İçimizde Rusya, İran, Esed, DAİŞ, PKK ittifakına karşı duran kaç “adam” var?
Rusya bugün, Suriyeli elli sivili katletti, Putin kana doymuyor.
Esed, bir timsah iştahıyla yavrularını yemeğe devam ediyor.
DAİŞ, Esed’in “intikam tugayı” gibi hareket ediyor.
Yunanistan, Suriyeli mültecilerin botlarını şişleyerek Ege Denizi’ni ölüm denizine çeviriyor.
PKK, fırsat bu fırsat diyerek, Diyarbakır’ın ciğerlerini söküyor. Cami yakıyor, Kur’an yakıyor, azıttıkça azıtıyor.
Mason Fetullah, memleketi birbirine katan şeytani desiselerine her gün bir ihanet daha ekliyor.
Hasan Cemal’ler, “Hendek” fetişizmleriyle PKK’ya gaz vererek, Cumhurbaşkanı’na inat, memleket yansın diyor.
“Yahudi tasmalı” İstanbul sermayesi, her seferinde ters köşe olsa da, alttan alta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devre dışı bırakmanın yollarını arıyor.
İran, Putin’le omuz omuza Türkmenlere vuruyor.
Eh herkes kendine yakışanı yapacak...
Rus, Rus’luğunu...
Yunan, Yunan’lığını...
Esed, Esedliğini...
İran, İran’lığını...
PKK, teröristliğini...
DAİŞ, DAİŞ’liğini...
İçimizdeki hainler de, yılanlıklarının gereğini yapacak tabii...
Esed’le hatıra fotoğrafı çektikleri gibi, Putin’e “Beştepe’yi de vur abi” diye dillerini sarkıtıp soludukları gibi, PKK’ya gaz verdikleri gibi, Proje Selahattin’i cilaladıkları gibi, Kandil’e çıktıkları gibi, asrın kahramanı Erdoğan’a tısladıkları gibi, PKK’nın kazdığı çukurlara koşup poz verdikleri gibi, PKK teröristlerine cici kız dedikleri gibi ihanette birbirleriyle yarışacaklar.
Çünkü bu çatı yıkıldığı zaman, Fetullah ve casusları gibi çoktan İsrail’e, Ermenistan’a, Almanya’ya, İngiltere’ye topuklamış olacaklar.
O değil de...
Keşke Ortadoğu’da, sınırların yeniden çizileceği bu bıçak sırtı süreçte, bizimkiler de hendek başında poz verenler kadar olsun, Esed’le hatıra fotoğrafı çekenler kadar olsun, Kandil’e çıkanlar kadar olsun “sağına soluna bakmadan, ‘ben varım’ diyecek” yürekte olsalardı! Korkmasalardı, pısmasalardı, “yokmuş gibi” yapmasalardı...
Adam gibi adam olsalardı, karşıt tavır koysalardı, gerektiğinde ayağa kalksalardı, Cumhurbaşkanı’nın yanında adam gibi dursalardı, vefalı olsalardı, sadakatli olsalardı...
Ama neredeeee...
Adamlık neredeee, bu muhannetler nerede...
Vefa neredeee, bu yüksek manevra kabiliyetli Brütüs’ler nerede...
Sadakat neredeee, bu fırtınada gemiyi ilkin terk eden rögar fareleri nerede...
Emin olun, Rusya’dan bir şeycik çıkmaz!
PKK, yukarıdan aşağı, soldan sağa bela olsa bir arpa boyu yol alamaz!
Esed, DAİŞ’i de kuşansa, arkasına İran’ı Rusya’yı da alsa ondan hiçbir fosseptik olmaz.
Yeter ki, en azından güvendiğimiz üç-beş inanmış insan kararlı dursun!
Hesapsız kitapsız...
Projesiz, plansız...
Kim var denildiğinde, “sağına soluna bakmadan ‘ben varım’ diyebilecek kalibrede, yürekte üç beş inanmış insan, yedi düvele karşı insanca, Müslümanca bir duruş sergileyen Cumhurbaşkanı’nın yanında“ yamulmadan dursun!
Düşünüyorum da hesapsız kitapsız, “ben varım” diyecek kaç adam kaldı?
AK Parti’de değil sadece, memlekette adam sıkıntısı yok, adamlık sıkıntısı var. Adam olmak sıkıntısı...
Keşke AK Parti’nin 2020 hedefleri arasına bir de bunu koysalar. Karakter konusunda da bir kalkınma hamlesi tasarlasalar. Bir ayna tutsalar...
İçimizdeki “yamuklardan” öyle yılmışım ki, elimden gelse, 300 Spartalı’dakine benzer bir şeye kalkışacağım.
Karakteri mi yamuldu? Yengeç gibi yan yan mı yürüdü? Fırtına kopar kopmaz gemiyi mi terk etti? Brutüs’lük mü etti? Bu mahallenin “kaymağı” tükenince, kursak derdine düşüp, boynunu Aydın Doğan’ın tasmasına mı uzattı? Papa’nın elini ayağını mı öptü? İsrail’e yalakalık mı yaptı? Türkiye’den mi sıkıldı? B.kçulluk mu yaptı? Cumhurbaşkanı’na “hadi vuysana Rus uçağını” mı dedi?
Tuttuğum gibi uçurumdan aşağı atacağım.
300 Spartalı’dakiler gibi...
Defolu karakterleri...
Yalpalayanı, yamulanı yakacağım...


