayıp, AK Parti’ye nanik yapan, vefasız, sadakatsiz, kifayetsiz muhterislere...
Fransa’daki terör saldırısı için cumhurbaşkanı Hollande başsağlığı dileyen, ama Diyarbakır, Suruç ve Ankara’daki katliamlar için Erdoğan’ı aramayan hain Gülen’e bu gözle, bu ruhla bakın bir de... Yazıklar olsun size!


