Mason Gülen’in Neo stratejisi; “Gandi” Kemal’den, “Gundi” Selahattin’e…
Alladılar pulladılar…
Etro gömlek giydirdiler…
Başına da kasket taktılar…
Ikındılar, sıkındılar ama Kemal’den Gandi falan çıkmadı.
Zaten çıkmazdı.
Onlar da biliyorlardı.
Tahmin edilen oldu.
Kemal, Kemal olarak kaldı.
Hatta yazık, o kadar bile kalamadı.
Doksan derecede yıkanmış, sentetik kumaş gibi eridi, azaldı.
Küçüldü, daraldı.
FETÖ aromalı derin CHP’nin gazına aşırı düzeyde maruz kalmaktan bırakın gelişmeyi, K.K. kadar kısaldı, ufaldı.
Dedim ya… Bildiğin Ke mal’di bu…
Lider kumaşı yoktu.
Kürsüde bağırıp-çağırmayı öğrendikten sonra bile kötü bir Erdoğan taklidi gibi duruyordu…
Cümlesi bitince avuç içlerini gösterdiğinde ise Muppets Show’daki Kurbağa Kermit karakteri gibi…
Yürüyen merdivenle ters taraftan inmeye çalışması…
“Analarının sütünden emdiği sütü…” diyecek kadar şaşırması…
Mersin’i Güneydoğu’nun, İzmir’i Akdeniz’in incisi sanması…
Sala’yı Ezan’la karıştırması…
Noter tasdikli vaadlerde bulunması…
Sadece güldürüyor, sandıkta çakıyordu.
Çünkü Masonik FETÖ’nün kirli batınından doğan birinden ne köy, ne de kasaba olurdu.
Geldiği K.K. noktası, Baykal’ı “kaset”le gönderip, F tipi CHP’nin müdür koltuğuna oturtulmanın hazin sonu…
Gandi Kemal’den, Gundi Selahattin’e…
Gandi Kemal dediler olmadı.
Ekmek için Ekmeleddin dediler tutmadı.
Şimdi ise Gundi Selahattin’i gaza getiriyorlar.
CIA, BND, MOSSAD, DHKP-C, PKK, İngiliz İstihbaratı…
Şu FETÖ’nün kol kola girmediği bir şer odak kaldı mı?
Keçi kanı mı içtin FETÖ lideri Gülen?
Mason yemini mi ettin?
Ne oldu da dün terörist dediğin HDP liderini kurtarıcı edindin?
Nereden, nereye “barkodlu Gülen”, nereden nereye…
İnsan “tasma” takmaya görsün…
Vatikan’da el etek öpmeye görsün…
KASAP Ariel Şaron’u alkışlamaya görsün…
Düşmanın “barkodlu beslemesi” olmaya görsün…
Dış istihbaratın “kapatması” olmaya görsün…
Böyle çukura iner, böyle fosseptiğe batar işte!
İnsan doğru yoldan sapıp “Bedelli” bir “hayat adamı” oldu mu, kötü yola düştü mü bir kere…
DHKP-C ile de kol kola girer, HDP ile de, PKK ile de…
BND’den de emir alır, CIA’den de, Kraliçe’den de…
Kurban paralarıyla İsrail’e de bağış yapar, CHP’ye de…
Tüm terör yapılanmaları gibi…
Artık ücretini kim verirse…
Bedelini kim öderse...
Onun emrine amade…
Gandi Kemal’in raf ömrü çoktan bitti.
Sıra Gundi Selahattin’de…
Tâ 2007 seçimlerinde, SODES paralarını cukka eden Diyarbakır’daki şeytan üçgeni, AK Parti’nin altını sinsice eşelemeye başlamıştı bile…
Okuma salonlarından PKK’ya “sızma Gülenistler” olarak devşirilen operasyonel Kürt çocukları, hâlâ PKK’nın silahlı kanadının içinde…
Akil İnsanlar’ın arasına stratejik olarak sokulan Gülenist abilerin, kripto ablaların hepsi yerli yerinde…
Ve kripto MKYK üyeleri…
Hepsi kamuflaj olmuş halde…
Bana göre “Gülenizm’in ilmihali” Zaman’da, “Kurtuluş HDP’de” diyenler, kripto Paralelciler kadar tehlikeli de değiller, operasyonel de…
Selahattin tam bir şark kurnazı…
BND’nin emri, kripto Gülenistlerin desteğiyle Kobani sopası salladı ya, kendinde bir güç tevehhüm etti.
Her zaman söylediğim gibi, Selocan, tıpkı K.K. gibi underground bir Gülen projesi.
Anlayacağınız, hem Kürtlerle ilgili bir derdi yok, hem de çıkarcı herkesten.
Kürtleri ahmak yerine koyuyor…
Feodalizme karşı ama, feodalin önde gideni Dengir Mir Mehmet Fırat’ı aday gösteriyor.
Kobani eylemlerini kışkırtacak gücü var ama, namus cinayetlerinin önüne geçemiyor.
Halkı için var ama yüzlerce çocuk, Mardinkapı mezarlığında, ölülerin arasında ekmek parası dileniyor ve bunun için kılını dahi kımıldatmıyor.
Barış diyor ama Kobani kavgası çıkarıyor!
Barış diyor ama Çözüm Süreci’nin stoperi oluyor!
Çok kullanışlı bir Gülen projesi olması dışında bir karşılığı yok yani…
Diyarbakır’ın sokaklarını dinliyorum…
Sandığa gömülecek diyor…


