--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kılıçdaroğlu CHP’si, proje Selahattin HDP’si hangi ölüleri sever?

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Ölü, AK Parti’ye karşı muhalefet malzemesi olabilecekse ölümdür bu tıynetteki varlıkların gözünde…

Ölüm, eğer Erdoğan’a karşı bir saldırı silahı olarak kullanılabilecekse ancak gündeme alınır.

Ölüler, PKK’lı terörist değilse, DHKP-C’li değilse, hadi uzatmayayım Yasin Börü gibi dindar ailelerin ölüsüyse ne arayan ne de soran olur.

Kur’an kursunda çıkan yangında feci şekilde can veren çocukların, Roboski için kıyamet koparan HDP-PKK’lıların gözünde, ne de Berkin Elvan için kıyamet koparıp, Yasin Börü için susan Kılıçdaroğlu gözünde bir anlamı yoktur.

Ölen Kur’an kursu talebelerinin, ne Yahudi çocukları için gözyaşı döküp, İsrail plajda oynayan Filistinli çocukları katlettiğinde çıt çıkarmayan Locaefendi’nin gözünde, ne de öteki mahalleye yalakalık etmekten bu mahalledeki acıları tınlamaya fırsatı olmayan light muhafazakârlar gözünde zerre kadar kıymeti harbiyesi yoktur.

Çünkü Kur’an kursu öğrencileridir…

Çünkü aileleri, çocuklarının eline silah değil, Kur’an veren, Güneydoğu’dan söküp atmak istedikleri dindar ailelerdir.

Çünkü ne AIPAC, ne SOROS, ne FETÖ ve ne de Marksist PKK tasmalı “barkodlu beslemeler”, Kur’an eğitimi alan çocukların ölümü için üzülmez, sevinir. 

Onlar için “kıymetli ölüler”, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başına kakacakları, AK Parti’yi sorumlu tutacakları, öteki mahalleye şirinlik yapacakları ölümlerdir.

Böyle muhalefet malzemesi ölüleri severler.

Böyle kullanışlı ölüleri baş tacı ederler…

Böyle istismar edebilecekleri ölüleri isterler...

Yoksa ölümleri görmezden gelirler.

Bunların ölümünüzü tınlamaları için Soros-Bush çocuğu olmanız lazım, gerisi hikâye…

•

Önceki gün Diyarbakır’ın Kulp ilçesindeki bir Kur’an kursunda elektrik sobası devriliyor. Sonrası yangın…

Bu faciada altı çocuk feci şekilde can veriyor.

Diyarbakır’da yaşanan bu dramlar, her zamanki gibi arka sokaklara kazılan “hendeklerin”, silahın, terörün, kan ve ölümün gölgesinde sessiz sedasız yaşanmaya devam ediyor.

Tâ 2005’te günlerce sürmanşetten verilen araştırmam, “Kırmızı Işık çocukları”nın dramı gibi… 

“Ateşten gömlek” dediğim çalışmamdaki, “İntihar süsü verilmiş” namus cinayetleri gibi…

Mezarlara su taşıyarak yaşamak zorunda olan “mezarlık çocukları” gibi…

O altı çocuk da tıpkı diğer çocuklar gibi vicdanı buz tutmuş kamuoyunun donuk bakışları karşısında sessiz sedasız gitti…

Sanırsınız ki HDP’li vekiller, koşarak olay yerine gitti.

 Sanırsınız ki, binlerce HDP’li bu çocuklar için de eylem düzenledi!

Sanırsınız ki, eli silahlı çocuklar için açlık grevi yapanların vicdanı, bu çocuklar için de titredi.

Yahu Allah aşkına böyle bir şey mümkün mü ki? Berkin Elvan için kıyamet kopartıp, Yasin Börü için taş kesilen vicdanlardan söz ediyoruz.

Eli silahlı, Marksist çocukların ölümlerinin kutsandığı, Kur’an kursunda yanarak can veren çocukların ölümlerinin umursanmadığı HDP-PKK bakış açısından söz ediyoruz.

Merhum Tahir Elçi için Diyarbakır’a gidip başsağlığı dileyen ama aynı saldırıda terör kurşunlarıyla can veren şehit polislerin evlerine uğramayan, yangında kurban giden altı Kur’an kursu öğrencisini umursamayan CHP’li Kılıçdaroğlu’nun taş kesilen vicdanından söz ediyoruz.

Bu çocukların ölümünü, Kur’an’a ve Müslümanlara hakaret için malzeme yapan Ferhat Tunç’un, “Körpecik çocukları ‘Kur’an öğrensinler’ diye ateşe atanların cehaletine yanıyor insan. İktidarın yarattığı bu karanlıktan besleniyor ölüm” diyebilecek kadar fosseptiğe gömülen ruhsuz cesetlerden söz ediyoruz.

PKK’nın çocuk yaşta dağa götürdüğü çocuklar, esas karanlığa gömülmüyor mu Ferhat?

PKK’nın dağda tecavüz ettiği kız çocukları esas ateşe atılmıyor mu?

PKK’nın kazdığı hendeklerin başına diktiğiniz sokak çocukları hangi cehaletinize kurban gidiyor?

Bunlar nere insanlık nere…

Şşşşşt, neredesiniz feministler?

“Kadına yönelik şiddete hayır” diyenler, niyeyse Hayko Cepkin bir kadını tekmelediğinde sessizliğe gömüldüler.

Hayko Cepkin kadına kafa attığında, görmezden geldiler.

Elime düştüler, dilime düştüler!

Sizi gidi çifte standart feministleri sizi!

Sizi gidi çakma “şiddet karşıtları” sizi!

Bu kadar tırttan feministsiniz işte!

Kadın tekmeleyen Hayko Cepkin ise, “devekuşu” misali kafalar kuma gömülür!

Madem herkes sustu ben konuşayım bari!

Sayın Cumhurbaşkanım, sayın Başbakanım, kadına yönelik şiddete gönülden karşı çıkan Emine Erdoğan Hanım, bu dayakçı Hayko için devlet olarak gereken neyse yapın!

Savcılar, bu sözlerimi suç duyurusu sayın!

Adamına göre konuşan, adamına göre susan kadın dernekleri trene bakar gibi bakadursun. Şiddet gören kadınları bu samimiyetsiz “kadın hakları savunucularının” insafına bırakmayın.

Sahip çıkın! 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle