Can’cık Karısını Koyup Kaçtı, Vatanını Satıp Kaçtı, Sıra Almanya’da!
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın, PKK/PYD teröristlerini Elysee Sarayı’na özel davet ettiğini ve krallar gibi ağırladığını ne çabuk unuttunuz?
E teröristleri Cumhurbaşkanlığı düzeyinde ağırladı da ne oldu?
Ne kazandı?
Etme bulma dünyası...
Allah müstahaklarını verdi tabii...
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, sıkça ifade ettiği gibi “teröre yardım ve yataklık ettikleri” o terör, bumerang gibi döndü, dolaştı ve Fransa’yı da vurdu.
Türkiye’nin canını yakan PKK terörüne Fransız kalanlar, belalarını buldu!
Geçmiş zaman tabii ama bana göre yine de Ahmet Davutoğlu, Charlie Hebdo saldırısı sonrası Fransa’ya giderek hata etti! Danışmanı, her fırsatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “ısıran” yazılar yazan Etyen Mahçupyan’dı tabii...
“Eeee? Gitmeyip de ne yapmalıydı peki?”
Onların bize yaptığını...
Yerinde oturup, Fransa’nın terörle mücadele yöntemleri konusunda “endişelenmekle” yetinmeliydi!
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’ın, teröristlere karşı diktatöryal ve agresif bir tutum izliyor olduğunu, söyleyebilirdi.
“Sizin OHAL barbarca ama bizim OHAL farklı” diye gevrek yorumlar yapabilirdi.
Burada şunun altını çizmek lazım tabii...
Biz, nasıl bir ihanete uğrarsak uğrayalım...
Dost ülkelerce ne kadar sırtımızdan vurulursak vurulalım...
Terör örgütlerinin saldırı ve ihanetleri karşısında ne kadar yalnız bırakılırsak bırakılalım...
Uğradığımız çok yönlü taarruzlara seyirci kalan ülkelere ne kadar kırılırsak kırılalım...
Biz, başka ülkelerde terörist saldırılar düzenleyerek kan döken teröristleri, Cumhurbaşkanlığı düzeyinde ağırlayacak kadar alçak bir ülke değiliz!
Başka ülkelerde terör saldırıları düzenleyerek can alan terör örgütlerine yardım ve yataklık edecek kadar namussuz bir ülke değiliz!
Biz, Avrupa ülkelerinde “canlı bomba” eylemleri düzenleyerek kan döken terör örgütlerini “müttefikimiz” diye onurlandıracak kadar şerefsiz bir ülke değiliz!
Biz, yüzlerine gülüp de “komşularını” terör örgütleri eliyle sırtından vuran “kahpe” bir ülke değiliz!
Biz, kına gecesinde elli çocuğun kanına giren teröristleri, bağrımıza basacak kadar vicdansız bir ülke değiliz!
Suruç’ta onlarca gariban genci “beleş kahvaltı”, “ücretsiz gezi” diye kandırarak canlı bombayla patlatan HDP’lilere destek için mahkemelere koşacak kadar vahşi bir ülke değiliz!
Biz, başka ülkelerde “darbe” yapmaya kalkışanlara, halkına bomba yağdıranlara “pasaport verip” himaye edecek kadar insanlığımızı yitirmiş bir ülke değiliz!
Biz, yabancı istihbarat servislerinin “beslemesi” bir gazeteci müsveddesini sahneye çıkartıp, “komşumuza” dil uzattıracak kadar haysiyetsiz bir ülke değiliz!
Hani saldırı esnasında hooop, hooop, hooop diye sıçraya sıçraya “karısını koyup kaçan”, karaktersiz ve korkak bir casus olan Can’cık Dündar’ı Alman Cumhurbaşkanı Bellevue Sarayı’nda ağırladı ya...
Vallahi acıdım Almanlara!
Biz Allah’tan, böyle “ucuz” bir beslemenin ayaklarıyla Beştepe’yi kirletecek bir Cumhurbaşkanı’yla rezil-rüsva edilen bir millet değiliz!
Düşünün bir...
Teröristleri Elysee sarayında ağırlayan Hollande gibi bir Cumhurbaşkanımız olsaydı, ele âleme ne derdik?
Can Dündar gibi “korkak bir casusu”, Bellevue Sarayı’nda ağırlayan Almanya Cumhurbaşkanı gibi bir Cumhurbaşkanımız olsaydı, insanlıktan ne yüzle söz ederdik?
Vallahi gördükçe acıyorum Fransız halkına...
Can’cık Dündar’ı sarayda ağırlayan bir Cumhurbaşkanları olduğu için acıyorum Almanlara!
Aman geri iade etmeyin, sakın ha!
Şu PKK’lılara verdiğiniz gibi ona da sığınma hakkı verin!
Belanızı bulun!
Karısını “koyup” kaçtığı gibi...
Vatanını “satıp” kaçtığı gibi...
Elbet sizi de “satacaktır” nasılsa...
Ne yaparsanız yapın adı üstünde, Can’cık bu!
Er ya da geç, Can’cıklığını yapacak!
Yani bekleyin...
Bekleyin!


