--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Cumhurbaşkanlığı Resepsiyonu...

Mehtap Yılmaz
Mehtap Yılmaz

Cumhuriyet Bayramı resepsiyonu için Külliye’deydik...

Açılış, Kur’an tilavetiyle yapıldı...

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde herkes birden bıçak gibi sustu...

Aydın Doğan, oturduğu bankta huşu içinde, okunan Kur’an’ı dinlerken, eminim bugünleri görmeyi nasip eden Allah’a şükrediyordu.

Asıl dikkatlerin odağında olan diğer bir isim, 15 Temmuz sonrası aniden U çeken Bülent Arınç’tı...

Cumhurbaşkanı salona girerken yüzünü görmeliydiniz... Hamamönü, Susam Sokağı’ndaki ak saçlılardan birinin bu manzaraya tahammül etmesi eminim kolay olmadı.

Ama tahammül etmeyecek de ne yapacak? Çaresi yok... Ya gelmeyecek ya da mecbur katlanacak...

O da öyle yaptı... 

Katlandı...

Yazık...

“A aaaa, yüzü tutuyor mu gelmeye hâlâ?”, “Ayyyy, yakınının düğününde açık açık Erdoğan gidici demesine rağmen...” fısıltıları arasında, lüp lüp götürdüğü ikramları atıştırmayı bırakıp, öylece dondu kaldı! 

Hamamönü Susam Sokağı maceralarını sık sık köşeme taşıdığım… Bereket uzaktaydı...

Üzerine bir de beni görse, sekte-i kalpten Nevzat Yalçıntaş’ın yanını boylardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yaptığı sinsi muhalefetten ötürü hepimizin öfke odağı olan 15 Temmuz “bodrum kaçkını” bu adam mıydı?

İnanın çok şaşırdım!

Bir o mu ki?

Brütüsler...

Erdoğan gidici diye mücadelesini trübünlerden seyreden “sözde” dostlar, vefasız arkadaşlar, iç pazarlıklılar, muhannetler...

Cumhurbaşkanı hakikaten çok âlicenap, asaletli bir lider...

Davetlilere bakınca, tahammülünün sandığımızdan da sınırsız olduğunu yakinen görebiliyor insan.

Bulunduğu makamı, sonuna kadar hak edecek soylu bir siyaseti tercih ediyor! Asaletli bir mücadeleyi...

Bana göre 17-25 Aralık sürecini tribünlerden izlemeyi tercih eden, yüksek manevra kabiliyetli bir kısım insanlar, bu iyi niyeti hak etmiyorlar!

Çünkü bu kibir budalaları...

Uzaktan kumandalı İngilizanahtarları...

Üst akıllar...

Erdoğan’ın stratejik dehasına dil uzatanlar...

Kendileri olmazsa, Erdoğan hiçbir şeyin üstesinden gelemez sananlar...

Pek çoğu, kendileri olmadan bilakis şaha kalktığını hâlâ göremiyorlar!

Sadece 15 Temmuz FETÖ darbesi sonrası baktılar ki kazanamadılar, “ayyyyy çok pardon, yanlış oldu vallahi” edebiyatı yapıp yine hoooop köşelerine atladılar!

Ellerini taşın altına koymadılar!

Ama baktılar ki yooook, Uzun adam kazandı!

Ölmedi, yaşadı...

Kaçmadı, kaldı...

Korkmadı, savaştı...

Pes etmedi, direndi...

El mecbur, yumuşadılar!

İşte tam da bu yüzden “güveni” hak etmiyorlar!

Bunlardan ne köy olur ne kasaba...

Millet de farklı düşünmüyor bu yengeç gibi yan yan yürüyen bu vatandaşlar hakkında!

Neyse...

Gelelim organizasyona...

Organizasyon sade ama şıktı...

Milletin değerleri gözetilerek düzenlenmişti...

Rengarenk bir katılım vardı.

Millet oradaydı yani...

Yıllardır direndikleri, düşmanlık ettikleri düzen buydu işte!

Kur’an okundu da ne oldu?

Kime ne zararı dokundu?

Eskiden olsa, Kurbağa edebiyatı yapan paranoyaklar, karnına bastırılmış gibi,

“Türkiye İran olacaaak!”

“İrtica hortladıııı”

“Gericiler Cumhurbaşkanlığı’ndaaaa...” diye hoplaya-zıplaya vıraklarlardı!

E ne oldu şimdi?

Türkiye İran oldu mu?

Ha şimdi tutmayın beniii diye bunlara deli gömleği giydirip tımarhaneye yatırmak lazımdı ama, neyse ki kindar değiliz, o günler geçti, gitti... 

Gençliğimizi bu akılsızlıklarla yediler ama biz onların ihtiyarlıklarını benzer bir akılsızlıkla yemeyiz, intikamcılık bizi bozar...

 

Mehtap Yılmaz Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle