• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Mehmet Duvarbaşı
Mehmet Duvarbaşı
TÜM YAZILARI

Zirvenin yıldızları ve zırvanın yalnızları…

04 Temmuz 2022
A


Mehmet Duvarbaşı İletişim: [email protected]

Madrid’de gerçekleşen NATO Liderler Zirvesi’ne Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan damga vurdu. 

İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğine, “NATO bir güvenlik teşkilatıdır, teröre çanak tutan örgüt değildir. Terör hamilerine ‘buyurun NATO’ya girin’ diyemeyiz” sözleriyle rest çeken Başkan Erdoğan, dik durmasının semeresini ‘diplomatik bir zafer’ ile aldı.

Dörtlü zirvede, Türkiye’nin bütün tezlerini kabul eden iki İskandinav ülkesi, terör örgütü PKK ve iltisaklı yapılarla mücadelede Türkiye’yle tam işbirliği yapmayı, PYD/YPG ve FETÖ’ye destek sağlamamayı taahhüt eden ortak bildiriye imza koymak zorunda kaldı. 

PKK/YPG/PYD ile birlikte “FETÖ’nün de bir terör örgütü olduğunun” uluslararası bir metne bu kadar net biçimde girmesi Türkiye’nin elini uluslararası arenada daha da güçlendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğindeki Türkiye’nin kazandığı bu başarı, ABD ve Avrupa basınında, “‘Erdoğan eve zaferle dönüyor’, “Türkiye’nin zaferi”, “Erdoğan ne istediyse aldı” başlıklarıyla manşetleri süslerken, içerideki ayrık otları yine tarihi zafere gölge düşürme peşindeydi.

Özde Erdoğan, genel manada ise ‘Büyük Türkiye’ karşıtı güruhlar yaptıkları, “Abartacak bir durum yok. Bunlar söz verseler de tutmayacaklar”, “Erdoğan geri adım attı”, “Tavizi verdi, Biden ile görüşmeyi kaptı” gibi açıklamalarla yine gayri millilik örneği sergilemeyi tercih ettiler. 

İşin doğrusu şu ki;

NATO’ya davet edilen İsveç ve Finlandiya’nın üyelik süreçlerinin tamamlanmasına daha 8 ay var. Yani bu iki ülkeyi bir ‘samimiyet testi’ bekliyor.

Eğer anlaşmaya uymaz, somut adımlar atmazlarsa, Türkiye’nin ‘veto’ hakkı hâlâ elinde…

Erdoğan-Biden görüşmesi ise henüz iki İskandinav ülkesi ile memorandum imzalanmadan önce netleşmiş ve hem Erdoğan hem de Beyaz Saray tarafından açıklanmıştı.

Zirvedekileri kıskanıp zırvalamakta bunların üstüne yok doğrusu…

Hatırlarsanız, Erdoğan’ın iki ülkeye terör restinin ardından, para baronlarının kulübü TÜSİAD’ın başkanı Orhan Turan, “İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelikleri konusunda Türkiye’nin dile getirdiği sıkıntıların ve taleplerin müzakere yoluyla, karşılıklı anlayışı geliştirerek ve ittifak ruhuna uygun şekilde çözülebileceğini ümit ediyoruz” açıklamasında bulunmuştu. 

İç politikadan sonra dış politikaya da burnunu sokan TÜSİAD, ‘müzakere’, ‘ittifak’, ‘anlayış’ gibi ifadelerle “Ya hu, terörü destekliyorlarsa ne olmuş. Biz ticaretimize ve para ilişkilerimize bakalım. Fazlaca üstlerine gitmeye gerek yok” mesajı vermişti aslında…

Yine Erdoğan düşmanlığı uğruna Türkiye’nin milli menfaatlerini hiçe saymakta hiçbir beis görmeyen ve müttefiki HDP’yi küstürmek istemeyen CHP’den de benzer açıklamalar gelmişti. 

