• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Haset tufanı altında yaşamak

30 Ocak 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Haset tufanı altında yaşamak

HÜSEYİN ÖZTÜRK

Bütün asırların ve tabi özellikle içinde yaşadığımız şu zamanlar, tam bir haset tufanı altında geçmektedir.

Tufanı çıkaranların net bir tarifi yok. Hemen pek çoğumuz isteyerek veya istemeyerek haset tufanına katkıda bulunuyoruz.

Çünkü kendini unutan insanlar haline geldik. Başkalarına haset ederek yaşamayı kendimize şiar edinmiş vaziyetteyiz.

“O ve ben” yahut “Onlar ve biz” gibi garip bir kıskançlık ve baş dönmesi altında, ne eğri ne doğru bir türlü karar veremiyoruz.


Anlayacağınız pek çoğumuzun şakulü bozuk. Maalesef dinimizin de öğüt, nasihat ve emirleri gibi düsturları da nefse galebe geldiği için, bir türlü kendimizi sigaya çekemiyoruz.


Günlük hayatın önümüze serdiği binlerce mesele, -hâlbuki binde biri bile ilgilendirmediği halde- zihnimizi öyle meşgul ediyor ki, bir bakmışız yığınlarla lüzumsuz hadiselerle ömrümüzün bereketini kaçırmakta ve huzursuzluğa sebep olmaktayız.


İnsanın bir kaybını arar gibi kendimizi kendi içimizde aramayı akıl edemiyor, başkalarının akıllarıyla ilgilenip, onlara yem oluyoruz.

Günlük işlerimizde, akşam evlerimizde, akraba buluşmalarımızda, düğünlerde, bayramlarda; birbirimize sevgi, saygı, muhabbet besleyerek, iç ve dış dünyamızı mamur etmek varken, hep başkalarını konuşmaktayız.


Kul hakkından falan söz etmeyeceğim, o kadar ileri gidip, kimsenin inancını yerinden söküp atmasını istemem. Kul hakkı meselesi ateşten bir gömlek kimse giymek istemez.


Yalnız kendimizi şöyle adaletli ve hakkaniyetli olarak bir kenara çekip:

-“Ben ve ailem, bu tufanın neresindeyiz? Tufana ne kadar destek veriyoruz” diye muhasebe etmeye gücümüz yeter sanırım.

Muhasebe yapmadan önce böyle haller için irfan ehli kimseler ne derler ona bakalım:

“Gafil insan, kendi iç dünyasındaki korkunç ahvalden habersizdir. Tezkiye edilmemiş nefs ve tasfiye edilmemiş kalp, çok zehirli hastalıklar ihtiva eder, üretir, çoğaltır.



Adeta içimizdeki bir kanser gibidir. Bu haliyle mülevves (kirli, düzensiz, karışık) nefs ve hastalıklı kalp, insanoğlunun asıl mücadele etmesi gereken düşmanıdır”.

Tezkiye edilmemiş kalbin sahibini bodoslama sürüklediği tufanın adı hasettir. Gözlemlerime dayanarak söylüyorum.

Haset meselesi, bırakın başkalarına, aileler içlerine kadar girmiş vaziyette. Bu hususta kaş göz yarmadan yine ehli irfana müracaat edelim. Bakalım ne denilmiş:


“Haset; ilahi taksim neticesinde, başkalarına lutfedilen nimetlere kalben itiraz etmektir. Yani bir manada Cenab-ı Hakk’ın taksimine razı olmamak, kıskanmaktır.

Hadis-i şeriflerde şöyle buyurulur:

“Haset etmekten sakının. Zira ateşin odunu (veya otları) yiyip bitirdiği gibi haset de iyilikleri yer bitirir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 44/4903)

“Size eski ümmetlerin hastalığı sirayet etti: Bu, haset ve buğzdur. Bu hal, kazıyıcıdır, (yok edicidir). Bilesiniz; kazıyıcı (yok edici) derken saçı kazır demiyorum. O dini kazıyıcıdır (yok eder)” (Tirmizî, Sıfatu’l-Kıyâme, 57) 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Her kimki

Siyasi cikarlati ugruna ozellikle her secim donemi oncesi; onlar-bizler, Şucular-bucular deyip, kendi siyasi cikarlarina ters olanlari hain, dinsiz, din dusmani gibi gosterip oy ugruna ümmete ayrilik sokuyorsa cehennemde odun olsun.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23