• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Tedavisi olmayan nankörlük

13 Kasım 2025
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Tedavisi olmayan nankörlük

Hüseyin Öztürk

Dünyanın diğer memleketlerinde nasıldır bilmiyorum ama bizim ülkemizde 60 yıldır gözlemlediğim ve asla tedavisi olmayan arazlardan birisi nankörlüktür.

Nankörlüğün temelini; inançsızlığın meydana getirdiği, milletimiz ve devletimiz adına “iyi, güzel doğru” yapılan ne varsa inkâr edip, öküz altında buzağı arama inat ve kibirliliğidir.

Bu hastalığın tedavisi, dinimiz İslam başta olmak üzere diğer inançların hiçbirisinde yoktur. Sadece inançlarda değil, tıpta da yoktur.

Tedavisi bulunmayan, bulunma ihtimali de olmayan bu derde müptela kimseler yine her millette ve her inançta da mevcuttur ve içinde yaşadıkları toplumlara; söz ve eylemleriyle sürekli zehirlerini akıtmaktadırlar.

Böyleleri genelde ya tuzu kuru kesimlerdir yahut akıl, mantık, fikir, düşünce gibi insanı melekelerini dipsiz kuyulara atmış kimselerdir.


Yine böylelerin başlıca özelliklerinden birisi de ellerine geçirdikleri her türlü yolla topluma sürekli fitne, fücur üretmeleridir. Ürettiklerini yaymalarıdır.


 

İşin tuhaf ve anlaşılması imkânsız tarafı ise böylelerinin ürettikleri fitne, fesat ve benzeri tüm hallere, normal insanların inanıyor olması veya inanmıyorlarsa bile çoğaltarak yayılmalarını sağlamaktır.


Nankörlüğün normal insanlar üzerinde kişinin nefsini harekete geçiren bir tesiri vardır. İlk etapta kendisine kötülüğü dokunmayan böyle söz ve fiillere karşı bir meyil gösterir ve seyretmekten hoşlanılır.

Bunlar, “Bana dokunmayan bin yaşasın” diyen nankörlüğün sınırındakilerdir. İşte bu vaziyet de tedaviye muhtaç haldir.

Ünlü sözü hatırlayalım:

“İyilik dört kişiye, kötülük dört yüz kişiye ulaşır” denilir. Bu nakil işini zevk alırcasına üstlenenler de nankörlerin bedava hizmetçileridir.

Önceki gün Kuzey Marmara otoyolu ile İstanbul’a dönerken, yolda binek otomobillerden çok düğün konvoyu gibi TIR’lar ile diğer ağır yük taşıyan kamyonları görünce bu sözler aklımdan geçti.


Havaalanları, kara yolları, köprüler, demir yolları yapılırken ne büyük engeller çıkarıldığını unutmamalı!


 

Bugün dünyanın bir numarası olan İstanbul Havaalanı yapılmasın diye akla hayale gelmedik neler yapılmadı? Hafızalardaki yerini hâlâ korumaktadır.

Ya Sabiha Gökçen Havaalanına karşı neler söylenmedi? Şimdi pistler yetersiz. Kuzey Marmara otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü için nice eylemler yapıldı?

Bugün İstanbul’a dördüncü köprü yapılsa yine yetmeyecek. İkinci bir Avrasya yapılsa yetmeyecek. Buralarda insanlar tatil yapmıyor.

Memleket ve millet menfaatine dair işlere karşı çıkanlar için eskiler şöyle der: “Bir lafa bakılır laf mı diye, bir de söyleyene bakılır adam mı diye”.

Böylelerinin hiçbir kutsalı yoktur. Sadece bağırsaklarını ve cüzdanlarını doldurur ve çevrelerine de kendileri gibileri toplayarak topluma sürekli zarar verir ve bundan zevk alırlar.

Ezcümle Mevlana Hz.lerinden gelsin:

“İnsanı gördüklerinden ibaret sayma, göremediklerinde ara. İçidir hakikatin resmi, dışı sadece manzara”.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Istanbul

Nimet nimet zelenski O nankorızm böyle yazılarla anlatılamaz.Nesin,in ıstanbuluna. Haftada bir gün, bir saatliğine, gebze kavşaktan tır,otobus kaymon E 5 şe salıver, kuzey otoyolu bakıma alınmıştır,sadece bir saatine seyret gümbürtüyü ıstanbul...

Okur

İstanbula ihanet edildi mi
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23