Metin Yüksel ile Deniz Gezmiş’i bir kafede bulmak
1958’den sonra yani doğduğum tarihten bu yana Türkiye, bir hayli kabuk değiştirdi, yol aldı, yenilendi. Lakin bedeli ağır oldu. 1958 öncesi, özellikle 1950’ye kadar dönemde sayısız faili meçhuller, faili malumlar olmuş, darağaçları, idamlar, sürgünler, hak mahrumiyetleri… Benim yaptığım kaba bir hesaba göre 284.000 kişi öldürülmüş veya idam edilmiş… Bunların içinde savaştan kaçtıkları için Divanı Harpte mahkûm olanlar da var, isyanlarda öldürülenler de… Şapka İstiskası yüzünden idam edilenler olduğu gibi inançlara baskı yapan katı Laiklik uygulamasına karşı koymaya çalışanlar da…
Şu isimlerini sayacağım yurdumun insanları, şair, edip, fikir adamı, siyasetçi, sanatçı… Hep bir bedel ödediler… Bizler de onlarla birlikte bu bedeli ödedik. Onlar can verdi biz de terledik, ağıt yaktık, yumruk sıkıp havaya kaldırdık.
1-Adnan Menderes: Benim doğumumdan üç yıl sonra 17 Eylül 1961’de idam edildi. Suçu memlekete hizmet etmek, milletin karnını doyurmak… En büyük suçu ise CHP denilen partinin artık daha iktidara gelemeyecek şekilde itibar kaybetmesi. Yani önünü kesmiş olmak.
2-Kemal Tahir: Yazar, romancı… Sol görüşlüydü lakin Türkiye’nin en üretken roman yazarıydı. Fikirlerinden ötürü on iki yıl hapis yattı. “Devlet Ana” adlı romanında güzel bir Osmanlı hayranlığı sezilir.
3-İdris Küçükömer: İktisatçı, siyasetçi, akademisyen…Sol görüşlüydü lakin solu, Kemalizm’i ve CHP fikriyatını ciddi eleştirenlerdendi. “Düzenin Yabancılaşması” adlı eseriyle özellikle sol cenahta çok konuşuldu. Profesörlüğü on yıl boyunca, üniversite senatosu tarafından engellendi. Sayıştay kararına rağmen. Kemalizm’i; “sol veya ilerici olmayan, halka zorla dayatmacı ve düzeni olumsuz şekilde değiştiren istikrarsız bir ideoloji” olarak gördü. 1987’de öldü.
4-Necip Fazıl Kısakürek: İhtida edip alnını secdeye koymaya başlayıncaya kadar hep itibar gördü. Ne zaman ki; Abdülhakim Arvasi ile tanışıp “Bana yakan gözlerle bir kerecik baktınız; Ruhuma, büyük temel çivisini çaktınız” dedikten sonra hep alay, soruşturma, mahkumiyetle ömrünü geçirdi. Dergileri kapatıldı. O karmaşa içinde bile sayısız eser verdi. 1983 yılında vefat etti.
5-Osman Yüksel Serdengeçti: İslamcı şair ve yazardır. O da Müslüman Türk’ün ötelenen, aşağılanan değerlerini ayağa kaldırmak için mücadele verdi. Daha 1944’te Ankara Dil Tarih Coğrafyada okurken meydana gelen olaylara karıştığı gerekçesiyle hapse düştü. Hapisten çıkınca aynı fakülteye baş vurduysa da başvuru kabul edilmeyerek üniversiteyi bitiremedi. 33 sayı yayınlanacak Serdengeçti Dergisini yayınladı. 1983’te vefat etti.
6-Deniz Gezmiş: 1965’te Türkiye İşçi Partisine üye olan ve sol görüşü savunan bu genç 25 yaşında idama mahkûm edilerek öldürüldü. Suçu: Türkiye’yi CHP faşizmi ve sağ iktidarların ABD yanlısı politikalarını bertaraf edip, Türkiye’yi iddiaya göre Sovyet Emperyalizmine yaklaştırmaktı. Bu gözü pek genç haksız yere, hem de yüze yakın CHP’li vekilin oyuyla idam edildi. İşin ilginç tarafı: Prof. Necmettin Erbakan idamına onay vermedi.
7-Metin Yüksel: İslamcı bir görüşe mensuptu. Fatih Semtinde o günün modasına uygun olarak “kurtarılmış semt” anlayışına uyan bir tarz ile solcu ve milliyetçi gruba mensup gençlerle kavgası sonucu 1979’de öldürüldü. Davası İslam’ı hâkim kılmak ve Türk, Kürt kardeşliğini İslam üzerinden pekiştirmekti. Türkiye’nin ancak İslam’a yeniden dönmekle asıl gücüne ulaşacağına inanıyordu.
8-Cem Karaca: Sol görüşlü Türk Rock Müziği sanatçısıydı. “Namus Belası, Tamirci Çırağı” gibi şarkılarıyla 1970’lerde, “Allah yar yar” adlı şarkısıyla da ölümüne yakın dönemlerde çok dinlendi. 12 Eylül 1980 darbecileri onu sürgüne gönderdi. Şarkı sözleri darbecilerin hoşuna gitmemişti. Halbuki toplumsal meselelere değinen bir şarkıcıydı. Ne ilginçtir ki; onu Almanya’dan dindar başbakan Turgut Özal Türkiye’ye getirtti. 2004 yılında vefat etti.
9-Ahmet Kaya: Sol görüşlü Protest Müzik denilen müziğin temsilcisiydi. İsyan türkülerini çok iyi söyler, gençleri çok iyi etkilerdi. Ben hiç müzik albümü almadığım halde onun bir kasetini almış ve dinlemiştim gençliğimde. Ne var ki; o da bu düzene baş kaldıranlardandı. Düzen rahatının iğnelenmesine hiç tahammül edemiyordu. Şarkı sözlerinde halkı isyana teşvik ve tahrikten açılan davalar sonucu 3 yıl 9 ay hapse mahkûm edildi. O da Fransa’ya sürgüne gitti ve orada 2000 yılında vefat etti. İşin garip tarafı onun protestoya uğramasına ve gidişine en çok üzülen siyasetçi, dindar bir Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’dı.
Yazacak kişi sayısı fazla ama sayfamda yer yok. Şimdi yaşasalardı Deniz Gezmiş ile Metin Yüksel bir kafede buluşup ne konuşurlardı acaba?
Deniz: Yahu Metin! Sizin liderleriniz bize bizden yakınmış. Onlar bize sahip çıkmış.
Metin: Öyle ama Sultan Vahdettin’in cenazesi kırk gün Sanremo’da defnedilmeden bekletildi. Borçları yüzünden alacaklılar haciz koydu da sizin liderleriniz bir kuruş yardım etmediler. Size de acımadılar. İyi mi? Sanki bizler birbirimizden çok mu uzaktaydık? Sanki size bizim mahalleden bize sizin mahalleden yol yok muydu? Vesselam…