Mekke Anlaşması, Yeni Parti ve İP’i gerdi! Bir Siyonistler bir de bunlar endişeli
Milli İradenin Sesi Yeni Akit
Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip etmek için Google listenize Yeni Akit'i ekleyin.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması, İslam ülkelerinde sevinçle karşılanırken, Yeni Parti ve ve İyi Parti’nin de Siyonistlerle aynı endişeyi taşıdıkları ortaya çıktı.
TBMM Genel Kurulu'nda siyasi partilerin grup başkanvekillerinin gündeme ilişkin yaptığı değerlendirmelerde söz alan Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir ve İyi Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Mekke Anlaşmasından rahatsızlık duyduklarını açıkladılar.
Türkiye’nin 100 yıl sonra yeniden Haremyn’in emanetini üstlenmesi ve İslam ülkeleri üzerindeki rolünün artmasını sindiremeyen İP’li Çömez, anlaşmayı “son derece anlamsız ve tehlikeli” olduğunu savundu.
Çömez, “Mekke’de imzaladığınız o anlaşmayla bu ülkenin istikbalini tehlike altına atamazsınız” derken, Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, anlaşmanın gerekçelerini anlamakta güçlük çektiklerini söyledi.
YUNANİSTAN RAHATSIZ
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imza attığı anlaşmadan en çok Yunanistan, İsrail ve Hindistan rahatsız oldu. Yunan Kathimerini Gazetesi, anlaşmanın “Atina’da rahatsızlık yarattığını” yazarken, Yunanistan’ın destek verdiği Hindistan-Orta
Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) projesine ilişkin beklentileri olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekildi.
İSRAİL HEDEF OLACAK
Haaretz “İsrail’in olası bir savaş senaryosunda hedefler arasına gireceği aşikar. Ankara bizim için bölgede giderek daha zorlu bir aktör haline geldi. Türkiye’nin lideri olduğu Orta Doğu’daki yeni ittifak ekseninin güçlenmesi bizim açımızdan iyi değil” ifadeleriyle İsrail’in endişelerini dile getirmişti.
ANLAŞMA NELERİ KAPSIYOR
Anlaşma, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir işbirliği niteliği taşıyor.
Yetkililer, anlaşmanın yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayisi işbirliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliği taşıdığını vurgularken, “anlaşmanın saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım” olduğunu ifade ediyor.