Ankara’daki terör saldırısında ölenlere şehit demeyin! Levent Kırca’ya rahmet dileseniz ne oluuur, dilemeseniz ne olur?
Ölen teröristlere “şehit” diyen PKK’ya isyan etmedik mi?
Proje Selahattin’i “cici çocuk” gibi gösteren Doğan medyasına ateş püskürmedik mi?
Dağdaki PKK’lılara “iyi çocuklar” diyen Hüseyin Aygün’ü PKK yandaşı ilan etmedik mi?
Proje Figen Yüksekdağ’ı “cici kız” diye kakalayan FETÖ medyasını yerden yere vurmadık mı?
Gezi eylemlerine katılan PKK’lı teröristi “kırmızı fularlı cici kız” diye tanıtan Cüneyt Özdemir’i suçlamadık mı?
PKK’nın kanlı eylemlerine rağmen, HDP’ye oy vereceğini ilan eden Soros-Bush çocuklarına hain demedik mi?
Eeeee, o halde bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu kıymetli Numan Kurtulmuş?
Ölen “sol” protestocuları “şehit” ilan etmek de ne?
Ölünceye kadar Müslümanları “ötekileştirmiş”, muhafazakârlara düşmanlık etmiş, başörtülülere hakaret etmiş Levent Kırca’yı göklere çıkarıp, iktidar namına ona rahmet dilemek de ne?
Kısacası kimse kusura bakmasın!
Hem zorunda mıyım kardeşim?
Defalarca belden aşağı küfürlerine maruz kaldığım Levent Kırca’ya (ciddiye alıp kin tutmamakla birlikte), asla rahmet dilemem…
Kendisi için yani…
Eminim Kırca da “Allah’ın rahmetini” istemezdi.
Şahsen ne ölüsü umurumdaydıııı, ne dirisi…
Ne sanatına saygı duyardııım, ne de ağzı bozuk kişiliğine…
Ne “aptallar için yaptığı” mizahını beğenirdiiim, ne de “izleyiciye geri zekâlı” der gibi ekrana getirdiği “olacak o kadar” denilen ucubesini…
Levent Kırca’dan “bende kalan” tek şey, sadece o hoyrat adamla yaşamak zorunda kalmış eşine duyduğum kadınca bir merhamet, şefkat…
Sayın Numan Kurtulmuş, elbette şahsı adına istediği yorumu yapabilir, buna itiraz edemem…
Ancak AK Parti adına olunca iş değişir. Okurlarımdan yağan öfkeli “e-mail”lere bakılırsa, AK Parti adına “Kanlı meydan” sloganları atarken hayatını kaybedenlere “şehit” denilmesine, Levent Kırca’ya rahmet okunmasına itirazı olan sadece ben değilim!
Evet, bu hain terörist saldırıya kurban gidenler için hepimiz kan ağladık…
Hepimiz yandık…
Ancak ne kadar üzülürsek üzülelim, ne kadar yanarsak yanalım, “Bu meydan kanlı meydan” sloganları atarken ölenlere (çoluk çocuk müstesna) “şehit” denilmesine itiraz ederim.
Meydanda ne için toplanmışlardı?
Meydana toplananların İslam’la ne alakaları vardı?
Tekrar ediyorum… Ölenler için hep birlikte yas tuttuk… Hep birlikte ağladık… Hep birlikte yandık…
Ancak İslam’i bir mertebe olan “şehitlik”, öyle “beleş”, öyle “kolay” erişilecek bir mertebe değil ki!
İsrail askerlerinin katlettiği Filistinlileri düşünün…
PKK’lı teröristlerin vahşice katlettiği asker ve polisleri…
Soruyorum…
“Bu meydan kanlı meydan” sloganları atarken ölenler neye göre şehit kabul edildi?
Vatanı mı müdafaa ediyorlardı?
Allah’ın adını yüceltmek uğruna mı can vermişlerdi?
Acaba iktidarı protesto etmek için alana toplanan o kalabalıkta hayatını kaybedenler, öldükten sonra “şehit” olarak kabul edileceklerini duysalardı, AK Parti için ne derlerdi?
Lafı uzatmadan öyle “dümdük” söyleyeyim…
İster hoşunuza gitsin, ister gitmesin…
İster gücünüze gitsin, ister gitmesin…
Gezi benzeri “saldırgan” eylemleri yapanlar, şehit düşen asker-polislerle aynı statüde olamazlar.. Yakınları da, şehid asker-polis yakınlarının haklarından yararlanamazlar!
“Katil devlet, katil Erdoğan” diye bağıranlar, bunca işsiz, bunca yoksul varken, “şehit” asker-polis yakınlarıyla aynı haklara sahip olmayı asla hak etmiyor!
AK Parti’ye oy veren biri olarak, “bu meydan kanlı meydan” diye slogan atarak yıkıcı “protesto” eylemleri yapanların…
PKK aleyhine tek slogan atmazken, “katil Erdoğan, katil devlet” diye slogan atanların…
İslam’la uzaktan yakından alakası olmayan, hatta İslam’a karşı olanların öldükten sonra “şehit” olarak kabul edilmesine karşıyım!
Yok, ille de onlar için bir iyilik yapacaksanız, “tazminat” deyin, başka bir şey deyin ama asla “şehitlik” gibi yüce bir makamla yücelemeyin!
Millet kesesinden, devleti katil görenlere cömertlik etmeyin!
Buna hakkınız yok!
Eğer “katil devlet” diye slogan atarken ölenlere “şehit” derseniz, bundan böyle PKK’lıların, ölen teröristlerine “şehit” demesine itiraz edemezsiniz.
Sırtını teröre yaslayan Figen Yüksekdağ’ı allayıp pullayan FETÖ medyasına itiraz edemezsiniz.
Elli kişinin can verdiği Kobani vahşetinin sorumlusu Proje Selahattin’e “cici çocuk” diyenlere itiraz edemezsiniz.
PKK’lı teröriste “kırmızı fularlı kız” diyen Cüneyt Özdemir’e itiraz edemezsiniz.
Neye dayanarak mı konuşuyorum?
Buyurun…
Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah’a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fâsıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 80)
Senin onlar adına mağfiret dilemen ile mağfiret dilememen onlar için birdir. Allah, onlara kesin olarak mağfiret etmeyecektir. Şüphesiz Allah, fâsık bir kavme hidayet vermez. (Münafikun Suresi, 6)


