--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Diyarbakır’da bum!

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Yahu CNN akıllılar!

Ne diye devlet, HDP mitingine bomba koysun ki?

Ne diye aleyhine olacağını bile bile kendi ayağına sıksın?

Ne diye Diyarbakır’da kaşıkla topladığını kepçeyle dağıtsın?

Ne diye dişiyle tırnağıyla bu seviyeye taşıdığı “Çözüm Süreci”ni ateşe atsın?

Ne diye koskoca bir devlet böyle tutarsızca, böyle ahmakça bir iş yapsın? 

Bu iddialar akıl karı değil!

Hiç mi akıl yok bu operasyonu devletin üstüne yıkmaya çalışan “barkodlu”, “besleme” kafalarda?

Devlet kafayı mı yedi ki, seçim arifesinde “çözüm süreci”ni kendi eli ile sabote etsin. 

Herkese lo lo bize de mi lo lo?

 Şu kadarını söyleyeyim…

Belli ki bomba birilerinin imdadına yetişti.

Mitingin altını üstüne getiren bombanın üstüne, mal bulmuş mağribi gibi atlamalarından belli…

Cumhurbaşkanına, Başbakan’a kapalı telefonların, CNN’ye açık olmasından belli…

Şimdi, Diyarbakır’daki patlamada, Kürtlerin kopan, kolları, bacakları…

Katillerin kanlı parmak izleri var…

Bu utanç yeter anlayana! 

Bu günah yeter!

Bir de utanmadan…

Devlet’e, “bombalı” saldırı için özür dileme çağrısı yapılıyor. 

Daha önce o bögede binlerce insanı katlettiren kendileri değilmiş gibi…

Savaş alanına dönen Diyarbakır’dan, ümitleri yıkılan Diyarbakırlılardan özür dilemişler gibi…

Tipik CNN kafalılar işte…

Gezi zekâlılar…

Daha ne diyeyim ki?

••

Eğer bombayı devlet koysa, hâlâ dağda kırda bayırda elinde keleşle terör estiren PKK’nın gözünden kaçar mı?

Kaçmaz…

Eeee? 

Ne öyleyse?

Bombayı koyan hangi ittifak sizce?

Madem hal böyle… Kurtlar Vadisinde gerçeği görmek için, isli, puslu, dumanlı havada gözünü kapamak değil, açmak lazım!

İşaret edilen yere değil, her yere bakmak lazım!

Başkalarının gözüyle değil, kendi gözünle görmek lazım!

Taşeronların, “barkodlu beslemelerin” aklıyla değil, kendi aklınla anlamak lazım!

Ah benim memleketim…

Diyarbakır susmuş… Diyarbakır sessiz… Surların gölgesinde büyüyen gölgeler, her yanı sarmış… Arka sokaklar yapış yapış ifritlerle dolu, tekinsiz… ama… 

Peygamberlerin parmak izlerine dokunabilirsiniz yine de…

Sahabelerin ruhları, tenhalarda gezinir.

En karanlık sokaklarında, sahabe mezarları, ifritlerin gözlerini kör eden “deniz fenerleri” gibidir…

Simsiyah dalgalar vursa da Dicle’nin kıyılarına…

Evliyalar, her seferinde doludizgin, bu şehrin imdadına yetişir.

Surların göğsüne başınızı yaslarsanız, nal seslerini duyabilirsiniz …

At kişnemelerini… 

Allah, Allah seslerini…

Bu yüzden işte… Yese kapılma… 

Bu da geçer elbet sevgili şehrim…  Elbet bu gece de geçecek… 

Mor dağların ardından gün doğmak üzere… Şafak söktü… Hadi uyan… Rehavet sana göre değil! Hadi… Acele et… “Kalk ayağa! Dimdik doğrul ve sevin!” 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle