Tarihin imarı geleceğin imarıdır
Tarihin imarı geleceğin imarıdır
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Bin yıldır vatan edindiğimiz ki, esasında 14 asırdır demek daha doğru. Çünkü topraklarımızın 14 asır öncesinden İslam ile müşerref olması hasebiyle, o tarihten itibaren esasında vatanımızdır.
Tabii bu düşüncem, kendisini Müslüman kabul eden ve topraklarımıza “vatanım” diyenler için geçerlidir.
Yoksa biri de çıkar kendisini Bizans uşağı sayıp, Bizans eserlerinin korunmasını, kollanmasını isteyebilir. Sözüm Müslümanlaradır. Şikâyetten önce hamd ile başlayalım söze.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın, ülkemiz direksiyonuna geçmesiyle birlikte, tarihi eserlerimize sahip çıkan büyük işlere imza attı ve takipçisi olmayı sürdürmektedir.
Yalnız tespitim sadece Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın kişisel mücadelesiyle ilgilidir. İşi sıkı tutmasaydı, halimiz harab idi.
•
Efendim; “Tarihi eser çeşitliliği bakımından en çok Osmanlı yapısına sahip şehrimiz hangisi” diye sorulsa, belki Edirne son sırada sayılabilir.
Aksine Edirne; mezarlıkları, şehitlikleri, tabyaları, camileri, tekkeleri, zaviyeleri, köprüleri, medreseleri ve külliyeleri ile zengin şehirlerimizdendir.
Bunların başında da Edirne Sarayı ve müştemilatı gelmektedir. Edirne Sarayı, Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Milli Saraylar İdaresi Başkanı Yasin Yıldız’ın gayretli ve daimi mesaili çalışmasıyla hızla imar ve ihyasını sürdürmektedir.
Lakin Edirne’deki büyük camiler hariç, diğer eserler, sanki terk edilmiş bir şehrin son kalıntıları gibi durmaktadır.
Hamamlar, çeşmeler, mahalle aralarındaki mezarlıklar, irili ufaklı camiler, mescidler, harab olmuş şehir manzarası vermektedir. Mesela Kırkpınar güreş sahasının altı şehitlikmiş.
•
Geçtiğimiz Cuma namazını, Edirne Yıldırım Mahallesindeki, Yıldırım Bayezid Camii’nde eda etmek nasip oldu.
Namazdan sonra caminin etrafında gezindik. Harap olmuş mezar taşları içinde kazlar, tavuklar cirit atıyordu. Perişan vaziyette sokak başı çeşmeler, köprüler v.s. v.s.
Yani buralar düşman elinde olsa, onlar bile sahip çıkarlar. Sadece o mahalle değil ki, şehrin hangi eski semtine uğrarsanız uğrayın, nice perişan eserler görürsünüz.
Haydi diyelim belediye CHP’nin elinde. Peki, bu eserlere sahip çıkacak, görecek, ilgilenecek devletimizin kurumları yok mu?
Doğal olarak bu halleri görünce insanın aklından şu geçiyor.
“Tarihi Miras ve Kültür Bakanlığı” gibi bir bakanlık teşkil edilemez mi? En azından bizim memleketimizde “kültür ve turizm anlayışı” birbiriyle uyuşmuyor çünkü.
•
Yalnız bu arada Vakıflar Genel Müdürlüğü ile TİKA’ya haksızlık etmeyelim. Yurtdışında TİKA, yurt içi ve dışında Vakıflar Genel Müdürlüğü, tarihimizin ihya ve imarı adına önemli hizmetler yapmaktadır.
Vakıflar Genel Müdürlüğünün Edirne’deki harab olan eserlere de kısa sürede sahip çıkacağını umut ederek, sözü hitama erdirelim.
Ezcümle:
Edirne için “Serhad Şehri” derler! Peki, doğru mudur?
Soruya, Edirne eski valilerinden şimdi TBMM Genel Sekreteri olan Hüseyin Kürşat Kırbıyık’tan not ettiğim bir anekdot ile cevap verelim:
-“Edirne’ye ‘Serhad Şehri’ demek haksızlık olur, Edirne’yi sınır kabul ederseniz, Balkanlar’a haksızlık etmiş olursunuz”.