Erdoğan’a Kırmızı Kart Göstersen Ne Oluuur, Göstermesen Ne Olur, Sen Kimsin Hasan Cemal?
Okyanus ötesinden manşet attırmış…
Okyanus ötesinden işten kovdurtmuş…Okyanus ötesinden “atama” yapmış…
Okyanus ötesinden gazetelere çöküp, kendi medya gücünü oluşturmuş…
FETÖ medyasından gazetecileri hedef göstermiş…
FETÖ ininden iktidarı, gazetecileri tehdit etmiş…
Twitter’daki “ücretli” trolleriyle köşe yazarlarını yuhalatmış…
Twitter’daki “besleme” Gülenistleriyle köşe yazarlarını tehdit ettirmiş!
“Kendisine ancak hoşlandığı soruları soran yandaş gazetecileri, yalaka siyasileri, besleme bürokratları huzura kabul etmiş, “gazeteci diye ancak” malikâne soytarıları’yla rahat etmiş…
Twitter’ı, Erdoğan’a karşı bir savaş silahı, intikam aracı haline getirmiş..
YouTube’da maskesini düşüren videoları kapattırmış...
Sosyal medyadaki “barkodlu besleme” Gülenperestleri, köşe yazarlarının başına bela etmiş...
Fetullah Gülen’i eleştirenlerin İnternet dilini kesmek için, gazeteci yazarlara yüzlerce dava açmış…
Kendisi gibi düşünmeyenleri Firavun, şeytan, Yezid, kâfir, cehennemlik ilan etmiş...
Hoşuna gitmeyen kararlar alan yargı mensuplarını “yandaş” diye fişlemiş…
Kurban paralarıyla Bank-ananasya kurup, bunun üzerinden piyasa mühendisliğine soyunmuş…
Yahudi sermayesine peşkeş çektikleri sermayeyi Anadolu’ya iade eden iktidara kılıç çeken, siyaset mühendisliğine kalkışan, “hıyanet içindeki” TÜSİAD başkanlarını göklere çıkararak alkışlamış…
Yasa dışı yollarla dinlediği, fişlediği, şantaj-montaj kasetlerle “tehdit ederek kontrol ettiği”, sermaye sahiplerini etkisiz hale getirerek casus FETÖ’ye menfaat sağlamış…
Devletin mahrem bilgilerini dış istihbarat servislerine satmış!
Terör örgütü PKK’ya istihbarat desteği vermiş!
Yargı’da, TSK’da, Emniyet’te, İstihbarat’ta kadrolaşarak, devlet kesesinden vatan haini militanlarını devşirmiş!
Evet, bu casus FETÖ’ye çıtın çıkmayacak…
Gülen’i tek satır eleştirmeyeceksin… Lakin iki kişiden birinin oyunu alarak Cumhurbaşkanı olan Erdoğan’a karşı dilin bir karış uzayacak!
Demek ki senin takıntın demokrasi değil Hasan Cemal, Erdoğan’sız demokrasi…
Hukukun üstünlüğü değil, Erdoğan’ı mahkûm edecek üstünlerin hukuku…
Yargı bağımsızlığı değil, yargının Erdoğan’dan bağımsızlığı… Erdoğan’a savaş açan FETÖ barkodlu yargının bağımsızlığı…
İfade özgürlüğü değil, Erdoğan’ın ve davasına inananların ifade özgürlüğünü kısıtlayan, senin kafa yapına mahsus bir ifade özgürlüğü…
Eğer gerçekten “ifade özgürlüğü” konusunda “takıntılı” olsaydın, bir kez olsun FETÖ tarafından susturulmaya çalışılanların ifade özgürlükleri için de kafa yorardın.
Eğer bu alkışlanası idealler konusunda samimi olsaydın, Gülen’in kalemine çöktüğü, davalarla susturmaya çalıştığı basın mensuplarının özgürlüğü için Gülen’e protestonu çeker, “kırmızı kart” gösterirdin.
Senin takıntın “medya bağımsızlığı” olsaydı, FETÖ kölesi basının prangalı köleleri için de bir çift laf ederdin.
Senin takıntın “farklılıklara saygı” olsaydı, Erdoğan’ın “farklılığına” da saygı gösterirdin.
Senin takıntın “tüm hayat tarzlarına saygı” olsaydı, kendi hayat tarzının dışında kalanların hayat tarzlarına da saygı gösterir, aşağılamaz, “öteki”leştirmezdin.
Senin takıntın, “kadın-erkek eşitliğine saygı” olsa, gopal alıp dağlara düştüğünde, PKK’lı kadınların trajedisini görmezden gelmezdin.
Senin takıntın Kürt Sorununun çözümü olsa, dağlarda PKK militanlarıyla geçirdiğin zaman kadar, şehit yakınlarıyla da zaman geçirirdin. Onları da anlamaya çalışırdın. Onların acılarına da ortak olmaya çalışırdın.
Kazaya kurban giden Berkin Elvan’ın ailesinin acısını gördüğün kadar, vahşice katledilen; camdan aşağı atılan ve üzerinden arabayla geçilen Yasin Börü’nün ailesinin acısını da görürdün! Demek ki asıl derdin “Kürt sorununun çözümü” değil, PKK lehine çözümü!
Senin takıntın, “Kürtlerin demokrasi içinde ‘eşit vatandaşlık’ haklarını kazanmaları” değil, Marksist ve şiddet yanlısı Kürtlerin hakları ve kazanımları…
“Bu memleketten defolup gideceksiniz. Bize uzattığınız o keleşi size çevirmesini biz çok iyi biliyoruz” diyen HDP’li vekil Burcu Ç. Özkan’ın hak ve kazanımları…
“PKK’nın öyle bir gücü var ki, sizi tükürüğüyle boğar” diyen HDP’li vekil Abdullah Zeydan’ın hak ve kazanımları…
“Biz sırtımızı YPJ’ye, YPG’ye ve PYD’ye yaslıyoruz bunu söylemekte ve savunmakta hiçbir sakınca görmüyoruz” diyen HDP eş başkanı Figen Yüksekdağ’ın hak ve kazanımları…
Sen ve Cengiz Çandar gibi üst akıl triplerine giren megalomanların gerçek takıntısı “eleştirel düşünceye saygı” değil, sizin kontrolünüzde olan, isteklerinize “kayıtsız şartsız” itaat eden, “edilgen” yani iktidar olan ama muktedir olamayan bir iktidar anlayışı!
Senin takıntın, “Ayakkabı kutuları(!)nı” görürken, CHP’lilerin yolsuzluklarını; Gamze İlgezdi’nin rezidanslarını, DHKP-C’li eniştesinin burjuva hayatını görmezden gelmeni sağlayacak kadar hastalıklı bir Erdoğan takıntısı…
Anlatabildim mi asıl takıntını Hasan Cemal?
O Cumhurbaşkanı, sen değilsin! O yüzde ellinin oyuyla Cumhurbaşkanı oldu, ya sen? Yahudilere selam çakmakla “level” atlamaya çalışan, derkenar olmuş, raf ömrünü tüketmiş birisin.
Şimdi sen bu kalibrenle Erdoğan’a kırmızı kart göstersen ne oluuuur, göstermesen ne olur?


