• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Ali Karahasanoğlu
Ali Karahasanoğlu
TÜM YAZILARI

Yıldırımhan’ı görünce, kuduruyorlar..

07 Mayıs 2026
A


Ali Karahasanoğlu İletişim: [email protected]

Yıldırımhan’ı görünce, kuduruyorlar..

ALİ KARAHASANOĞLU

Saha 2026 düşmanı kudurtuyor..

İçimizdeki bazı hainleri de kudurtuyor..

Düşmanı kudurtması normal..

İçimizdeki hainler niye kuduruyor?

Yıldırımhan denilince..


Niye kuduruyorlar?

Amerika yapınca seviniyorlar da..

Almak için sıraya giriyorlar da..

“Verdi, verecek.. Az sonra” diyerek, para ile almak için bile, “almaya layık olma yarışı” içine giriyorlar da.. 


Türkiye yapınca niye kuduruyorlar?

Amerika yapıp, Ortadoğu’ya satınca.. Türkiye’ye satınca..

Bütçeden savunma sanayine ayrılan payın nerede ise tamamı, Amerikan silah şirketlerine  gidince sevinenler.


Türkiye kendi yerli savunma sanayisini kurunca, hatta onları ihraç etmeye başlayınca, niye “Cephane ihracatı” diye tahkir etmeye kalkıyorlar..

Savaşsız bir dünya olsun..

Eyvallah..


Ama Amerika savaş üzerinden dünya coğrafyasını bir yandan dizayn ederken, bir yandan da kasasını dolduruyorsa..

Suudi Arabistan’a, “İran size saldıracak” diyerek, yüzmilyarlarca dolarlık savunma sanayi sistemleri satmış iken..

Bugün görüyoruz ki, İran en ağır şartlarda, en tilkice tahrikler altında bile, Suudi Arabistan’a bir saldırı yapma niyetinde değil..

O zaman, Suudi Arabistan’a satılan Amerikan silahlarının amacı ne?

Sakın, “İsrail’e karşı kendilerini korumaları için” demeyin..

İsrail’in, HAMAS ile ateşkes görüşmeleri yapılırken, Katar’daki bir binaya saldırması ve Amerikan savunma sisteminin devreye girmemesinin üzerinden onlarca yıl geçmedi..

İsrail istiyor diye, ABD’nin binlerce km öteden gelip, İran’a saldırması henüz daha sonlanmadı.. 

ABD, sattığı silahlarla, Ortadoğu ülkelerini, İsrail’e karşı savunma amacı güttüğünü kim söyleyebilir?

Amerika silah sanayi üzerinden zenginleşiyor..

“Amerika’da hukuk var” diyerek, bize ABD güzellemesi ve propagandası yapanlar..


O savunma sistemlerini Türkiye üretince, burunlarını kıvırıyorlar, “Cephane ihracatı ne ki?” diyorlar..

Hatırlayın, Almanya sattığı Leopard tanklarını, PKK’ya karşı kullanmamamız gerektiğini söylüyordu.. 

Hani sormamız gerekir, “Biz bu tankları, müzeye koyup, seyir amaçlı izlenmesi için mi aldık?”

Genelkurmay İstihbarat Daire eski Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, İsrail menşeli Heron insansız hava araçlarıyla ilgili yaşadıklarını anlatırken, “İHA operatörü hafta sonu evine gidiyordu ve çalışmıyordu. Terörle mücadele ve sınır güvenliği operasyonlarında görüntülerin anlık paylaşımı, görev iptalleri ve sistemsel gecikmeler, operasyonel zaaflar yaşanıyordu” dese de..

Bugün İHA ve SİHA’ları geçtik..

Kaan ile, F35’lerle yarışacak noktaya geldiğimiz bir aşamadayız.. 

Ama Türkiye’nin son 25 yıllık AK Parti iktidarında, her şeyin daha kötüye gittiğini iddia eden bir avuç CHP’li kara propaganda elemanı, “kalorifer peteği” dedikleri Kaan’ın uçuşunu..

“Hani nerede elektrikli otomobil” diyerek sorguladıkları yerli otomobili..

“Balıklar ürküyor” diyerek önlemeye çalıştıkları füzelerin yapımını, kendi ülkelerini yabancı devletlere şikayet etme vesilesi yapıyorlar..

Dün Cumhuriyet gazetesinde, SAHA 2026’daki tanıtımlarla ilgili dezenformasyon niteliğinde bir haber yayınlandı..


