“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?”
“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?”
YÜKSEL TOKUR
İnsan; daha önce adından söz edilen bir varlık değilken, sonsuz kudret sahibi Yüce Allah tarafından yoktan var edilmiştir.
Şöyle ki; başlangıçta baba tarafından anne rahmine bırakılmış meni içinde gözle görülmez küçücük bir nutfeydi. Sonra bu nutfe gelişerek rahim duvarına tutunan bir alaka, yani cenîn haline geliyor.
Devamında; Allah onu beyni, kalbi, eli, ayağı, iç organlarıyla birlikte mükemmel bir insan olarak yaratıp şekillendirilip ruh (can) veriliyor.
Gönderildiği dünya ise onun yaşantısına uygun bir şekilde hazırlanmış..
Hava, su, toprak, güneş, ay, ormanlar, ekinler, meyveler, hayvanlar, petrol, doğalgaz, kömür, madenler gibi yeraltı kaynakları gibi nimetleri saymakla bitiremeyiz.
Yoktan var eden, hayat vererek dirilten, öldürerek verdiği canı alan, geçici olan dünya hayatını sonsuz olan ahiret yurdu için bir hazırlık dönemi olarak yarattığı insanın istifadesine sunan, diğer varlıklarda olmayan akıl nimetini beyin olarak yükleyen, irade sahibi kılan, onu sorumluluk yüklemeden sahipsiz ve başıboş bırakmamış, doğru yolu göstermek için Peygamberler ve kitaplar göndermiştir.
Eğer insan başıboş bırakılsaydı; doğru ile yanlış arasında fark kalmaz, adalet ve sorumluluk kavramları anlamsız kalırdı..
Gafil olan bazı insanlar, sanki kendine her şeyin serbest bırakıldığını ve bir müddet sonra ona hiçbir hesap sorulmayacağını sanır da; ne kadar aldandığını ancak ölüm anında öğrenir.
Şimdi; hiçbir şey bilmesek bile, Yaratıcı olan Allah’ın hükümlerinin uygulanmadığı toplumlarda, ülkelerde insanlar kanunlar, genelgeler, yönetmelikler yazıp, toplumsal yaşayışı, toplumun düzeni için uygulamaya koymuyorlar mı?..
Resmi ve özel kurumların, işyerlerinin hatta apartman sakinlerinin uyacağı kurallar belirlenir de, en mükemmel şekilde yaratılıp donatılan biz insanlar başıboş bırakılabilir miyiz?..
ÜÇ SORUYA, ÜÇ MUHTEŞEM CEVAP
Hanefi Mezhebi imamı İmam-ı Azam, kendisine üç kişi tarafından sorulan üç ayrı soruya, şu muhteşem üç cevabı verir:
1- Allah yok; varsa bize gösterebilir misin?..
2- Cehennemde ateş var. Ateşten yaratılan cinler ve şeytanlar nasıl azap görecekler?
Hiç ateş ateşi yakar mı?..
3- Hem kaza ve kadere inanmamızı istiyorsun, hem de insanın iradesinden bahsediyorsun. Hâlbuki; insan her şeyi mecburen yapar, kendi iradesi yok, dolayısıyla ahirette hesap yok..
Bu soruları alan büyük imam, eline aldığı bir avuç kuru/sert toprağı soranların yüzlerine attı. Canları yanan soru sahipleri beklemedikleri bu davranışa sert tepki gösterdiler.
İmam-ı Azam: “Soru sordunuz; ben de cevap verdim” deyip, şu açıklamayı yaptı:
1- Allah’ı göremediği için inkâr eden! Toprağın yüzünde verdiği acıyı görebildin mi ki, görmediğin Allah’ı inkâr edersin?..
2- İkinci sorunun sahibi! Bildiğin gibi insan topraktan yaratılmıştır. Ama bu bir avuç toprak, senin yüzünü acıtmaya yetti. Demek ki; cehennemin ateşi de, ateşten yaratılan varlıkları yakabilir.
3- İnsanın iradesini yani hesabı inkâr eden! Madem benim iradem yok, ne diye yüzüne attığım toprak için benden şikâyetçi oluyorsun?..
Selâm olsun; Hakk’a tabi olup, hak yolda yürüyenlere..