Taassup yüzünden
Mevlana Mesnevi’sinde, “Taassup Yüzünden Hıristiyanları Öldüren Yahudi Hükümdarın” hikâyesini anlatır.
Hikâye çok uzun ama mükemmel! Günümüz dâhil her devir için geçerli hakikatler. Hikâyeyi olabildiğince kısaltarak özetlemeye çalışacağım. Uzun hali mutlaka okunmalı.
•
Yahudiler arasında, Hz. İsa (a.s.) düşmanı ve Hristiyanları öldüren zalim bir hükümdar vardı.
O Yahudi gibi sapık ve hileci bir veziri vardı ki, hile ile akan suyu bile düğümlerdi. Bu vezir dedi ki:
-“Hristiyanlar canlarını kurtarmak için, dinlerini senden gizlerler”. Padişah vezirine:
-“O halde ne tedbir alalım” dedi. Vezir dedi ki:
-“Ey Padişahım! Sen bana kızıp, gazap et; kulağımı, elimi kestir. Ondan sonra da beni yanından uzaklaştır ki Hristiyanlar arasına şer, fitne fesatlık salayım.
Padişah veziri Hıristiyanların bulunduğu memlekete sürdü. O da gittiği yerlerde halkı dine dâvete başladı. Yüz binlerce Hıristiyan etrafına toplandı. Cahilleri kandırmak kolaydır. Onu İsa’nın vekili sandılar.
Hâlbuki o vezir, hakikatte tek gözlü mel’un Deccal idi. Bütün Hıristiyanlar dinlerini de, gönüllerini de ona verdiler.
Padişahla vezir arasında haberleşmeler vardı. “Padişahım, ben şu anda İsa dininden olanlara fitneler fesatlar salmaktayım” diye cevap verdi.
O devirde İsa dininden olanları yöneten “on iki emir” vardı. Her fırka, bu on iki emirden birine uymuş, faydalanmak için ona kul köle kesilmişti.
Bu “on iki emir” ile onlara uyanlar, o soysuz vezirin tuzağına düşmüşlerdi. Vezir, her emirin adına ayrı bir tomar hazırladı.
Her tomarda bulunan yazılar, meslek ve mezhep yönünden bambaşka idi. Birbirini tutmuyordu. Her hüküm, baştan sona ötekinin hilâfı ve zıddıydı.
Her birine dedi ki:
-“İsa dininde, Hakk’ın vekili benim ve benim halifem de sensin. Öbür emirlerin hepsi sana uymak zorundalar. İsa onların hepsini sana tâbi kılmıştır. Hangi emir aksilik yapar, sana uymazsa, onu yakala. Ya öldür yahut esir al”.
•
Ve Vezir öldükten sonra….
Emirlerden biri ileri atıldı. Dedi ki:
-“İşte o zatın vekili, hatta bu zamanda İsa’nın halifesi benim… İşte şu tomar, ondan sonra benim vekil olacağımın şâhididir.”
Başka bir emir de pusudan çıktı. O da koltuğunun altından bir tomar çıkardı, gösterdi. Derken ikisini de, bir çıfıt öfkesi sardı.
Diğer emirler de, birer birer ortaya çıktılar, keskin kılıçlarını çektiler. Her birinin elinde bir kılıç ve bir de tomar vardı. Birbirlerine düştüler.
Yüzbinlerce Hıristiyan öldürüldü. Kesik başlardan, tepeler meydana geldi. Sağdan soldan kan selleri aktı.
Bu savaş yüzünden havaya dağlar gibi tozlar kalktı. Vezirin ektiği fitne tohumları, başlarına afet kesildi. Bitti!
•
Ezcümle:
Bu hikâyeden içte-dışta düştüğümüz fitne-fesatlıklara bakabilir miyiz?