Diyorlar ki, “MSB AR-GE’nin Saha 2026 Uluslararası Savunma ve Havacılık Fuarı’nda tanıttığı turbofan uçak motoru ve kıtalararası balistik füze, tartışma yarattı. Ürünlerin hazır olup olmadığı ve niteliği, soru işaretleri doğurdu.”

Bu arkadaşların dünkü “kalorifer peteği” eleştirilerine bakın..

Bugünkü eleştirilerinin de ne kadar haklı olabileceğini tahmin edin.

Dün TCG Anadolu ile ilgili yaptıkları hakaret dolu ifadeleri hatırlayın, sonrasında TCG Anadolu’nun Almanya’da o ülkenin resmi yetkilileri tarafından bile yapılan övgüleri hatırlayın.. 

Şimdi “motor” ve “balistik füze” üzerinden yaptıkları eleştirilerde de ne kadar haklı olabileceklerini tahmin edin..

Oysa.. Yıldırımhan’da, Mustafa Kemal imzası da konulmuş..

Yıldırım Bayezid tuğrası da konulmuş..

Sevinsenize..

Siz o füzeyi yapmış olsaydınız..

Bayezid’i boşverdik, sürekli istismar ettiğiniz Mustafa Kemal’in ismini bile o füzenin gövdesine yazmazdınız.. Günlük siyasi tartışmalarda rant devşirmek için, kendi adınızı yazardınız..  

Yıldırımhan’ı yapamadınız.


Yapana da burun kıvırıyorsunuz..

“Yapılmamıştır henüz tamam değildir” diyorsunuz.

İhracat rakamları sizi yalanlıyor..

Utanmıyorsunuz, savunma sanayindeki ihracat kalemlerimizdeki ürünler için, sanki koca koca ülkeler, hayali şeylere para ödemişler gibi, algı yapıyorsunuz.

En nihayetinde, o ürünlerin paraları transfer edilip, Türkiye’nin kasasına girince, bu sefer de “Cephane satışı” diyerek, “bunun neyi ile övünüyorsunuz” itirazında bulunuyorsunuz.

Şu anki somut itirazlarını da buraya not etmek amacı ile ekleyeyim.

Ki, yarın gerçekler ortaya çıktığında,  “kalorifer peteği” diye tahkir ettikleri Kaan’a söylediklerini unutturmaya çalıştıkları gibi..

Bu sözlerini de unutturmaya çalıştıklarında, arşivimizden çıkarıp, yüzlerine vuralım..

Cumhuriyet şöyle yazmış:


“MSB’nin ‘Bütün kritik parçaları AR-GE Merkezimiz tarafından üretilen’ sözleriyle paylaştığı motorla ilgili ilk odaklanılan nokta, itki gücünün 42 bin libre olarak duyurulması oldu. Uzmanlar, uzun yıllardır turbofan motor üretimi için çalışan TEI’nin (Tusaş Motor Sanayii) hedefi 35 bin libreyken, F-35 motorları ise 40 bin libreye yakın güç üretirken, daha önce hakkında hiçbir açıklama yapılmamış bir motorun 42 bin libre güç üreteceği/ürettiği bilgisine kuşkuyla yaklaştı.”

Bu mu arkadaşlar, Türkiye’nin alınterine sizin yapacağınız değerlendirme bu mu?

SAHA 2026 orda.. Henüz bitmedi..

Gidersiniz, yetkililerine sorarsınız..

“Tatmin edici cevap alamadık” dersiniz, anlarım..

Ama oturduğunuz yerden, siz Amerikan basını mısınız ki, kendi ülkenizin yetkililerinin yaptıkları açıklamalara, “Kuşku ile yaklaştığınızı” ifade ediyorsunuz..

Bir de utanmadan..


Savunma analisti olduğunu iddia ettikleri Kubilay Yıldırım isimli birisinden aktarımla, akılları sıra işi alaya almışlar:

“Sosyal medyadan, ‘Sizi 42 bin libre itkide durduran ne oldu’ diye sordu.” demişler..

Beyler, size kalsa idi, mesela Suriye çoktan, 5’e, 55’e, 555’e bölünmüştü..

Ne oldu?

Birde kaldı..

“Sizi birde bırakan ne idi” diye soramadınız.. Sahadaki gerçeği gördünüz..

Şimdi, biraz susun isterseniz..

Sonra rezil olursunuz.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23