• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

İnsan Medeniyet Şehir

02 Ekim 2023
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

 

Bu hafta tanıtacağımız eser; “Sadettin Ökten ile İnsan-Medeniyet-Şehir” ismini taşıyor. Kitabı kaleme alan isim ise hocanın doktora öğrencilerinden Hasan Taşçı.

Günümüzün derviş meşrepli bilgelerinden olan -ömrüne bereket- Sadettin hocam kitabı imzalayarak göndermiş.

Sadettin hocamız insanı, medeniyeti ve şehri tarif ederken, bu dünyadan ebedi âleme bir köprü kurarak anlatır. Dünyaya ahiretin tarlası denilmesi bu sebeple olsa gerektir.

İstanbul başta olmak üzere büyük şehirler ve büyüyen şehirler, insandan ve medeniyetten çok moderniteye esir düşüp; hırsın-hızın-hazzın ve tüketimin med-cezirinde, insanımızı ve medeniyetimizi muhafaza edip yaşamaya gayret edebilir miyiz?

Zorlama bu soruya “evet” demek mümkün. Elimizde kalanlarla bu değerlerimizi koruyarak ve imar ederek, şehirle insanı bütünleştirebilir, şehri yalnızca barınma ve çalışma döngüsünden çıkarabiliriz.

Bu hususta eserden Sadettin hocamızın şu sözlerine yer verelim:

“İstanbul’da çıkmaz sokaklar vardır. Daracık, girintili çıkıntılı sokaklar… Bu rasyonel bir şehir değil. Her adım başı küçük bir çeşme, bir hazire, bir türbe size hayatın tümünü hatırlatır. Çok büyük dertlerin üstünü kapatır bu düzen, teselli verir. Her şeye rağmen öyle diyelim.

“Ellili yılların başında sekiz on yaşlarındayım, anneannem Atikali’de oturuyor. Onunla beraber Karagümrük’e gidiyoruz. Çarşamba’ya gidiyoruz, orada tekke var, mahalle arasında kabirler vardı.

‘Hadi evladım, fetih şehitlerine birer Fatiha okuyalım’, diyor. Ekmek almaya çarşıya gittiğiniz zaman fetih şehitlerine Fatiha okuyorsunuz. Sizi bir anda fethe götürüyor. Hayatın içinde o anı yaşıyorsunuz. Bütün bunlar çok mühim”.

Evet, özellikle Müslüman şehirlerde mezar, türbe, cami, şehrin merkezinde yer alır ki, insana nereden gelip nereye gideceğini hatırlatsın, giderken de sevdiklerini ve hiçbir varlığını yanına alamadan gideceğini anlayıp ona göre yaşansın denilir.

Bizim medeniyetimizdeki şehir ve insan bu minval üzere kurulmuştur. Bugün hâlâ bazı özelliklerini kaybetmeyen tarihi şehirlerimize bakıldığında bu hal görülebilir.

Sözü kitabın arka kapağında tespitle hitama erdirelim:

“Şehir bir biçimler kompozisyonudur. Biçimler kompozisyonunda malzeme kullanılmış, geometrik formlar verilmiş; renk var, hacim var, ışık var, bir tarzı var. İslam şehrinde bu tarz, bu tavır, hilkatin insana giydirdiği tavra muhalif olamaz.

Kapitalist New York şehrinde insanı ezen, insana hükmeden, devasa bloklar, (İstanbul-Ankara gibi. H.Ö.) muhteşem kapılar…

‘Ben bu binanın altında kalsam yok olur dedirten yükseklikler, cepheler, taşlar, demirler, tunçlar vardır. Detaylar fevkaladededir. O kapitalist şehir de parası olan adamın dünyaya hükmettiğini sandığı şehir.

İslam şehrinde hilkatin insana yüklediği tavır nedir? Eşref-i mahlûkat tavrıdır. Hilkat insana; ‘Sen, yaratılmışların en şereflisisin’ diyor. O halde şehrin üslubunda bu şerefi görmek ve hissetmek mecburiyetindeyiz”.

Eser hakkında: Kaknüs Yayınları; 0212-520 49 27 kitap@kaknüs.com.tr 

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Korkut

Apartmanlasma sehirlesme Insanligi dunyalik etti.Eski famir gece mondulardaki komsuluklar arkadasliklar bitti.Okuyanlarin bir cogu kibi ve gururheykeli,kimse, mimseye Selam vermiyor.Kalite lezzet yok.Ekmeklerde eski lezzet yoktur.Lokantalarda en cok et.eskiden ev yemegi satan lokantalar vardi.Hayat kolaylasti ama bir cok degerimkzide yitirdik.adamlar mezarligi goren tepeye oturmus icki iviyorlar.agizlarindan salya akiyor.Allah sonumuzu hayr etsin.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23