• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür (2)

05 Nisan 2026
A


İlhan Oral İletişim: [email protected]

İstiğfar, tefekkür, zikir, şükür (2)

İlhan Oral

Zikir ibadetinin önemi nedir? Bu ibadetin etkileri ve faydaları nelerdir? Niçin zikir ibadeti Kur’an’ı Kerimde çok zikredilmiştir? Niçin çok zikredin emri verilmiştir?

Bu sorulara bakıp değerlendirme yapınca zikir ibadetinin ihtişamı gün ışığı gibi netleşiyor. Rabbimiz, yalnızca Ali İmran suresinin beş ayetinde zikir ibadetinin mahiyetini manidar ifadelerle beyan etmektedir. İlgili ayetlerin ilkinde evrensel beyan ilgi çekmektedir; “Gerçekten yerin ve göklerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün münavebeli gidiş ve gelişinde lüb akıl sahipleri için apaçık ve net deliller vardır.”


 

Dikkat edilirse ayete başlangıçta; yerin ve göklerin yaratılışından, devamında, gecenin ve gündüzün münavebeli gidiş ve gelişinden, ifadeleri kullanılıyor. İnsan bu iki anlatımın ilgisi, münasebeti ve açılımı gibi meselelere anlıyor, yoğunlaşıyor. 

Yerin yaratılışı, insanın yaratılışının evrelerini, maddi varlığında ki elementlerden ruhunun yüklenmesine varıncaya kadar nice hikmet ve alametleri hatırlatıyor. Bu vesile sayesinde insanı, göklerin yaratılışına ve sonsuzluk kavramına yoğunlaştırıyor. Gecenin ve gündüzün münavebeli gidiş ve gelişinde nice hikmet ve nice alametler olduğunu hatırlatıyor. Bunca dersler insanın benliğini arındırıyor.



 

Gece ve gündüzün programlarında günlük ve yıllık saniye kadar sapma olmadığını düşündürüyor. Bu sistemin kuruluşu “eğer on beş milyar yıl” ise bu şaşmaz ve sapmaz hesabı yapanın nasıl bir kudret olduğuna ulaştırıyor. Bütün bunlar ve daha nice uyarıcı hikmetler insanın beyin ve kalp hareketlerini canlandırarak zirveleştiriyor.

Beyin ve kalp hareketlerini canlandırarak zirveleştiren gelişme aklını tanıtıyor. Aklın kemâle ermesi ve kalp sadeleşmesi insanı varlık hikmet seviyesine ulaştırıyor.

“O lüb akıl sahipleri ayakta iken, oturur iken ve yanları üzerine yatarlar iken Allah’ı zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler: ‘Rabbimiz sen bunu boş yere yaratmadın, sen münezzehsin, bizi ateş azabından koru’ derler!”



Görüldüğü gibi insan “kul olma” mertebesinde lüb akla sahip oluyor. Her haliyle “Allah’ı zikretme” şerefini yaşıyor. Devamında kalbini, beynini ve benliğini beşerî zaaf ve kirlerden arındırıyor. Nice âlemi özellikle Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında tefekkür ederler. Bununla Allah katında has sınıfa yükselirler. Cehennemi ve ateşini “ayne’l yekin” derecesinde kabul eder Allah’a sığınırlar;

 “Ey Rabbimiz, gerçekten sen kimi ateşe sokarsan, şüphesiz onu hor ve perişan edersin. Orada zalimlere hiç yardımcıları da yoktur” der dua ederler. 

Ey Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir nidâ edici işittik, hemen iman ettik. Ey Rabbimiz! Artık günahlarımızı bağışla ve bizim kusurlarımızı bizden örtüp bizleri salih kullar ile beraber öldür.” Dua devamla;


 

“Ey Rabbimiz! Peygamberlerine karşı bizlere vaadettiklerini bizlere ihsan eyle. Ve bizleri Kıyamet gününde perişan etme. Şüphesiz, sen vaadettiklerinden caymazsın dönmezsin.” (Ali İmran:3/190-194 ) Bakın, Rahman Allah neler anlatıyor!

Nihayet Rableri de onların dualarına şöyle icabet ediyor:  “Muhakkak ki ben, içinizden gerek erkek ve gerek dişi olsun hayır işleyen hiç kimsenin yaptığını zâyi etmem. Hep birbirinizdensiniz, din yönünden erkek ve dişiniz birbirinize dost ve yardımcılarısınız. (Ali İmran:3/190-195) Şimdi gördünüz mü? Ekber, Ekrem ve Erham Mabudumuz, Allah kendini zikreden kullarına borçluluk ahdini veriyor. O kullarının yürekleri hoplatıyor, çenelerini titretiyor. O gönüllere umut pompalıyor. Hem de “ey mutmain nefis Rabbine dön. Kullarım arasına gir. Gir cennetime!


Bilmem ki, daha ne anlatabilrdim? Esselamu aleykum

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23