• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Koçak
Mehmet Koçak
TÜM YAZILARI
31 Temmuz 2019

Suriyeliler gitsin mi, kalsın mı?

Sekizinci yılındaki Suriye iç savaşından kaçarak ülkemize sığınan Suriyeli kardeşlerimizin sayısı bugün 3.5 milyonu aşmıştır. 

Bunların her türlü ihtiyaçlarının karşılanması devletimizin imkanları dahilinde sağlandı, sağlanıyor. 

Üzülerek ifade etmek isterim ki; ülkemizde yükselen değil, ancak, yükseltilmek istenen bir mülteci düşmanlığı başlatıldı.

Avrupa’nın ırkçı ve aşırı sağcıların nefret söylemlerini örnek alan küçük bir azınlık ise Suriyeli sığınmacıları hedef alan söylem ve eylemleri yaygınlaştırmaya çalışıyor.

Bu üzücü bir gelişmedir, ancak daha da üzücü olan, mülteci düşmanlığı yapan bu zümrenin bazı siyasi parti ve örgütler tarafından da kışkırtılması ve desteklenmesidir.

Suriyelilere karşı yürütülen algı operasyonlarının başında CHP ve İP’liler geliyor. 

31 Mart seçimlerinde İP’in Fatih Belediye Başkan adayı İlay Aksoy’un ‘Fatih’i Suriyelilere teslim etmeyeceğim’ afişiyle mülteci düşmanlığını ortaya koyarken, seçim sonrası Bolu’da belediye başkanlığını kazanan CHP’li Tanju Özcan ise göreve başlar başlamaz Suriyeli mültecilere yapılan yardımları kesmişti.

Birçok CHP’li belediyede ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar ile işsizlik bahane edilerek, Suriyelilere yönelik baskı ve dışlama girişimleri yaşanıyor.

İyi Partili Ümit Özdağ, MHP’de muhalif ses olarak bilinen Sinan Oğan’ın sosyal paylaşımları CHP’lilerin Suriyeliler karşıtı politikalarını destekler mahiyette olması ise gerçekten üzücüdür.

Unutulmasın ki; mülteciler sorunu siyasi olmaktan öte insani bir sorundur.

Bu gerçekten hareketle ifade etmek isterim ki, mülteciler karşıtı siyasi yaklaşım ve girişimler, toplumsal barışa ciddi anlamda zarar vermektedir. 

SURİYELİ KARDEŞLERİMİZ 

SAHİPSİZ DEĞİL

“Biz’den olmayan, ‘biz’e benzemeyen, bizi kirleten, bizi bozan, bizi tehdit eden...” gibi ahlak dışı söylem ve iddialarla Suriyeli kardeşlerimizin suçlanıp hedef gösterilmesi insanlık dışı bir yaklaşımdır. 

Mülteci diye insanları horlamak ve insan olmaktan gelen haklardan yoksun bırakmaya kalkışmak; bir barbarlık, bir vahşilik, bir ucube davranış, bir zalimlik ve de bir ahlaksızlıktır.

Bu düşmanlık ırkçılıktan ve siyasi bağnazlıktan kaynaklanmaktadır. 

Önemle ifade etmek isterim ki, mülteci düşmanlığı yapan küçük bir azınlıktır. 

Bu küçük azınlık ve onlara destek veren siyasiler ve çeşitli örgütler ile onların etkisinde kalan çevrelerin, bunca kışkırtıcı propagandaları ve oluşturulmaya çalıştıkları karşı algıya rağmen ülkemizde, Suriyelilere karşı kitlesel tepki veya bir saldırı çok şükür yaşanmamıştır.

Elbette zaman zaman bazı istenmeyen üzücü olaylar yaşanmıyor değil, ancak halkımızın kahır ekseriyeti milletçe övündüğümüz misafirperverliğimizin en güzel örneğini göstermiş ve de göstermeye devam etmektedir.

Yani Suriyeli kardeşlerimiz sahipsiz değil.

Suriyeli mültecilere karşı siyasi bir furya başlatılması, beraberinde karşı görüşlerin oluşmasına ve devreye girmesine sebep oldu.

Sosyal medyada “Ülkemde Suriyeli istemiyorum” diyenlere karşı “Ülkemde ırkçı istemiyorum” kampanyaları dikkat çekiyor.

Bu yanlış, yalan ve iftiralara karşı çıkanlar çeşitli halk katmanlarındaki bu büyük halk kitlesi ‘Muhacir-Ensar’ anlayışıyla hareket etmektedir.

“Hepimiz Göçmeniz, Suriyeliler kardeşimizdir. Onlar muhacir biz ise Ensar’ız, Irkçılığa Hayır” kampanyası başlattıklarını duyuran bu büyük kesim, herkesi bu nefrete, ırkçılığa ve göçmen düşmanlığına karşı mücadeleye çağırıyor. 

BİZ ONLARIZ ONLAR BİZİZ...

Ben de, ülkemizde misafir bulunan Suriyeli kardeşlerimize saldıran ve hakaretlerde bulunanlara karşı, onları sahiplenme adına yola çıkanların safında olduğumu gururla ifade etmek isterim.  

Neden mi?

Çünkü bugün onlar resmi sınırlarımızın dışında kalmış olsalar da, onlar bizim özbeöz kardeşlerimizdir. 

Çünkü bugünkü sınırlar değil, bizim için aslolan Osmanlı hinterlandıdır. 

Yani, onlarla 500 yıl birlikte yaşadığımız sınırlardır esas olan. 

Onlarla aramızda tarihi, kültürel ve inançlardan oluşan ortak bağlarımız var. 

Hatta karma evliliklerden dolayı kan bağımız var. 

Onların bizim ülkemizde, bizim de Suriye topraklarında yaşayan akrabalarımız var.

Yani biz onlarız, onlar da biziz...

Hatırlatmak isterim ki, Çanakkale şehitliğinde mezarları yan yana bulunanlar o şehitler hem bizim hem de onların atalarıdır. 

Bu vatan uğruna düşmana karşı omuz omuza savaşırken birbirinin kucağında can veren o aziz şehitlerin mezar taşlarında Trabzonlu, Erzurumlu, Kayserili, Vanlı, Edirneli ... yazdığı gibi Halepli, Humuslu, Hamalı ve Şamlı... yazmaktadır. 

Hakaret edip saldırmak veya onları bizden ayrı görüp onlara kapıyı göstermek, tarihe, vicdana ve ahlaka ihanettir. 

Bize yakışan, medeniyet değerlerimize göre hareket ederek onlara sahip çıkmaktır. 

Çünkü onlar bu ülkede bizim misafirimiz olmayı hak eden kardeşlerimizdir...

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23