Başbakan Binali bu işte! Yıldırım gibi çarpar, yakar adamı!
Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz, Türkiye’yi sömürgesi falan sandı galiba?
Sanki Almanya, Türkiye’de kan döken PKK militanlarını “besleyerek” kırmızı çizgiyi aşmamış gibi...
PKK terör örgütüne her türlü “destek” vererek “kırmızı çizgiyi” aşmamış gibi...
BND ajanları, Diyarbakır’da fink atarken bize inat “kırmızı çizgiyi” aşmamış gibi...
Merkel, Davutoğlu döneminde haftada bir Gaziantep’i boylarken, “kırmızı çizgiyi” aşmamış gibi..
Dost ülke dediği Türkiye’nin arkasında, terör örgütleriyle binbir fırıldak çevirirken, “kırmızı çizgiyi” aşmamış gibi...
FETÖ mankurtlarına “geçiş üstünlüğü” sağlayarak, “kırmızı çizgiyi” aşmamış gibi...
İddiaya göre, (Almanya’da, uyuşturucudan tutuklu bulunan PKK’nın Hamburg sorumlusu) Kılıçdaroğlu’nun öz amcasının oğlunu serbest bırakma karşılığında, Baykal’ın skandal kasetini Kılıçdaroğlu’na vererek “kırmızı çizgiyi” aşmamış gibi...
Kalkmış, Türk hükümetini, “ayrımcılık” yapmakla suçlamış!
“Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan operasyonla, bir ‘kırmızı çizgi’ daha aşıldı” diye saçmalamış!
Yahu Türkiye bir kez aştıysa, siz bin kez aştınız!
Yani bugün, Başbakan Binali Bey’den yediğiniz “kapağa” bin kere müstahaksınız!
Vallahi helal olsun! Başbakan Binali, haddinizi bildirdi! Milletinin lisanı haline tercüman oldu!
Martin Schulz’a, “Sen kimsin oğlum?” der gibi...
“Kardeşim, biz senin çizgine mizgine bakmayız!
Kırmızı çizgiyi bizde millet çizer, millet!
Senin çizginin ne hükmü var?
Senin o kırmızı çizginin üzerine bir çizgi de biz çizeriz!
Siz bu konularda bu kadar hassas oluncaya kadar parlamentonuzda terör propagandasına hassas olun.
Türkiye tehditlerle hizaya getirilecek bir ülke değildir!
Siz bu terör örgütünün reklamlarını parlamentoda yaparken kırmızı çizginiz neredeydi?
Basın özgürlüğü diye mangalda kül bırakmıyorlar! Bırakın bu işleri... Dürüst olun dürüst!” diyerek bir güzel ayar çekti.
“Kırmızı çizgi” öyle mi?
O çizgiyi aha da böyle ilmek eder, boynunuza geçiririz işte!
Ey Martin unutma ki, “her horoz, kendi çöplüğünde öter!”
Yani...
Avrupa Parlamentosu Başkanı isen, borun sadece ve sadece, orada öter!
Sınırlarını aşarsan, böyle sille tokat...
Böyle “yüzünde beş parmak iz bırakacak şekilde” ayar çeker, haddini bildirirler...
Ha buraya çiziyorum!
Bu da bizim “kırmızı çizgimiz” derler!
“Burnunu sokma iç işlerimize” derler...
“Yoksa o burnu kesmesini iyi biliriz” derler...
Böyle sudan çıkmış balık gibi “aklını alırlar” adamın!
Feto’ya sarılır ağlaşırsın!
Anladın?


