Hadi, “Muhatabımız Başbakan’dır, Erdoğan değil” desene Martin Schulz!
Adam mı, madam mı bilmem...
Rumuzu @Baskentci...
Duyduğuma göre Hamamönü “Susam Sokağı” sakinlerinin, Kurbağa Kermit’i...
Gazianteplilerin deyimiyle her fırsatta “avrat” gibi dedikodumu yaparken suçüstü ediliyor. Balgat’taki şu eski tüfeklerin takıldığı nargileciye uğruyor. Atıyor, tutuyor...
Dostlar sağ olsun...
Haberdar ediyor...
Cüppeliden az daha harçlık koparmak uğruna, “mihtip yilmisss bunu didi ifindimisss, kovilicik efendimisss” gibi el ovuştura ovuştura beni çekiştiriyor...
Tedavülden kalkmış İngiliz Bandrollü Susam Sokağı sakinlerinin karşısında emme basma tulumba gibi eğilip, doğrularak parti dedikoduları yetiştiriyor.
Mesela partide Cumhurbaşkanı muhaliflerinin gün be gün arttığını... AK Parti iktidarının, “medet ya cüppeli Bülent” diye kurtarılmayı umduklarını...
7 Haziran olmadı, 1 Kasım’a...
Kış olmadı, bahara...
Bahar olmadı, yaza...
Darbe olacağını...
Er ya da geç Erdoğan’ı devirmeyi başaracaklarını...
Meydanın Susam Sokağı sakinlerine kalacağını...
Kısacası kendi çalıyor, kendi söylüyor...
Kendi yazıyor, kendi oynuyor...
Gülecek ne var bunda?
Üzerine “ölü toprağı” serpilmiş Susam Sokağı sakinlerine heyecan vermeyi başarıyor mu? Başarıyor...
Beleşten rızkını kazanıyor mu? Kazanıyor...
Yememiş yığmış eski tüfekleri...
Paslı çelikleri...
Kurtlu çınarları yani Cumhurbaşkanı hasetlileri bir güzel söğüşlüyor mu, söğüşlüyor...
Bu da bu zibidinin geçim kaynağı yani... Kurban olduğum Allah, uyuz köpeğin dahi rızkını ihsan ediyor.
Neyse işte...
Baktım üstüne vazifeymiş gibi “kabineyi” açıklıyor...
Yazık... Millet de sandığı gibi hissetmesini sağlıyor...
“Yahu zaten tüm haber kanalları bangır bangır bağırıyor, meymenetsiz bir dedikoducuya mı kaldı bu iş?” demiyor.
Yazık o da kendini yere atmış, haşereler gibi debelene debelene ağlıyor.
Kendi için bir şey bekliyorsa namerttir.
Her şey Cüppeli Arınç için...
O başbakan olaydı der gibi ağlıyor.
Siyaset literatürüne “Hüseyin Çelik stili makam isteme yöntem ve araçları” olarak girecek, “kindim için diğiiil, Abdullah Gül başbakan olsun dimiştim” edebiyatıyla Susam Sokağına “zarf” atıyor.
Karnına bastırılmış kurbağa gibi gözleri pörtlemiş bir halde vıraklıyor...
Dersin, bizim Nasreddin Hoca’nın nişadır sürüp hız gaza getirdiği merkebi...
Oraya buraya çifte ata ata bilinçsizce koşturuyor...
Bay J gibi, “ben şizofren diğiliiim, ben şizofren diğiliiim” diye diye hem de...
Yahu Binali Bey, Diyarbakır’a gitmeden bir sevaba gireydi iyiydi...
Ne vardı yani kabinede bir danışmanlık falan verselerdi de sesi kesilseydi?
Düşerdi mahallenin yakasından, huzur gelirdi...
•
Başbakanlığa Yıldırım düştü iyi mi?
Gelsin köprüler, gelsin yollar...
Havada, karada, denizde, yeraltında... Bu adamı kim tutar?
Konuşmasında en çok takdir ettiğim, “Başbakanımız Davutoğlu” diye başlayan takdir dolu cümlesi oldu.
Acaba bu girizgâhın Susam Sokağı’nda meteorolojik etkisi nasıl oldu?
Başbakan Davutoğlu, arayıp tebrik edince kimler uyuz oldu?
Sahi muhatabın kimdi Schulzzz?
Hadi amaaa...
Tekrar deneee...
Yaz olmadı kışa...
Kış olmadı bahara...
Bahar olmadı hoooop yeniden dön ve bir daha başla...
Dene ama yılma...
Erdoğan’a çemkirecek daha çoook fırsatlar ararsın nasılsa!