CHP İstanbul Milletvekili Ünal Çeviköz, Finlandiya medyasına yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın çıkışını ‘taktiksel bir hata’ olarak yorumlayıp, “Atatürk de Finlandiya’yı severdi. CHP, Finlandiya’nın NATO üyeliğini desteklemeye hazır” demişti.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak da Başkan Erdoğan’ın restini ‘at pazarlığı’na benzetmiş ve yapılan hamlenin iç politikada oy devşirmeye yönelik olduğunu ileri sürmüştü. 

Terör örgütü PKK’nın siyasi ayağı HDP’nin milletvekili Hişyar Özsoy ise iki ülkeye ‘geri adım atmayın’ tavsiyesinde bulunarak, “Finlandiya ve İsveç hükümetlerinin bu aşırı taleplere boyun eğmesi bizim için büyük bir hayal kırıklığı olur” cümlelerini gevelemişti. 

Ortaya çıkan netice, ‘omurgalı’ duranların, ‘haklı’ olanların ve ‘hakkını savunanlar’ın eninde sonunda kazandığını teyit etti. 

Muhannet dış siyaset kaybetti, dirayet sahibi duruş kazandı…

Ne paranın ‘baron’ları, ne Kandil’in ‘boran’ları, ne de küresel yapının ‘Şaron’ları…

Vizyonu ‘Büyük ve güçlü Türkiye’ olan Erdoğan, misyonu ‘Kendi içine hapsolmuş, söz dinleyen, Batı uşağı bir Türkiye’ olan güruhu bir kez daha alt etmiştir. 

 

*  *  *


Bayramımız zehir olmasın! 

 

Kurban Bayramı tatilinin 9 gün olarak açıklanmasının ardından binlerce insan, çoluğunu çocuğunu yanına alıp yollara çıktı.

Kimisi sıla-i rahim yaparak ana babalarının duasını almak için memleketlerine doğru yola koyulurken, kimisi de fırsattan istifade bütün yılın yorgunluk ve stresini atmak adına sahil şehirlerindeki tatil beldelerine akın etti.

Özel araçlarıyla yola çıkan vatandaşlarımız geçtiğimiz yaz ayına göre hayli yüksek olan akaryakıt fiyatları sebebiyle külfetli bir yolculuğu göze alırken, şehirlerarası otobüslerle seyahat etmeyi tercih eden yolcular ise, 2,5-3 kat artan bilet ücretleri karşısında ne yapacağını şaşırdı. 

Talep yoğunluğunu gören rant simsarlarının yine devreye girip, bilet fiyatlarına ‘bayram ayarı’ çekmesi de bayram öncesi ağızların tadını kaçırdı.

Bütün bunlara rağmen, 2 yıl sonra pandemisiz, maskesiz, PCR’sız geçecek bu Kurban Bayramının, yeniden kucaklaşmalaralara, helalleşmelere, paylaşma ve dayanışma ruhunun canlanmasına vesile olmasını diliyorum.

En önemli uyarımız ise, sıcak altında ve yoğun trafikte araç kullanan sürücülere…

Aman ha belli bölgelerde hız limitinin artırılmış olması sizleri cezbetmesin…

Aman ha, yorgun ve uykusuz şekilde direksiyon başına geçmeyin! Araçlarınızın bakımını yaptırmadan yola çıkmayın.

Ve sakın ha, kuralları ihlal edip, hatalı sollama, makas atma, şerit ihlali gibi hatalara düşmeyin…

Unutmayalım ki yolların kralı değil, kuralı olur…

Her kaza mutlaka bir şekilde ‘geliyorum’ der… 

Siz o sese kulak verin yeter.

‘Geç olsun ama güç olmasın’ der büyüklerimiz… 

Gideceğimiz yere bir an önce varabilme uğruna kendimizi ve sevdiklerimizi perişan etmeyelim.

Hepinize kazasız, belasız, hayırlı yolculuklar…

Yolunuz açık olsun.

Kalın sağlıcakla...

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23