--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Türk Dünyası Uzmanlarıyla Söyleşiler

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
1

 

Bu hafta tanıtmaya çalışacağımız eserler, Ötüken Neşriyattan el altında bulunacak, çantalarda taşınacak, okullarda ders olarak okutulacak kitaplardan.

Sanırım dünyada aynı dönemlerde; Rusya’da Müslümanlar, Çin’de Uygurlar, bizde de CHP’nin tek parti devrinde, dinimiz adına en büyük darbe yiyen toplum biziz.

Üç coğrafyada da zulmün aktörleri, siyasi ve ideolojik zihniyet itibariyle birbirlerine öyle benzemekteler ki, zulmettikleri insanlar ise ayrı coğrafyalarda olsalar da inanç ve soy bakımından bir ve beraberler.

Yakın tarihimizin bu gerçeği, Prof. Dr. Ahmet Kanlıdere’nin hazırladığı, “Türk Dünyası Uzmanlarıyla Söyleşiler” eserindeki isimler tarafından hayat hikâyeleriyle anlatılmakta.

Kitapta röportaj yapılan uzmanları, hocaları, adlarıyla-soyadlarıyla yazsam, meramımı anlatamayabilirim. Bu sebeple iki isimden kısa alıntılar yapmak istiyorum.

Eğer yerim kalırsa; “Bir Âlimin Hayat ve İlim Serencamı” alt başlıklı Mehmet Genç hocanın hayatını ve çalışmalarını kaleme alan Abdullah Mesud Küçükkalay’ın kitabı ile Şair Bâkî’den derlenen; “Gönüllerin Dirliği” üst başlıklı, “Ebu Eyyub El-Ensari’nin Hadis Rivayetlerinden” söz edeceğim.

Evet, “Türk Dünyası Uzmanlarıyla Söyleşiler” kitabının ilk sırasında Prof. Dr. Abdülkadir Donuk yer almakta. Sözü uzatmadan ilk soruya verdiği cevaba göz atalım:

“Adana ili, Ceyhan Kazası, eski adı Kırmıt, şimdi ‘Sağkaya’ nahiyesinde, 1948 yılında doğmuşum. Annem ve Babam Rus zulmünden kaçarak, daha çocukken, 1936 yılında Özbekistan’dan Türkiye’ye hicret etmişler.

Türkiye’ye sığınan ecdadım, 1938’den sonra başlayan İsmet İnönü’nün Milli Şef döneminde inanan insanlar üzerindeki şiddetli baskılar neticesinde, bütün aileyi toplayan rahmetli dedem Abdülcemil’in:

- ‘Bizler Rus zulmünden kaçarak buraya geldik, orada Kur’an-ı Kerim’i okumamız suçtu. Meğerse burada da okumak suç imiş, toplanın Mekke’ye gideceğiz’ sözü üzerine bütün aile at ve katırlara binerek Suriye sınırına gelirler.

Ailenin yarısı sınırı geçer, yarısıysa yakalanır. Rahmetli teyzem Huriye’nin çocukları ve torunları Suriye vatandaşı olarak Şam şehrinde yaşamaktadırlar.

Beytullah’ı görmek hasreti ile yanıp tutuşan dedem ise gittiği Hac ziyaretinde, Mina’da rahmetli olmuştur”.

Ömürlerini milletimizin birliği ve devletimizin bekası için harcamış bu insanları tanımadan, bilmeden, anlamadan, nerede nasıl bir coğrafyaya ve devlete sahip olduğumuzu idrak etmemiz mümkün değildir.

Diğer bir hatırat ise Prof. Dr. Erkin Emet’ten, Erkin hoca ailesini şöyle anlatıyor:

 “Babam Doğu Türkistan’da devlet memuruydu. Sadık bir komünist, rejimin adamı diye bilirdik. Emekli olduktan sonra (Allah rahmet eylesin) Türkiye’ye geldiler. (Özallı yıllar)

Annemle babamı Hacca gönderdim. Babamın dini bilgileri vardı, dindar bir ailede büyümüş, emekli olduktan sonra sakal bıraktı, beş vakit namaz kılardı amma devlet öğrenirse emekli maaşının kesilmesinden korkuyordu”….

Bundan sonrası ve bu toprakların nice beka hikâyeleri kitapta!

Eserler hakkında: Ötüken Neşriyat; 0212-251 03 50[email protected]

 

Yorumlar

(1)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hikmet Yılmaz

19 Aralık 2022 10:26

Çin'in Doğu Türkistan'daki Uygur Türk'üne uyguladığı zulmü ve asimilasyonu yazın. Akit Tvde bir zamanlar konuya önem vermiş yaşananları konuyu gündemine alıyordu. Ne olduysa oldu "gizli bir el" yapılan proğramı sonlandırdı. Nedeni ve niçinini siz araştırın.

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle