Kilis’ten Dünyayı Böyle Salladı!
Ağlak Can’cııık!
Ürkek Can’cık!
Hain Can’cık!
Sıkışınca karısını koyup kaçan Can’cık!
Korkunca kameramanın arkasına saklanıp, kurşunlattıran Can’cık!
Daha dün ele güne maskara olduğu yetmezmiş gibi kalkmış daha büyüğünü yapmış!
Hop biiir, ikiii, üüüç diye İngiltere’nin kucağına atlamış…
“Mültecilerden, AB’nin işgalinden, Müslümanların çoğalmasından korkuyoruz efendimissss” diye İngilizlerin omzunda ağlamış…
Tıpkı Eren Erdem gibi…
Tıpkı para kopardığı Locaefendisi gibi vatana ihanette “level” atlamış!
E gel de kulağını çekme şimdi!
Gel de “ayar” çekme!
Yahu Can’cık!
Bu memleket senin “karın” mı ki, tehlike anında biiir, ikiiii, üüüç diye zıplaya zıplaya koyup kaçasın?
Bu memleket senin “karın” mı ki, zora gelince namlunun önüne sürüp kendi canını kurtarasın?
Korktun madem, vatanında korksaydın…
Daha kaç kere ihanet edecek, daha kaç kere vatanını satacaksın?
Ne diye gidip sahibine sattın?
Ne diye gidip elin İngiliz’ine ağladın?
E tabii ya…
Gurbet elde arkasına saklanacak kameramanı nereden bulasın?
Elin İngiliz’i bizim kameraman mı ki sen arkasına saklanınca kurşunlansın?
E ne yapacaktın?
“Denize düşen, yılana sarılır” misali…
Müslümanlar çoğalacak diye korkunca, zıplaya zıplaya İngiltere’nin kucağına atladın!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, önceki gece Kilis’teki o tarihi konuşmasında aynen şöyle diyordu:
“Tabii Bazı soysuzlar vardır…
Onlar için vatan millet bayrak devlet gibi kavramlar hiçbir şey ifade etmez.
Sorsanız, kendilerine küresel yakıştırmalar yaparlar ama aslında bunların tek vasfı, köksüz olmalarıdır!”
E gel de MİT tırlarını dünyaya ihbar eden, terörist Abdullah Öcalan’ın borazanı gazeteye vekâleten Genel Yayın Yönetmeni olan vatan haini Can’cığı hatırlama…
Gel de “Türkiye DAEŞ’e Sarin Gazı veriyor komşulaaaar” diye cazgırlık eden vatan haini Eren Erdem’i hatırlama…
Gel de “çukur” başında artistik poz veren Kandilli Hasan Cemâl-i PKK’yı anma…
Gel de Rus tasmasıyla hoplaya zıplaya dilini sarkıtıp soluyan Proje Demirtaş’ı anma…
Gel de o bulanık bakışlarıyla Demirtaş’ın elini tutup, “Birlikte iyi salladık” diyen Bilderberg tasmalı Şafak Pavey’i anma…
Hamamönü budalalarını, Susam Sokağı’ndaki İngiliz anahtarlarını anma…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “Manyak mısın sen? AB ile ilişkileri nasıl dondurursun? Vururlar kafamıza çökertirler bizi!” diyenleri anma…
Aman sen de…
Bu kadar “kalay” yeter bu sıcakta!
Hem bunlar ürüse de, kervan yürüyor nasılsa…
Bunlar sokak kedisi gibi elin eşiğinde miyavlarken bilin bakalım Dünya Lideri Cumhurbaşkanı Erdoğan nerede?
Ya asker kışlasında…
Ya fukara sofrasında…
Ya da mülteci iftarında…
Bildiğin sokakta… Milletinin yanında yani…
Oradaaan, oraya…
Kilis’teydi dün gece…
İftarını da herkesten sonra açtı.
Ömründe Kilis’e ayak basmamış, zalim Esed’in katlettiği çoluk-çocuğu umursamamış ne kadar LGBT’li, ne kadar sübyancı, ne kadar Locaefendi’ci, ne kadar Soros Bush çocuğu, ne kadar HDP-PKK-FETÖ-DHKP-C’li varsa oturdukları yerden “twitleri ikiye katlamışlar” “mülteci istemiyoruz” diye…
Hani Cumhurbaşkanı Suriyeli mültecilere “vatandaşlık” müjdesi verdi ya…
Avrupa kovarken içeri aldı ya…
Kıskançlık krizlerine giriyorlar!
Sonra da, “Erdoğan, nasıl oluyor da asrın lideri oluyor” diye şaşırıyorlar!
Baksanıza “Nasıl oluyor da ona da ikna ediyor, buna da” başlıklı gazete yazılarına, ne diyorlar?
“Ahalinin önemli bir bölümü, Tayyip Erdoğan’ın önemli bir lider olduğuna inandırılmış durumda!
Böyle bir güven tesis edilmiş, ettirilmiş!”
Şayet bu patronunun sesi şaşkalozların dediği gibi “lidere güven” zorla olsaydı, bunu kendileri çok kolay elde ederlerdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a milletinin duyduğu “güven” tesis ettirilmiş olsaydı, bunu CIA-MOSSAD tasmalı yerli terörist unsurlar da başarırdı.
Demek ki bu lider gönlün sınırlarına, milletin gönül sınırlarını açma olayı…
Zorla değil yani…
Güzellikle başarıyor!
Örneğin…
“Her zaman söylüyorum…
Bizim ülke olarak resmi sınırlarımız başkadır, gönül sınırlarımız başkadır. Gönül sınırlarımızın hududu, bizim kardeş olarak gördüğümüz ve bizi kardeş olarak gören herkesin yaşadığı yerleri içine alır. Dolayısıyla Suriye’den gelen kardeşlerime diyorum ki: ‘Biz sizi kardeşimiz olarak görüyoruz. Siz de bizi kardeşiniz olarak görüyorsanız, vatanınızdan uzakta değilsiniz! Sadece evinizden toprağınızdan uzaktasınız’ ”
Buyurun işte, hiiiç zorunuza gitmesin! Lider dediğin, olmak böyle bir şey yani…
Açın, konuşmanın tamamını izleyin! Lider dediğin Kilis’ten dünyayı nasıl sallarmış idrak edin!


