• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
İdris Günaydın
İdris Günaydın
TÜM YAZILARI

Cinnetin üç hali

12 Şubat 2024
A


İdris Günaydın İletişim: [email protected]

 

İletişim Çağı birçok kolaylıklar getirdi. Telefon devrimini yaşıyoruz. Bu devrim bütün devrimlerin üzerinde ve kansız bir devrim oldu.

Tarihteki devrimlere yani çağ açıp çağ kapatan devrimlere baktığınızda çoğunda kan görürsünüz. Roma İmparatorluğunun yıkıldığı tarihte İlkçağ yıkılmış, İstanbul’un Fethi ile Orta Çağ yıkılmış… Fransız İhtilali ile de Yeni Çağ yıkılmıştır.

Şimdi hangi çağı yaşıyoruz? 

İster internet çağı ister iletişim çağı isterse de telefon çağı… Hepsi de uyar.

Kansız lakin sıkıntılı bir çağ… Yeryüzünde tüm insanların yaşadıklarını anında duyup o acıya ortak olma çağı. İnsan değilsen ortak olma… Vicdanın yoksa ortak olma… İmanın yoksa görme, duyma, hissetme… 

Kur’an’ın ifadesiyle: “Ülaâike kel enâm: İki ayaklı hayvan” ol.

Önce Ramazan Bişgin (Böçgin) namıyla maruf Allah’ın masum kulu /henüz arkasında kimlerin olduğu kesin aydınlanmadı ama/ mütevazı çay ocağında bıçaklandı. Kime ne yaptı? Kimin ayağına bastı?

PKK olabilir, bir serseri olabilir veya H.Ç gibi kendisini hedef gösteren bazı “din adına yol kesen dünkü yobazın oğullarından biri”nin kışkırtması olabilir.

Bu H.Ç için sosyal medyada şunu yazmıştım: Bu adam kripto dönme olabilir, demiştim. Çünkü sosyal medyada paylaştığı bazı konuşmalara istemeden şahit olduğumda gördüm ki; din adına ne kadar mantıksız, itici figürler varsa eteğine toplamış ha bire atıyordu.

Ramazan ne diyordu: “Yasin’i kendinize okuyun, her tarikat değil ama bazılarında hurafe ve batıl itikatlar çok var, Kamalizm bir batıl ideolojidir…

Kemalizm cihetinden de gelmiş olabilir bu cinayet.

Türkiye, ister meczup deyin isterse akıllı; ister harabat ehli deyin ister define: bir Ramazan’a tahammül edemedi! Onu koruyamadı. 

Bakın görün ki; Allah davasının bu gönüllü mübelliği Ramazan’ın hayatından çok mevti İslam’a hizmet edecek gibi duruyor. Allah rahmet eylesin.

İkinci olay İzmir’de taksici cinayeti adıyla maruf olaydır ki; müşteri olarak bindiği taksinin şoförü Oğuz Erge’yi lüzumsuz yere oyaladıktan sonra para verecekmiş gibi yapıp cebinden silahını çıkarıp vuran Delil Aysal… İnsanlığın tamamen tükendiği, çukurun en dibine düştüğü, tüm insani ve vicdani değerleri sıyırıp attığı olaydır.

Sevgi ve merhamet insanlığın, hiddet ve şehvetse hayvanlığın vasıflarıdr” diyen Mevlana’nın;

Kazanda su kaynasa sanki ben pişiyorum; Bir kuş bir kuşu öldürse ben can çekişiyorum” diyen Necip Fazıl Kısakürek’in yaşadığı iklimde yaşamamış; “İnsanlık öldü mü? Delikanlılığa sığar mı?” diyerek o alçağı, caniyi, katili, şerefsizi, adi paçavrayı arabaya almış bir güzel yürekliyi dünyadan, yaşamdan koparmak…

Bu cinnet hali nereye gidiyoruz sorusunu sordurdu defalarca topluma.

İyilik yapmanın hem tadı gitti hem anlamı…

Cesaret kalmadı daha millette. İnsan denilen varlığın en vahşi hayvandan daha vahşi olduğu bir kez daha tescillenmiş oldu. İsrail’in yaptığı bunca… “Hayvani desem hayvanlara hakaret olur. Siz buraya uygun bir kelime bulun ne olur!”

Ben acizim artık yakışır kelime bulmaktan.

Ey Cumhurbaşkanı! “TBMM idamı önüme getirse onaylarım” diyordunuz. Meclis de senin hükümet de. Bu cinayetin cezası idam olmayacaksa ne zaman adalet yerini bulacak? O masum şoförün çocuklarının ve hanımının yüreğindeki ateş nasıl sönecek?

Haydi buyur! İdam istiyor toplum. “Kısasta hayat vardır ey akıl sahipleri…” diyen Allah muhatap arıyor karşısında bu nasları hayata geçirecek.

Üçüncü olay yine İzmir’de… Büşra Karademir adlı kadın eski eşinden şiddet gördüğü gerekçesiyle KADES ile yardım istiyor. Kendisini evine bırakan polisi “Apartmanımı arayalım. Kocam belki bir yere gizlenmiştir” diyerek apartmanına sokuyor. Polisin belinden silahı çekip polisi vuruyor.

Böyle şerefsiz ve cibilliyetsizlerin yaşadığı bir ülkede hangi kadına nasıl, hangi erkeğe nasıl güveneceksin?

Bu İzmir ve Ege Bölgesine karşı da yıllardır bir kuşkum var zaten. Yakınlarımdan veya tanıdıklarımdan kim oralardan bir kızla evlendiyse arkası çok kötü ve acı geldi. Kız almak yerine köz almak gibi oldu adeta! Ve evlilikler çabuk bitti.

Aman Allah’ım! Nereye gidiyoruz? Böyle bir toplumda yaşamak, bunlarla yaşamak istemiyoruz artık. 

Ey Cumhuriyet Savcıları! Kendimi size ihbar ediyorum! Beni tutuklayıp hapse atın. İçerisi dışarıdan güvenilirdir belki…

Bu toplum nereye gidiyor?

Bu nesil nereye koşuyor? İletişim arttı, haber kaynağı çoğaldı…

Huzurumuzdan pay ayırmak zorunda kalıyoruz memleketin en ücra yerindeki bir olay için. Ağzımızdan tat ayırıyoruz!

Cinnetin üç hali de aynı yere çıkıyor: İmansızlık, şükürsüzlük, İslami şuursuzluk. İnsanlar eskiye göre çok şey biliyor. Bilgi çok lakin şuur yok. Bilgi eşeğin sırtındaki kitaplara benziyor. Kitaplar eşeği ahıra gitmekten alıkoymuyor. Şuur olsa, İslami şuur olsa camiye götürecek, kütüphaneye götürecek, laboratuvara götürecek; vesselam…

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ah be usta

Turkiyeye kaç çeşit insan sokuldu mossad cılar ayrı.

Okur

Katillere kısas uygulamak toplumun da benimsediği biz ceza. Hükümet böyle bir yasa önerisi meclise getiremiyorsa referandumla bu mesele hemen çözülür. Mecliste kısasa onay verecek bir çoğunluk var aslında , bu da yeterli. Referandumda kısas isteği %65'i geçer. Bu sayede Türkiye güvenilir hale gelir. Hangi cani ve serserinin kimi ne zaman katledeceği bilinmiyor. Caniye kısasta zerre kadar acımamız olmaz, içimiz rahat eder, huşu içinde oluruz.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23