--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hüseyin Avni Mutlu için hesap zamanı peki ya diğerleri?

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Gerçek ne kadar gerçek biliyor musunuz?

Hiçbir şey sandığınız gibi değildi.

Hiçbir şey gerçekte, göründüğü gibi değildi.

Güneydoğu’da “it iti ısırmadı”!

FETÖ’nün PKK karşıtı gibi gözükmesi, sadece bir algı operasyonuydu...

Gerçekte, devletin kılcallarına sızmış FETÖ hainleri ile PKK arasından su sızmazdı!

Dışarıdan zıt kutuplarmış gibi gözüken bu iki terörist yapılanma arasında evvelden beri ahbap çavuş ilişkisi vardı.

Mesela YÖK, gelen şikâyetler doğrultusunda Dicle Üniversitesi’ni denetlemek için heyet mi gönderdi?

Dicle Üniversitesi hemen PKK atakları geçirir, rektör ve üst yönetim ise iktidara, “işte biz bu koşullarda mücadele ediyoruz” diye ağlar, vaziyeti idare ederdi. 

YÖK Denetleme Kurulu Başkanı kimdi peki? 

İlyas Doğan... 

Düşünsenize...

Dicle Üniversitesi mahsusçuktan denetleniyorken, Dicle Üniversitesi Rektörü Jale Saraç, YÖK Denetleme Kurulu Başkanı İyas Doğan’la makamında bizi çekiştirirdi.

Bu konuda defalarca yazdım. 

Hatta bir keresinde İlyas Doğan aradı... 

Dicle Üniversitesi denetlenirken, Jale Saraç’la kahve keyfi yapmasının etik olup olmadığını sorduğumda inkâr edemedi tabii... 

Diyarbakır’da FETÖ’nün üst düzey kamikazeleriyle birlikte olduğunu da...

O görüşmede defalarca, “Geçmişte bu örgüte dahil olduğunuz ortada! O halde, 17-25 Aralık sonrası bu bağınızı kestiğinizi, artık FETÖ’cü olmadığınızı söyleyin, ben de köşemde bunu telafi edeyim” dediğimde şifahi olarak dahi bunu dile getirememişti!

Neyse...

Dicle Üniversitesi’ne ne zaman dokunulmaya kalkılsa, anında F Tipi çark harekete geçerdi. YÖK’ü aşan noktalara tırmandığında ise direk Locaefendi müdahil olurdu ve Cüppeli Bülent Arınç, şövalye kesilip ortalığın altını üstüne getirirdi.

Mesela Hevsel Bahçeleri reaksiyonu da, Dicle Üniversitesi’ndeki FETÖ aklının bir semeresiydi. Sıkıştıkları yerde halkın sinir uçlarını irrite ederek terörü aktiflerlerdi. PKK’cıkları da onları mahcup etmez, devletin ve güvenlik güçlerinin dikkatini üzerlerine çekerdi.

PKK’nın bu “cankurtaran” operasyonları da karşılıksız kalmazdı tabii...

Orduya, emniyete ve istihbarata sızmış FETÖ mensupları, PKK militanlarına yapılacak operasyonlarını önceden bildirdiği için PKK bir türlü beklenen zayiatı vermezdi.

Polis yakalar, FETÖ hakim ve savcıları salıverirdi...

Bunlar, milletin gözü önünde cereyan ederdi. FETÖ mensupları, hem devleti, hem de terörü avuçlarının içinde tuttukları için kimse ses çıkaramazdı.

PKK terör örgütü, FETÖ’nün tetikçisiydi.

Beyaz Toroslar dönemi FETÖ infazlarının nasıl gerçekleştiği basında defaatle dile getirildi.

FETÖ militanları koordinatları değiştirdiğinden, PKK hedefleri bombalanmaktan kurtulurdu. Halk bunu duyardı. Bilirdi ama söyleyemezdi.

(Biz sümüklü Locaefendi’ye eli kanlı terörist dediğimiz zaman da, Locaefendi’nin dava bombardımanına maruz kalırdık.

Daha dün, yine eli kanlı terörist Locaefendi’nin açtığı bir ceza davası yüzünden ifadeye çağrıldım mesela...)

Ben, “FETÖ militanları, oyun konsolları üzerinden irtibat kuruyorlar” dediğimde, “yoook, canım, daha neler” diyen FETÖ orijinli ahmaklar, şimdi Dicle Üniversitesi rektörünü ve Hüseyin Avni Mutlu’ya can simidi uzatıyor, AK’lamaya çalışıyorlar!

Cebine harçlık konulan FETÖ yalakası gazete temsilcileri ve muhabirleri de beslemeliklerinin gereğini yapıyorlar!

Bir kısım gazete yazarları da var aralarında, STK’lar da...

Bir yanda vatan, diğer yanda FETÖ avantası varken, onlar vatanın değil, FETÖ’nün yanında durdular! Bu devran hep böyle sürüp gidecek sandılar! 15 Temmuz bu “barkodlu beslemelerin” umurunda bile değil!

Başlarını hâlâ dik tutuyorlar! Çünkü gırtlaklarına kadar b.ka batmış durumdalar!

Katilerle iş tuttular!

Terörist HDP için oy topladılar!

Şehitlerin elleri yakalarında!

İdam geliyor...

Millet idam dedikçe alayının ödü patlıyor.

Diyarbakır’da iki seçenek vardır!

Ya vatan, ya FETÖ-PKK!

Hak yolu ve şer yolu...

Bunlar tercihlerini, güç tutkuları ve çıkarları uğruna terörden yana yaptılar!

Şimdi Hüseyin Avni Mutlu ve Jale Saraç, bu sürecin hem tanığı, hem sanığı...

Hadi Bülent Arınç! Kurtarmaya gücün yetecek mi bilmem...

Ama senin yerinde olsam, yıllardır himaye ettiğin şu insanları içeride yalnız koymam! 

 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle