Dr. Turan Alçelik Beyin konferansından
Dr. Turan Alçelik Beyin konferansından
İDRİS GÜNAYDIN
Dr. Turan Alçelik Bey, göz doktoru, eski milletvekili bir şahsiyet olmasına rağmen, ülkemizin kendi alanında düşünen bir beynidir. Kur’an-ı Kerim’in “ameli salih”te bulunanlar dediği bir düşünen ve araştıran aklı.
Bir zamanlar otomobil farları üzerinde yaptığı çalışma ile takdir toplamıştı. Bugün Giresun Üniversitesi konferans salonunda kanser hastalığına karşı yaptığı çalışmalardan, önerilerden bahsetti. İlgili ilgisiz herkese bir ufuk açtı. İlgili, ilgisiz demem şundan: hastalık herkesi ilgilendiriyor da çalışma alanı olarak ilgili, ilgisiz dedim.
Turan Beyin önemli bir talebi; Giresun’un temiz yaylaları ile kirlenmemiş doğası ile bir sağlık turizmi üssü olması ve yerli otlarımız olan merevcen, karahindiba, galdiririk, kırmızı soğan, sakarca, ısırgan otu gibi doğal besin kaynakları, yayla turizmi eşliğinde bir tedavinin uygulanması. Tabii, yolunu yordamını doktorların planlaması şartı ile.
Eğer zamanında müdahale edilebilirse %95 oranında hastalığa karşı başarı sağlandığını basına yansıyan haberlerden öğrenmiştik.
Dr. Turan Bey, başta cumhurbaşkanımız olmak üzere bakan ve vekiller de dahil, üniversitemiz ve araştırma hastanemizin bu meseleye el atmasını, Giresun’a geniş imkanlı bir kanser araştırma biriminin kurulmasını istemektedir.
Giresun’un bu yönden imkanları müsait. Sadece devletimizin bir oluruna bakar.
HAYAT BİR GEMİDİR YOKTUR YELKENİ. BU RESME BAKINCA HATIRLA BENİ
Evraklarım arasında rahmetli amcamın 1978 yılında gönderdiği bir mektubu elime geçti. Tüm eski mektupler aynı minval üzere yazılırdı. Son paragrafı selam dolu olurdu. Nerede ise tüm aile sayılır hepsinin selamı iletilirdi. Son cümle şöyle idi: “Hayat bir gemidir yoktur yelkeni, bu resme veya yazıya bakınca hatırla beni.” Bir gemi çizilir, bir de bayrak yapılırdı. Küçük.
Eeeh! Hayat bir gemi, limanı yok, yelkeni yok… Sadece yazılan hatıralar var.
Hayatta öyle bir düzen var ki; her yıl ekinler büyür, ürün verir, kaybolur gider, baharda bir daha çıkar.
Ağaçlar yaprak açar, meyve verir, meyveler toplanır veya çürür, yapraklar dökülür, sonra yeniden yeşillenir.
Denizde balıklar doğar, büyür, anne babalarının yaşadığı bölgeyi bulur yakalanan yakalanır yakalanmayan üreme zamanı tekrar yumurtadan çıktıkları yere toplanır, üreme işinden sonra anne- baba ölür. Yeniden bir hayat başlar. Mesela Yılan Balıkları böyledir.
Bundan insan azade mi kalacak? O da zamanı gelince ölecek, yeniler büyüyecek, dünyaya hükmedip onlar da gidecekler. Peki insan tekrar dirilecek mi? İnsan da mahşerde yeniden dirilecek. Çünkü insanı diğerlerinden ayıran irade sahibi bir varlık olması.
Diğerleri Allah’ın sevki ile insan kendi iradesi ile hareket ediyor. Ez cümle bu dünya Behlül Dânâ’nın dediği gibi; “Dün ayağının altında biten otlar bugün üstünde bitti. Unutma ki bu dünya günahlardan başka her şeyi örtmektedir.» Vesselam.