--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Ramazan bereketiyle gelir derler

Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
4

Ramazan bereketiyle gelir derler

HÜSEYİN ÖZTÜRK

“Biz Müslüman toplum olarak bir medeniyet tasavvurunun insanıyız. Bu tasavvurun adı da “İslam Medeniyeti Tasavvurudur”. Sadettin Ökten.

Sadettin hocamızın da dediği gibi medeniyetin önemli mihenk noktalarından birisi de Ramazan medeniyetimizdir.

Beylikler, Selçuklular ve Osmanlılardan bugüne, Ramazanı Şerifi ibadet merkezli ihya edenler; “yardımlaşma, dayanışma, paylaşma” gibi ibadete müteallik tüm faaliyetlerini, rızayı ilahi adına yapmışlardır. 

Bu anlamda geçmişten bir örnek naklederek; günümüzde de aynı inanç ve samimiyetle yapılan farklı bir yardımlaşmadan söz edelim.


Osmanlı mülkünde her coğrafyanın kendine mahsus adetleri olmasının yanı sıra, ayrıca bütün bir coğrafyada uygulanagelen değişmez geleneklerden birisi de “Darü’l Sofra Ziyafetleridir”.. Yani ev, konak ve geniş yerleşim alanlarında kurulan sofralar.

Bu sofralar, şehrin üst düzey yöneticisinden reayaya (halka) kadar herkesin katılabileceği ve kimseye; “necisin, neredensin” sorusu sorulmadan oturulacak sofralardır.


Bizim geleneğimizde konuklar, Allah’ın misafiridir ama Ramazan’da bu misafirliğin önemi daha da artar ve açta, açıkta kimsenin kalmamasına özen gösterildiği gibi hayvanat ve tababet de unutulmazmış.

Mevsimine göre aç kalabilecek hayvanlardan tutun da korunması veya bakımı yapılması gereken orman, bağ ve bahçelere kadar hizmetler verilirmiş.


Biz sofraya dönelim. “Darü’l Sofra Ziyafeti”, misafirperverliğin ve yardımlaşmanın doruk noktası imiş. Öncelik mide doyurmak değil, gönül doyurmakmış.

Bu geleneğin görüldüğü ve yaşandığı şehirlerin başı elbet İstanbul’muş. Bundan 114 yıl önce Osmanlı mülkü iken şimdi 6 ülke ile anılan Balkanlar başta olmak üzere; Bursa, Denizli, Konya, Kastamonu ve Ahilik teşkilatının faal olduğu şehir ve ilçelerde görülürmüş.


Bu şehirlerde yaşayan varlıklı aileler, davet imkânı buldukları mahallelerdeki herkese sofralarını açar ve “insanlar kardeştir” düsturunca, birlik ve beraberlik sağlanırmış. 

Böyle zamanlarda genelde üç sofra kurulduğundan söz edilir. Hanımlara ayrı, beylere ayrı, bir de çocuklar için daha cazip sofralar açılırmış.

Tabii bizim sofra adabımızın bütününde ikram yapılırken; zengin, fakir, rütbe, makam, itibar gibi farklılıklara asla yer verilmez, herkes bir kabul edilirmiş. 


Gelelim bugüne! Muhteşem geçmişimizdeki bu uygulamanın günümüz şartlarına uygun olarak bir örneği de Düzce’nin Kaynaşlı ilçesinde yaşanmış.

Ankara İstanbul otobanı üzerinde bulunan “Berceste” dinlenme tesislerinin sahiplerinden Yusuf Akdoğan, Kaynaşlı’daki okulların öğretmenleri ve öğrencileriyle birlikte, diğer resmi ve özel kurumlara Ramazanlık ikramlarda bulunmuş.


Kaynaşlı’daki dostların dediğine göre bu yıl evine Ramazan bereketi girmeyen kimse kalmamış. Sadece Kaynaşlı değilmiş elbet.

Böyle bir ikramın ana mihenginin; “Ramazanı Şerifinizi Mübarekleriz muhtevalı olması ise başka bir incelik olmuş.


Ezcümle:

Ramazanı şerifin arınma ayı olduğu söylenir. Arınmaktan maksat, kalp temizliğidir. Böyle ikramlar, kalpleri birbirine ısındırır. Gönül almak, berekete kapı açmaktır. 

Yorumlar

(4)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Vay vay

20 Şubat 2026 16:37

Bize zamlarla geldi galiba...

Mustafa

20 Şubat 2026 12:46

Tevbe kapısı ölene kadar açık. Allah kalpleri kapatmaz .!!! Hatalı meal Diyanet Yeni 2-Bakara Ayet:7 Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır. Hatalı meal Doğruya yakın meal. 2/7. O kâfirler Allah”ın yol gösterici kitabı Kuran’a kalplerini ve kulaklarını kapatmış gözleri ile görmek istememişler ve azabı hak etmişlerdir. Doğruya yakın meal 40/35. ........... Onlar Allah’ın ayetlerine kalplerini mühürleyerek büyüklenmişlerdir. Hatalı meal 40/35........ Allah, her kibirli zorbanın kalbini işte böyle mühürler. Doğruya yakın meal 16/108. Bunlar Allah’ın mesajını kulakları ile duymak gözleri ile görmek istemeyen kimselerdir, kalplerini de mühürlemişlerdir ve işte bunlar, gaflette olanların ta kendileridir. Hatalı meal 16/108. İşte onlar, Allah’ın; kalplerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlediği kimselerdir. İşte onlar gafillerin ta kendileridir. Doğruya yakın meal 18/57......... Bunlar kalplerinin üzerine Kuran’ı anlamamak için engel olacak perdeler gerdiler, kulakları ile duymak istemediler. Dolayısıyla sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla doğru yola gelmezler. Hatalı meal Diyanet Yeni 18-Kehf Ayet:57. Kim, kendisine Rabbinin âyetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar. Tevbe kapısı kıyamete kadar açık bu kapıyı insan kendi kapatır.

Sitem

20 Şubat 2026 06:48

Sayın hocam gecmiste 3 sofra kurulur Erkeklere bayanlara ve çocuklara ermişsiniz şimdi otellerde iftar adı altında kurumlar iftar yemeği düzenliyor amirler ayrı müdürler ayrı şefler ayrı çalışanlar ayrı bir de kurumun en yetkili müdürü içeri girerken dikkat çekiliyor herkes ayağa kalkıyor o yetkili oturunca oturtuluyor paralar çalışan memurlardan alınıyor.iftar yemeklerinde bile kaynaşamıyoruz kibir ve gösterişten uzaklasamiyoruz.cenaza namazında imam niyet ederken er kişi niyetine dediği zaman ölen er değil rutbeli komutandi denildiği gibi bir gün ölüm gelip çattığında niyetin er kişi niyetine yapılacağını unutmayalım.Allah a emanet olun.

.....

20 Şubat 2026 03:03

yazılar sözler vaazlar niye kâr etmiyor...boğazdan geçen haram olursa dil nefes neylesin ..garibim

Hüseyin Öztürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle