• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz
TÜM YAZILARI

HSYK kararnamesi, Bekir Bozdağ ve geç gelen itiraflarıyla Hüseyin Gülerce…

10 Haziran 2016
A


Mehtap Yılmaz İletişim: [email protected]

Pensilvanya şeytanı peşimdeyse...

Devletin kılcallarına sızmış FETÖ militanları, gelmişimi geçmişimi didik didik etmekteyse...

Sülalemin adli sicil kayıtlarından, tapu kayıtlarına kadar incelemekteyse...

Eşime, dostuma, okuruma F tipi operasyonlar yapıldıysa...

Aha da şu konjonktürde Locaefendi evime haciz koydurduysa...

Locaefendi beni açtığı davalarla susturmaya çalışıyorsa...

Locaefendi’nin bana açtığı davalarda “payıma” Kamikaze savcılar, F tipi Hakime’ler düşürüldüyse...

28 Şubat sürecinde gitmediğim kadar karakola gittiysem...

28 Şubat sürecinde aranmadığım kadar polis tarafından arandıysam...

28 Şubat sürecinde dolaşmadığım kadar adliye koridorlarında dolaştıysam...

1 Kasım gecesi, “yarın ellerinde kelepçe, cezaevini boylayacaksın” tarzı bin bir türlü F tipi tehdide maruz kalmışsam...

Elbette HSYK kararnamesini en az “atama” bekleyen bir yargı mensubu kadar umursayacağım!

Yargı ile ilgili her mevzuyla alakadar olacağım.

Fetullah Gülen Locaefendi’nin söylediklerini unuttunuz mu?

Ne diyordu?

“İcabında mahkemenin altını üstüne getireceksin. 

Avucunun içine alacaksın. 

Arkadaşlara diyorum ki ben, bin döktüreceksin, belki geriye biri dönecek... Bir milyar vereceksiniz, on milyonluk tazminat davası alacaksınız. Yani bu da mahkûm etmektir. 

Avukat da kiralayacaksınız, hâkim de kiralayacaksınız... Önemli olan kazanmaktır yani...”

Yargı içinde böyle bir FETÖ yargı sistemi kurduysa...

Elbette daha müteyakkız olacağız!

Zerre kadar adamlığımız varsa, ölürüz de memleketi bu sinsi hainlere bırakmayız!

Memleketi de, yargıyı da, bürokrasiyi de, siyaseti de, PKK ile ittifak edecek kadar şirazesini kaybetmiş bu yılanlara mesken yapmayız!

Ölmek vaaar, dönmek yok!

Polis şehidin karnındaki bebek için...

PKK’nın Çukur Savaşı’nda yiten şehitlerimiz için...

Canlı bomba saldırılarında canı yanan herkes için...

Adamsak, bu düzenin çarkına çomak sokarız!

Yargının FETÖ prangalarından kurtulması için elimizden geleni yaparız!

“Ima kimsa bişi yapmıyokiııı, bana naeee” diyenler gitsin işine...

Korkaklar sinsin tüneklerinde...

Yorulduk diyenler aylaklık etmeye devam etsin yine...

Cayanlar, 1 Haziran’da çözüldükleri gibi dönsün yine FETÖ’ye...

Bir başımıza kalsak da, ölmek var, dönmek yok bu mücadelede!

Allah’ın izni ve inayetiyle!

Dün bu duygular içinde Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı’na açık mektup yazdım!

Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ, bildiğiniz gibi yüce gönüllü ve nezaket sahibi bir makam sahibi...

Devlet adamlığı konusunda gerçekten takdir ettiğim, çalışmalarını dikkatle takip ettiğim ve FETÖ ile verdiği mücadeleye tanıklık ettiğim sağlam duruşlu biri...

(Size bir sır vereyim... Bir de sürprizim var!

Yakında görüşeceğiz!)

Eveeet, oraya buraya çekiştirilen HSYK kararnamesi için ne dedi Adalet Bakanı Bekir Bozdağ?

Hiç eğip bükmeden...

Açık, samimi ve içten konuşarak...

HSYK kararnamesinin çok büyük bir kararname olduğunu...

3746 yargı mensubunun dâhil olduğu bu kararnamede elbette hata payı ihtimalinin de olacağını...

Lakin sonraki süreçte “sızmalara” karşı incelemeler yapılmayacağı anlamına gelmediğini söyleyince inanın “kızgın kumlardan, serin sulara atlıyor gibi” bir ferahlık hissettim!

Şöyle bir derin nefes alıp, arkama yaslandım.

Güven duymanın, FETÖ karşıtı bir ruh üzerindeki sedatif etkisi bu işte!

Allah eksikliğini vermesin Bekir Bozdağ, iyi ki varsın!

¥

Ben 2014’te, “Fetullah Gülen’in Sopası”nı yazdığımda “nayırrr, yalannn” demişlerdi.

“Meşhur sopasıyla evli barklı adamları öldüresiye dövdüğünü” yazdığımda “iftira” demişlerdi.

Beni hedef göstermiş, vahşice linç etmişlerdi.

Mülaaneler, beddualar, tehditler, hakaretler ve daha neler neler...

Locaefendi onlar için hoşgörü abidesiydi ben ise fitne...

Eeeee?

Buyurun Hüseyin Gülerce birebir şahit olmuş işte!

Merak ediyorum da... Acaba Hüseyin Gülerce o dönemde neden sustu?

Ne vardı yiğitçe meydana çıkıp, Mehtap Yılmaz “doğru” söylüyor deseydi...

Demedi...

Sindi...

Kazanan, kaybeden, henüz bu kadar belli değildi çünkü...

Sessizce bu bela çukurundan sağ çıkıp çıkmayacağımı seyretti.

Yılanın kendisine dokunmasını...

Neyse...

Yine de bu “itirafı” küfürbaz cemaat abilerinin ve ablalarının yüzlerinde buruşturmak istedim...

İyi hissettim yani...

Yalnız...

Niye bu FETÖ dönmeleri “itiraf ederken” taksit taksit eder, anlamış değilim!

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23