• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İlhan Oral
İlhan Oral
TÜM YAZILARI

Evet, değer mi?

21 Haziran 2026
A


İlhan Oral İletişim: [email protected]

Evet, değer mi?

İLHAN ORAL 

Nerede İslâm zâ’fiyeti varsa, orada küfür hâkimiyeti mutlak hükümrandır. 

Bundan bütün müslümanlar birinci derecede sorumludurlar. Sorumluluk düzeyinde kalmayıp emri bil maruf ve nehyi anilmünker görevlerini terk etmeleri sebebiyle günahkâr oluyorlar. Tefrika yüzünden de itikadî bunalıma sürükleniyorlar. Öylesine ki, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile ilgileri kalmıyor.” (6/159)

Müslümanlar; çoğunlukla Kur’an ve sünnet çerçevesi dışına taşıyor pozisyondadırlar. Bugünki genel durumda, etkinliklerini kaybettiler. Bugün müslümanların “Kur’an ve sünnet” ilgilerinin kalmadığını gün ışığı gibi net olarak görüyoruz. İlgi kopukluğu da müslümanların dava şuurunu, kenetlenme iradesini, hamle güçlerini ve toparlanma duygularını minimize ediyor. Duyarsız kalıyorlar.

Doğal olarak düşmanlık duygusuna müptela olmuş güçler fırsattan yararlanıyor ve yüklenebildikleri kadar yükleniyorlar. Şer güçler müslümanları etkizleştirdikleri oranda vesayet altında kendileri gibi yaşamaya alıştırıyorlar. Hem de yaşatıyorlar. 

Bu korkunç psikososyal baskı milletin evlatlarını çığırından çıkardı. Önü alınmaz düzensizliklere, acılara sebep oldu. Bunların bir kısmı cehalete, cinnete, cinayete,  doyumsuzluğa, hırsızlığa, rüşvete, fuhşa sürükleyip kargaşayı yaşamaya dûçar oldular. Böylesi belirsizlik karmaşasında birçoğu bayram namazlarına ve Cuma namazlarına gidiyorlar. Hatta tamamına yakını cenaze namazlarına katılırlar!



Kur’an-ı Kerim’de bunlar için “müzebzebîn” ifadesi kullanılır; Onlar arada müzebzebîn (ya onlara ya öbürlerine gider) durumdadırlar. Ne müslümanlara ne de kâfirlere bağlı değildirler. Allah kimi şaptırırsa ona bir çıkış yolu bulamazsın. (Nisa:4/143) Böylesi kişilik çöküşü ve kargaşası toplumu karanlığa sürüklüyor.

Kapkaranlık gelişen böyle bir zihniyetin ne yapabileceğini düşünmekten daha çok görüp de muhasebesini, mukayesesini yapmak ve neticelerini anlamak gerekir.

Evet, işte bu zihniyet tarafları zıtlaştılar, parçalanma moduna girdiler. On binlerce insanın canına kıyan terör çetesine alet oldular. Şimdi de siyasî terör estirmeye başladılar. “Toplama su ile değirmen çalıştırmaya “ umut bağlayan çeşitli çevreler birçok belediyeyi bunlara kazandırdılar. Kazandırdıkları belediyelerde ilgili kadrolar görülmemiş istismar ve haksız uygulamalar yaptılar. Tabii olmamalı idi.

Taraftarlarına haksız ihaleler kazandırdılar. Bundan kuleleri andıracak kadar çok para transferi yaptılar. Halka hizmet yerine nice doyumsuzu zenginleştirdiler. Rüşvet bataklığına battılar. Gelirlerinin fevkinde lüks hayata daldılar. Kurallar ve yasalar dışına taştılar. Valizler dolusu rüşvet paraları aralarını açtı. Ahlâkî değerleri sollayıp geride bıraktılar. Bunca “tüyü bitmemiş yetimin hakkını” bile çarçur ettiler.


Aşırı derecede yedikleri haram para yüzünden birbirlerine kin beslemeye başladılar. Fırsatı ganimet olarak bilenler yeri geldi, itirafçı oldu. Bu durum milleti hatta ayni siyasî taraftarları fazlası ile gerip hırpalamaya başladı. Elbette yazık oldu.

Biz de bir daha Cumhuriyeti kuran zihniyetin toplumu ne hale getirdiğini görmüş olduk. Yürürlükten kaldırdıkları sistemin insanüstündeki asaletini hatırladık. Meğer insanlığın bin küsur yıllık süreçte adalet ile yönetilmesinin temelinde çok köklü, çok derin ve çok umut verici sisteme dokunmamak gerekiyormuş. Onu yıktılar. 

Bu tür olayların faturası ağır bedele mal oluyormuş bir daha hatırladık. Maliyeti yüksek bedel de “laiklik” balonunun patlaması imiş. Şimdi netice itibariyle ideolojik farklılıkları bir kenara bırakalım. Doğal insan olarak milletçe birbirimize soralım. 

Bütün bunlar için değer mi idi? Değdi mi? Esselamu aleyküm.    

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23