• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Meşihat Şeriat Tarikat kavgası

04 Mayıs 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Meşihat Şeriat Tarikat kavgası

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Bu hafta tanıtacağımız eserin kendisi de yazarı da Devlet-i Aliye’nin 22 milyon km2’lik coğrafyada, yüzyıllarca sürdürdüğü hükmünün ve İslam ile şereflenmesinin serencamını anlatıyor.

Medrese Yayınevinden çıkan kitabın müellifi Sadık Albayrak. Sadık ağabey; hayatını ilme, irfana, tarihe, araştırmaya hibe etmiş bir münevverimizdir.

Bizden önceki nesil, bizim nesil ve bir alt neslimiz, Sadık Bey’i tanır, bilir ve okumuştur. Mehmet Akif’in:

-“Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek: Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek” dediği gibi yazdıkları ve konuştukları bu minval üzeredir.

Ülkemizde, üstü örtülü yahut açık şekilde İslam’a karşı nefretlerini beyan edenlerin sıkıntılarının başında; tanımadıkları, bilmedikleri, bilmek için gayret bile sarf etmedikleri “Meşihat, Şeriat ve Tarikat” meseleleri gelir.


Sadık Albayrak, Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Meşihat: (Şeyhülislamlık makamı) Şeriat: (Allah’ın emir ve yasaklarından oluşan ilahi hükümlerin tamamı) ve Tarikat: (yol, nizam, usul, öğrenme, bilinçlenme) kavgasının iç yüzünü belgelerle anlatıyor ve şöyle diyor:


*

Meşrutiyet ile gelen parlamenter düzenle kurulan kabinedeki azınlık mensubu kişiler, Müslümanların yasal yapısını, Tanzimat’ın getirdiği nizamiye mahkemeleri, Fransız ceza hukuku ve Alman/Prusya militarizmine dayanarak, Batılı normlara göre geliştirmek istiyorlardı!

İttihat ve Terakki’nin komitacı ruhu hortlamış olacak ki savaş alanlarında ve hudut boylarında kaybedilen toprakların ve beldelerin intikamı, yerli halktan alınıyor; mahkemeler, sıkıyönetim yani askerî kurallarla sürdürülüyordu!


Biz bu araştırmamızda, irdelenmemiş ve üzerinde durulmamış aksine daha çok İslâmî heyecan duyup, Meşihat, Şeriat ve Tarikat konularında fikir beyanında bulunmuş yazar ve siyasî düşünürlerin görüş ve direnişlerine yer vermeyi uygun bulduk. 


Konu geniş ve son derecede bâkir ve araştırmaya muhtaç bir yapı gösteriyor. Osmanlı ülkesinin geride kalan toprakları üzerinde, Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e gelirken; Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Gürcü ve Arnavut ayrımı olmadan, medrese tahsili yapmış ve hilâfet yönetimine kendini bağlı saymış ne kadar kişi ve yazar varsa, hepsine tümüyle yeni mesajlar veriyor.

Bu gaye ile dergi ve gazetelerin makale ve tartışmalarına dayanmakla birlikte son yüzyıldaki İslâmî ve hilafetçi gelişmelere olduğu kadar karşı tepkilere de yer verdik.

Böylece, yeni bir ufuk ve yeni bir İslâmî alternatif kaynak ve mesaj yolu açılmış oldu. 

Bu araştırma ve çalışmada görüleceği üzere, Meşîhat’ın ürünü olan müftü ve kadılar, propaganda edildiği gibi cahil ve mürekkep yalamaz kişiler değildi!

Okuyor, yazıyor ve İslâmî mesajlar veriyorlardı! Giyim kuşamdan, mektep ve medreseye kadar hastaneden kışlaya, yeni sanayi toplumundaki iktisat ve ticaret alanlarında da fikir ve düşünce ürünlerini beyan ederek değişme ve gelişmeye, daha doğrusu Batılılaşmaya İslâmî alternatif üretiyorlardı.



*

Ezcümle:

Yüzyıldır olduğu gibi günümüzde de Müslüman toplumumuza karşı hâlâ diş bileyenler, eğer hakikaten toplumla barışmak istiyorlarsa bu hususlara düşmanca değil, insanca yaklaşarak kendilerini tamir ve bakımdan geçirebilirler.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23