• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ahmet Varol
Ahmet Varol
TÜM YAZILARI

Batı Afrika’da kaybetmesi gerekenler cuntalardır!

07 Mayıs 2026
A


Ahmet Varol İletişim: [email protected]

Batı Afrika’da kaybetmesi gerekenler cuntalardır!

AHMET VAROL

Son dönemde Mali’de yaşanan hadiseler dışarıdan bakıldığında bu ülkeye mahsus görünse de aslında öncelikle Batı Afrika bölgesini ikinci etapta tüm Afrika kıtasını etkileyebilecek potansiyele sahip gelişmeler olarak değerlendirilmeye müsaittir.

Bölgesel boyutunun bir yönü Batı Afrika’da uzun yıllardan beri devam eden Tuareg meselesiyle; bir yönü de Afrika kıtasında son dönemde daha da etkili hale gelen güç kavgasıyla bağlantılı siyasi ve stratejik dönüşüm süreciyle ilişkilidir.

Bilindiği üzere son dönemde Afrika’da mevcut küresel güçler ve bazı bölgesel güçler etkili olmaya çalışıyor. Bu güç mücadelesinde, geçmişte Afrika’yı paylaşmış ve yüzyıllarca sömürmüş Avrupa ülkeleri, özellikle de Batı Afrika ülkelerini hâlâ sömürmeye devam eden Fransa ciddi alan kaybı yaşadı.


Ama bunda askeri darbelerle iktidarı ele geçiren kadroların siyasi tercihleri rol oynadı ve onlar da, halklarının kendi gelecekleriyle ilgili özgürce karar vermelerine imkan sağlayacak bağımsız yapı oluşturma çabası içine girmek yerine yeni statüye göre sırtlarını dayayabilecekleri ve iktidarlarını sürdürmede güvence vereceğini umdukları Rusya’ya yanaşmayı tercih etti.

Böyle bir yön tercihi ise Rusya’dan askeri destek alma, Çin’le ekonomik ilişkileri güçlendirme anlamına geliyordu. Ama bunların hiçbiri, destek verdikleri ülkelerin halklarının siyasi bağımsızlıklarını kazandıracak politika izlemiyor, bilakis dünyada gelişen durum ve şartlara göre güncellenen yeni bir kolonizasyon politikasını devreye sokarak o ülkeleri kendilerine mahkûm hale getiriyorlardı.


Son yıllarda Batı Afrika ülkelerinden Mali, Nijer ve Burkina Faso’da hızlı yön değiştirmelerini beraberinde getiren askeri darbeler gerçekleştirildi.

Mali’de 18 Ağustos 2020’de gerçekleştirilen darbeyle ordu iktidarı ele geçirdi.


26 Temmuz 2023’te de Nijer’de bir askeri darbeyle yönetime el konuldu. Darbeciler, Fransa’yla ilişkileri önceleyen cumhurbaşkanı Muhammed Bazum’u gözaltına aldı. Ama ardından kendilerini sağlama almak için Rusya’nın bilinen askeri şirketi Wagner’le işbirliği yaptılar.

Bu olaya Fransa ve Avrupa’yla ilişkilere önem veren ECOWAS (Batı Afrika Ülkeleri Ekonomik Topluluğu) karşı çıktı. Moskova ise darbecilere desteğini hızla ibraz ederken Avrupa’nın ve ECOWAS’ın tutumuna da sert bir şekilde tepki gösterdi.


Burkina Faso’da ise daha önce darbeyle yönetimi ele geçirmiş bir cuntanın gözetiminde 29 Kasım 2015’te gerçekleştirilen seçimlerde, Demokrasi ve İlerleme Kongresi Partisi’nin adayı olarak cumhurbaşkanı seçilen Roch Marc Kabore askerleri memnun edemedi. Ordu 2021’de tepkisini çok belirgin bir şekilde dile getirdi ve Kabore’nin IŞİD yanlısı grupların ülkede güçlenmesinin önüne geçemediği yönünde eleştirilerde bulundu. Ardından Kabore’ye karşı kitlesel tepkiler de arttı. “Ordu göreve” çağrılarını değerlendiren askerler 23 Ocak 2022’de yönetime el koydu.


Ancak oluşturulan cunta yönetimi 30 Eylül 2022’de Yüzbaşı İbrahim Traore’nin gerçekleştirdiği bir başka darbeyle devrildi. Onun da gerekçesi iktidara el koyanların IŞİD eylemlerinin önüne geçemediği iddiasıydı.

Yeni cunta Rusya’yla ilişkileri iyice güçlendirdi ve onunla çeşitli alanlarda işbirliği anlaşmaları yaptı.

Bu üç ülke bir bakıma ECOWAS’a alternatif oluşturmak amacıyla, 26 Temmuz 2023’te Sahel Devletleri İttifakı’nı kurdu. 6 Temmuz 2024’te de bu ittifakı bir konfederasyona (AES) dönüştürme kararı aldılar. Öncelikli amaçları Avrupa emperyalizmine karşı kolonizasyon karşıtı politika izlemekti. Ama bunu yaparken kendilerini Rusya’nın kucağında bulmuşlardı.


Bu itibarla Mali’de yaşanacak değişim tüm bölgeyi etkileyecektir. O yüzden Rusya, Mali’den elini çekmeme konusunda ısrarını sürdürüyor.

Şu var ki bölgede belki, başkalarının güdümündeki mevcut yapıyı yıkmak çok zor olmayabilir. Ama yerine halkların özgürlük ve bağımsızlığını önceleyen yeni bir yapı inşa edilmesi daha zor olacağı gibi birinciden daha fazla ehemmiyete sahiptir. Yeni yapının oturması da ancak bu yolla mümkün olabilir.


Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23