Diyarbakır dağ gibi, volkan gibi konuştu...
Diyarbakır sustu…
Dicle sustu…
Sur sustu…
Kırklar Dağı sustu…
Kurşunlu Cami’de ezanlar, Hz. Süleyman Camii’nde şehit sahabe atlarının kişnemeleri, nal sesleri sustu…
Sur sokaklarında huzur dağıtan Peygamber ruhlarının ayak sesleri sustu…
Mekke ve Medine’den sonra en çok peygamber ve sahabe mezarının bulunduğu Diyarbakır sokaklarında artık silah sesleri duyuluyordu…
Yasin Börü’nün çığlıkları…
Hasan Gökgöz’ün feryatları…
Yetim çocukların Arş-ı Âlâyı ihtizaza getiren hıçkırıkları...
Şehit naaşları vardı sokaklarda…
İnsanların çaresizliği…
Açlığı, susuzluğu…
Ölüm korkusu…
Suskunluğu…
Ama…
“Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardı
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardı
Yanmışsa, külünden yapılan bir hisar vardı
Diyarbakır’da, yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardı
Sırların sırrına ermek için şehrimde anahtar vardı.”
Bu yüzden Diyarbakır’dan hiç umut kesmedim…
“Senden umut kesmem!” dedim…
Çünkü biliyordum…
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır.
Allah sevgisi, Muhammed(sav) sevgisi vardır.
İman kuvveti vardır.
Elbet bir gün konuşur dedim…
Karacadağ gibi, volkan gibi patlar…
“Ateş püskürterek, lav püskürterek” konuşur…
Bahar gelir…
HDP’yi eze eze…
PKK’yı üze üze…
FETÖ’nün yollarını kese kese…
Muhammed (sav) bir insan seli olur ve Dicle havzasına akar böyle!
“Biz, kısık sesleriz...
Minareleri, sen ezansız bırakma Allah’ım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler... Göğü de,
kehkeşansız bırakma Allah’ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah’ım!
Bize güç ver... Cihat meydanını,
Pehlivansız bırakma Allah’ım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah’ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah’ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah’ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah’ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız…
Ve vatansız bırakma Allah’ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah’ım!”
Hz. Süleyman Cami’yi, Ulu Cami’yi…
Sen cemaatsiz bırakma Allah’ım!
Bizi nefessiz, susuz, Sur’suz…
Diyarbakır’sız bırakma Allah’ım!
Sahabe kanlarıyla yoğrulan bu toprakları…
FETÖ’ye, HDP-PKK’ya çiğnetme Allah’ım!
İşte yok etmek istedikleri Diyarbakır ruhu bu!
Yok etmelerine izin verme Allah’ım!
Diyarbakır’ı özledim…
Diyarbakır’ı huzurlu görmeyi…
Allah nasip etti…
Diyarbakır’da bahar geldi…
Çiçekler açtı…
Şehrin üstüne çöken HDP-PKK-FETÖ kasveti biraz olsun dağıldı.
Allah, Resulullah’ın kanatları altına biriken bu insanları, bu terör örgütlerinin belasından korusun!
Diyarbakır, aşkım, sevdam, memleketim huzura kavuşsun…
Yok, biliyorum gündemde her şey var!
Ama affedin…
Bugün aklımda, yüreğimde, ruhumda, canımda sadece bir şey…
Bu şey…
En güzel şey var…
Size bir sır vereyim mi?
Bugün bencilce, Diyarbakır’daki bu aşktan çağlayanı doya doya seyretmek istiyorum.
Yazım için yarını yarını bekleyin…
Hasretime verin…
Beni azıcık idare edin…


