• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Ramazan bereketiyle gelir derler

20 Şubat 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Ramazan bereketiyle gelir derler

HÜSEYİN ÖZTÜRK

“Biz Müslüman toplum olarak bir medeniyet tasavvurunun insanıyız. Bu tasavvurun adı da “İslam Medeniyeti Tasavvurudur”. Sadettin Ökten.

Sadettin hocamızın da dediği gibi medeniyetin önemli mihenk noktalarından birisi de Ramazan medeniyetimizdir.

Beylikler, Selçuklular ve Osmanlılardan bugüne, Ramazanı Şerifi ibadet merkezli ihya edenler; “yardımlaşma, dayanışma, paylaşma” gibi ibadete müteallik tüm faaliyetlerini, rızayı ilahi adına yapmışlardır. 

Bu anlamda geçmişten bir örnek naklederek; günümüzde de aynı inanç ve samimiyetle yapılan farklı bir yardımlaşmadan söz edelim.



Osmanlı mülkünde her coğrafyanın kendine mahsus adetleri olmasının yanı sıra, ayrıca bütün bir coğrafyada uygulanagelen değişmez geleneklerden birisi de “Darü’l Sofra Ziyafetleridir”.. Yani ev, konak ve geniş yerleşim alanlarında kurulan sofralar.

Bu sofralar, şehrin üst düzey yöneticisinden reayaya (halka) kadar herkesin katılabileceği ve kimseye; “necisin, neredensin” sorusu sorulmadan oturulacak sofralardır.


Bizim geleneğimizde konuklar, Allah’ın misafiridir ama Ramazan’da bu misafirliğin önemi daha da artar ve açta, açıkta kimsenin kalmamasına özen gösterildiği gibi hayvanat ve tababet de unutulmazmış.

Mevsimine göre aç kalabilecek hayvanlardan tutun da korunması veya bakımı yapılması gereken orman, bağ ve bahçelere kadar hizmetler verilirmiş.



Biz sofraya dönelim. “Darü’l Sofra Ziyafeti”, misafirperverliğin ve yardımlaşmanın doruk noktası imiş. Öncelik mide doyurmak değil, gönül doyurmakmış.

Bu geleneğin görüldüğü ve yaşandığı şehirlerin başı elbet İstanbul’muş. Bundan 114 yıl önce Osmanlı mülkü iken şimdi 6 ülke ile anılan Balkanlar başta olmak üzere; Bursa, Denizli, Konya, Kastamonu ve Ahilik teşkilatının faal olduğu şehir ve ilçelerde görülürmüş.


Bu şehirlerde yaşayan varlıklı aileler, davet imkânı buldukları mahallelerdeki herkese sofralarını açar ve “insanlar kardeştir” düsturunca, birlik ve beraberlik sağlanırmış. 

Böyle zamanlarda genelde üç sofra kurulduğundan söz edilir. Hanımlara ayrı, beylere ayrı, bir de çocuklar için daha cazip sofralar açılırmış.

Tabii bizim sofra adabımızın bütününde ikram yapılırken; zengin, fakir, rütbe, makam, itibar gibi farklılıklara asla yer verilmez, herkes bir kabul edilirmiş. 



Gelelim bugüne! Muhteşem geçmişimizdeki bu uygulamanın günümüz şartlarına uygun olarak bir örneği de Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde yaşanmış.

Ankara İstanbul otobanı üzerinde bulunan “Berceste” dinlenme tesislerinin sahiplerinden Yusuf Akdoğan, Kaynaşlı’daki okulların öğretmenleri ve öğrencileriyle birlikte, diğer resmi ve özel kurumlara Ramazanlık ikramlarda bulunmuş.


Kaynaşlı’daki dostların dediğine göre bu yıl evine Ramazan bereketi girmeyen kimse kalmamış. Sadece Kaynaşlı değilmiş elbet.

Böyle bir ikramın ana mihenginin; “Ramazanı Şerifinizi Mübarekleriz muhtevalı olması ise başka bir incelik olmuş.


Ezcümle:

Ramazanı şerifin arınma ayı olduğu söylenir. Arınmaktan maksat, kalp temizliğidir. Böyle ikramlar, kalpleri birbirine ısındırır. Gönül almak, berekete kapı açmaktır. 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23