AK Parti içerisindeki kripto FETÖ kuklaları! Hodri meydan! Hadi “çizin üstümüzü”
“Kime yâr dedi isek, o yâr açtı yarayı…”
Her bıçak sırtı süreçte…
Her “kim var” denildiğinde…
Sağımıza solumuza bakmadan, “ben varım” dedik…
Hak ve hakikat uğruna verdiğimiz bu mücadeleden cayanlar oldu…
Yorulup yolda kalanlar oldu…
Bana ne diyenler oldu…
Aydın Doğan’ın kucağına atlayanlar oldu.
Aman sen de diyenler oldu…
Dünyayı biz mi kurtaracağız canım diyenler oldu…
El âlem için düşman sahibi olma, kafanı yorma diyenler oldu…
Lakin…
Destek verdiğimiz insanlar için, FETÖ’nün en hırçın saldırılarının hedefi olduğumuz vakit, bu da bizim “Taif’imiz” dedik ve devam ettik…
Yakın dostlarımızın FETÖ korkusuyla bizden “selamı kestiği” o tecrit dönemlerimizde dahi, bu da bizim “kardeşlerinin kuyuya attığı Yusuf’luğumuzdur” dedik ve devam ettik…
Nemrut Locaefendi’nin “mancınıkla” fırlattığı o cayır cayır belaların ortasında, bu da bizim İbrahim’liğimizdir dedik ve devam ettik…
Kabiller bizi katledip, gömdükleri zaman, bu da bizim Habil’liğimizdir dedik ve devam ettik…
Balığın karnında, zindanın karanlığında, kuyunun dibinde, kimsesiz bir mezarda, ateşin ortasında her zerremizle Allah’a teslim olduk… Sadece O’na inandık ve O’ndan yardım diledik…
O’na güvendik…
O’nun ipine sarıldık…
Dostların vefasızlığında, “Bize Allah yeter” dedik…
Kabiller canımızı yaktığında, “Allah işiten ve görendir” dedik…
Balığın karnından çıktığımız sahil-i selamet olmasa…
Ateşe atıldığımızda bağışlanan o cennet bahçesi olmasa…
Kuyuya atıldığımızda hiçbir kervan uğramasa…
Zindanın karanlığına ışık sızmasa…
Taşların acıttığı canımıza Allah’ın lütfu merhem olmasa…
“Garip pencerecik, küçük, daracık… Dünyaya kapalı, Allah’a açık o küçük pencere olmasa...
Belki de gerçekten boğulacaktık, yanacaktık, çürüyecektik, unutulacaktık, acı çekecektik…
Ancak o pencereden soluk alarak tutunduk…
O ipe sarılarak, savrulmadık…
O boyayla boyanarak safımızı ilan ettik…
Taraf olmayanların “paşa keyfi bilir”.
Biz, taraf olmamız gereken her yerde, Cemil Meriç’in ifadesiyle, “Zulmün olduğu yerde tarafsızlık, namussuzluktur” dedik ve şereflice, haysiyetlice, namusluca taraf olduk!
Bunda da hiiiç bir sakınca görmedik!
Çünkü biz öyle adamına göre ideoloji…
Adamına göre tercih…
Adamına göre siyasi görüş beyan eden fırıldaklardan değiliz!
Allah’ın izni, inayetiyle herkese karşı olduğu gibi görünen, herkese karşı göründüğü gibi olan “yalın” kimseleriz.
Öyle yengeç gibi yan yan yürümeyi marifet zanneden, siyaset zannedenlerden değiliz!
Siyasetle çok yüzlülük arasındaki “o çizgiyi” iyi biliriz!
Vefa gösterdiklerimizden vefa görüp görmediğimiz ayrı konu…
Vefa gösterdiklerimizden vefa bekleyip beklemediğimiz de mahrem…
Lakin…
İngiliz anahtarlarından, cinci Locaefendicilere…
PKK’cılardan, AK Parti içindeki kripto hainlerin attığı her adımı çoook iyi takip etmekteyiz.
Nezaket sahibiysek sanmayın onlar gibi şahsiyetsiziz!
Biz hain olduğuna kanaat getirdiysek, FETÖ yöntemleriyle sinsice, dedikoducu karılar gibi korkakça, kahpece arkadan değil haaaa, yüzüne karşı “Midas’ın kulakları eşek kulağııı” diye haykırabilecek kimseleriz!
Bizi maklubeci sürüsüyle karıştıranlara “ağır olun” diyorum bu yüzden!
Haddinizi bilin!
Ey Gaziantep’te AK Parti kamuflajıyla caka satan FETÖ kuklası sürü!
Hadi hodri meydan, heyecanla bekliyoruz, locaefendiniz aşkına hadi “çizin üstümüzü!”
Ey Diyarbakır’daki FETÖ kriptoları!
Ey Susam Sokağı’nda İngiliz bandrolleriyle dolaşan hainler!
Manisalı Lawrence’ler!
Kraliçe aşkına çizin üstümüzü!
Çizemeyen şerefsizdir, anladınız?


