Hayali bir ülkede adalet üzerine
Hayali bir ülkede adalet üzerine
HÜSEYİN ÖZTÜRK
Hayali bir ülkede çok donanımlı, güçlü, amentü sahibi, memleketini ve milletini daima huzur, güven ve istikrarda tutan bir devlet başkanı varmış.
Halkın çoğunluğu tarafından tanınır, bilinir, sevilir, sayılır, ailelerinin bir ferdi kabul edilir, küçüklerin dedesi, büyüklerin amcası, dedesi, dayısı muamelesi görürmüş.
En çok da mukaddesleri; “vatan, devlet, din, millet, bayrak” olan büyük halk kesimi tarafından daima desteklenir, dualarla anılırmış.
Hatta duada öyle ileri giderlermiş ki; “Allah’ım benim ömrümden ömür al başkanımıza ver” derlermiş.
Böyle Müslüman bir devlet adamı, her millete nasip olmazmış. Halkın kendisine teveccüh ettiğini bilen Sultan, bir gün devlet görevlilerini huzuruna toplayarak nasihatlerde bulunmak istemiş.
“Hak’tan uzak olanlar kullardan da uzak olur. Reaya, zatıma yakın olduğu kadar size uzak. Eğer reayaya yakın olsanız, güven verseniz, neden bütün umutlarını şahsıma bağlasınlar. Demek ki, halka gerekli güveni veremiyorsunuz” diyerek başlamış söze.
•
Bakalım neler söylemiş:
Devletin hakkı, milletin hakkıdır. Bu hakları ihlal etmek kötü huylu kimselerin işidir. Kötü huyları kendinizden uzak tutmalısınız. İyi hasletlerle donanmalı onları tatbik etmelisiniz.
İçlerinden birisi sormuş:
-“Sultanım kötü hasletler hangileridir”? Sultan soruya sevinerek şöyle demiş:
-“Hased, yalan, kibir, öfke, şehvet düşkünlüğü, hırs, uzun emel, dik başlılık, hasislik, zulüm, bencillik, acelecilik, nankörlük, hafifliktir”.
İçlerinden birisi sormuş:
-“Padişahımız iyi huylar nedir? Padişah onları da saymış:
-“Kötü huyların hepsini terk edip, iyi huyları sahiplenmek olur. Bunlar; hayâ, iyi niyet, itidal, kerem sahibi olma, alçak gönüllülük, eli açıklık, doğruluk, sabır, şükretme, merhamet, ilim, akıl ve adalettir” demiş.
Yine içlerinden birisi:
-“Emirleriniz Hakkın kullarına söylediği sözlerin bize aktarılan kısmıdır. Müstefit olduk, biraz daha söyleseniz” deyince, Sultan; o halde şunları asla unutmayın!
•
-“Benim çevremden istifade edip, kendinize payeler çıkararak, diğer insanlara tepeden bakmayın ve onlar ile hemhal olun. Ne kadar yüksek makamlara çıkarsanız çıkın, sizin de onlar gibi mezar taşlarınız olacak. Arkanızdan “Fatiha” okuyacak insanlar bırakın.
Milletten zatıma gösterilen saygı ve muhabbetin siz de aynısını bekliyorsunuz. Buna hakkınız yok. Ben de sizler gibi faniyim. Fani olduğunuzu unutup, baki olduğunuzu sanıyorsunuz. Yarın ben fani olduğumda perişan hallere düşersiniz.
Kullara karşı gösterdiğiniz yücelik hallerinizi Allah görüyor. Allah’tan utanın! Allah korusun; uğursuzluğunuz, yanlış hareketleriniz, zulmünüz bana da tesir eder ve devletime ziyan verir.
Zira zulüm, mülkü zevale götürür. Nankörlük nimeti yok eder. Reayanın yükünü hafifletiniz. Zayıfları incitmeyiniz, âlimlere saygı gösteriniz. İyilerle sohbet ediniz. Kötülerden ve kötülüklerden sakınınız.
Allah’ı ve melekleri şahit gösteririm ki eğer bir kimse bu yola aykırı başka bir yol tutarsa, ganimet peşinde koşan eşkıyadır.
Eğer imanınız varsa, Allah’ın da sizi gördüğünüze inanıyorsunuz demektir. Bundan gayrı sözüm bitmiştir”.