Charlie Hebdo için yürüyenler, Nizami için de yürüyecek mi?
|
F |
ransa, ilk kez 2014’te Alevi federasyonunu Cumhurbaşkanlığı düzeyinde ağırladı.
Müslümanları, Hz. Ali’yi çok mu umursuyordu sizce?
Yoksa Avrupa ülkelerinin leş kuşları gibi tepesine üşüştüğü Ortadoğu’da mezhepçiliği körüklemek gibi gizli bir ajandaları mı vardı?
Derken bundan bir yıl sonra Fransa’da Hz. Muhammed (sav) yönelik çirkin karikatürler yayınlayan Charlie Hebdo’ya bir saldırı oldu.
Hatırlarsınız...
Memlekette herkes Charlie Hebdo’cu oldu.
FETÖ medyası kan ağladı.
Cumhuriyet’in manşetine ateş düştü.
Birgün “bağnazlar” diye haykırdı.
Leman, Charlie’yi “kapak” yaptı.
Sosyal medyada “Hepimiz Charlie’yiz” ruhu doruk yaptı!
Dünya, emsali görülmemiş bir duyarlılıkla teröre karşı omuz omuza durdu!
Elliye yakın ülkeden devlet ve hükümet başkanı, Charlie Hebdo saldırısını protesto etmek için Paris’e koştu, kol kola yürüdü.
Başbakan Davutoğlu da oradaydı...
Davutoğlu, Charlie Hebdo saldırısını protesto etmek için Fransa’da üstelik kalabalığın ön safında, diğer liderlerle kol kola yürümüştü!
Fransa ne yaptı peki?
Fransa Cumhurbaşkanı Holland, Başbakan Davutoğlu’nun jestinden tam bir ay sonra, PKK’lı teröristleri Elysee Sarayı’nda “devlet başkanı” protokolüyle ağırladı.
Fransa buydu işte...
Avrupa buydu...
PKK’nın canlı bombalarının hedefi olan Türkiye bu kadar umurlarındaydı!
Ardı arkası kesilmeyen PKK katliamlarında kurban giden insanlarımızı Avrupa ülkeleri bu kadar umursuyordu.
Diyarbakır canlı bomba saldırısı...
Suruç katliamı...
Ankara’da, İstanbul’da gerçekleşen canlı bomba saldırıları...
Güneydoğu’da HDP-PKK’nın elli kişiyi hunharca katlettiği Kobani Eylemleri...
PKK’nın çukur tuzakladığı Sur, Cizre, Nusaybin’de yiten canlarımız, Avrupa’nın bu kadar umurundaydı.
Bu yüzden FETÖ sermayesi için “cüppe giyerim haaa” diye parmak sallayan Bülent Arınç’a, “Nizami için neden susuyorsunuz” diye sormak hakkım!
Abdullah Gül’e, “neden susuyorsunuz?”, “Müslümanlar etle tırnak gibi midir gerçekten? Sökülüyor tırnaklarımız. Etiniz acımıyor mu?” diye sormak hakkım!
Fransa’daki Charlie Hebdo saldırısını protesto etmek için ön safta yürüyen Başbakan Davutoğlu’na, “Nizami için de protesto yürüyüşüne katılacak mısın?” diye sormak hakkım!
Cemaat-i İslami partisi lideri Nizami’nin, infaz edilmeden saatler önce kaleme aldığı veda mektubunda sorduğu gibi “Senin kardeşin benim. Bu katillerle niye anlaşıyorsun?” diye PKK ile ittifak eden FETÖ tasmalılara sormak hakkım!
Avrupa Birliği ile ilişkileri dondurduğu için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Manyak mısın sen? AB ile ilişkileri niye donduruyorsun? Vururlar kafamıza çökertirler” diyen Yusuf Kaplan’ın kafasına Nizami’nin bu cümlelerini vurmak hakkım: “Acıyı onlar çekiyor da size pay düşmeyecek mi zannediyorsunuz? Daha ilkokulda öğretmene şikâyet edilmekten korkanlar! Sizi Allah’a şikâyet etmeye gidiyoruz. Her yaptığınızı, her yapmadığınızı, her söylediğinizi, her sustuğunuzu, her gördüğünüzü, her gözünüzü kapadığınızı, her oturuşunuzu, her kalkmayışınızı bir bir not aldım. Her şeyi anlatacağım.”
Nizami gibiyim ben de...” Korkmuyorum. Ardımda pişmanlıklarım var ama üzgün değilim. Kırgınım.
Sözünü unutanlara, kardeşinin elini tutmayanlara, düşeni kaldırmayanlara.”
Ayyyynen Cumhurbaşkanı’nın dediği gibi, “Avrupa’nın bir gülücüğü için, AB’nin hoşuna gitmesi için” teröre meydan verecek değiliz.
Yaratıcıyı üzecek değiliz!
Müslüman mazlumları sahipsiz bırakacak değiliz!
“Bir araya geldiklerinde sadece aynı anda ayaklarını yere vursalar dünyayı sallayacak kalabalıktaki sizler, kardeşlerim. Sizin gözünüzün önünde yürüyeceğim ipe. Korku görmeyeceksiniz. Endişe sezmeyeceksiniz. Öfkemi de beraberimde götüreceğim” diyen Nizami için de yürüdüğünüzü...
Üzüldüğünüzü...
Tepki gösterdiğinizi görünceye kadar, böyyyle yazıp duracağım.
Hoşunuza gitse de, gitmese de Nizami’nin beni de Allah’a şikayet etmesinden korkarak, sahip çıkanlardan olmaya kararlıyım!
Hoşunuza gitsin veya gitmesin...
Bu da benim kararım!
Vallahi helal olsun Yalçın Akdoğan’a!
Kan-Dilli Kılıçdaroğlu’nun ağzının payını ne güzel vermiş!
“Kılıçdaroğlu işlerin kanla yürüdüğü bir yer özlemi içindeyse Bangladeş’e gitsin. Orada siyaset idamlarla şekilleniyor!”
Şimdi yürüüü Kılıçdaroğlu!
Anca gidersin...
Rüyalarındaki “Siyasetin idamlarla şekillendiği” ülke orada işte!
Milli iradeyi ipe çeken ülke orada...
Müslüman bir liderin boynuna yağlı urganı geçiren ülke orada...
Hatırlayalım...
CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin ne demişti 7 Haziran seçimleri öncesinde?
“8-9 Haziran’da ilk iş o kirli gazetelerin tamamına el koyacağız!”
Ya işte PKK’lı Sakine Cansız’a ağlayan Kılıçdaroğlu!
PKK’lılarla CHP’yi dizayn eden Kan-dil’li Kılıçdaroğlu!
Senin yerin orası!


