• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Öztürk
Hüseyin Öztürk
TÜM YAZILARI

Anadolu İzlenimleri (3)

27 Ağustos 2026
A


Hüseyin Öztürk İletişim: [email protected]

Anadolu İzlenimleri (3)

HÜSEYİN ÖZTÜRK 

Şehir düşüncesi, insanoğlunda yerleşik hayata geçmesiyle başlar. Ve haliyle bütün şehirler göçlerden oluşur. Uygarlıkların tarihi de bir nevi göç tarihidir.

İnsanoğlunun dünya yolculuğu da göç değil midir? Dünyadaki seyahatimizi tamamlayıp, ebedi âleme gidişi de göç olarak değerlendirmiyor muyuz?

Ankara’nın uzun yıllar ilçesi olan ve nüfusu büyüdüğü için 21 Haziran 1989 yılında il olan Kırıkkale de bir göç ve emekli şehridir.

Makine Kimya Endüstrisinin Fabrikası Kırıkkale’yi şehir hüviyetine kavuşturmuştur. Lakin en çok göç alan şehirlerden olması hasebiyle, bir türlü şehir olma özelliğini koruyamamış, ilçe kalmaktan çıkamamıştır.

3 Temmuz 1992 yılında kurulan Kırıkkale Üniversitesi de şehre bir şehir kimliği kazandıramamıştır. Çünkü öğrencilerin ve öğretim üyelerinin çoğu, günlük olarak Ankara’dan gidip gelmektedir. Yani konar-göçer bir üniversite hayatı şehre ne katabilir ki?


Yalnız şehrin girişindeki organize sanayi bölgesinde güzel işler yapılmakta. Şehre önemli bir ekonomik kazanç sağlamakta!

Kırıkkale’de “işsizlik var” diyorlar ama tek sebebinin tembellik olduğu söyleniyor. Kırıkkale’de çalışmak isteyene iş çok imiş!


Kırıkkale’yi çocukluk yıllarımdan itibaren tanır ve bilirim. Geçtiğimiz iki hafta önce bir başsağlığı münasebetiyle gidip geldik.


1970’lerin Kırıkkale’sinden değişen tek şey, organize sanayi bölgesinin gelişmiş olması ve halen gelişmeye devam etmesi.

Bu güzelliği bozan ikinci şey ise şehrin yine çepeçevre gökdelen konutlarla kuşatılması! Burada doğmamış torunlara bile ev alınıyormuş. Kırıkkale’de Ankara gibi nefes darlığı çeken bir şehir olmuş.

Rüzgârların eseceği ve şehre ineceği tüm tepeler ile Kızılırmak Nehri’nin kenarları, binalarla sarılmış, hava da su da adeta kendilerine küsmüş vaziyette.

Hava esmiyor, ırmak gönülsüz akıyor. Şehrin ünlü meydanı Cumhuriyet Meydanı ile caddeleri, sokakları çok kirli. Sanki belediye diye bir kurum yok gibi.

Hâlbuki Kızılırmak, şehir merkezine birkaç kilometre uzaklıkta! Vidanjörleri doldurup, şehri yıkasalar, insanlar temiz bir meydanda, caddede, sokaklarda rahat yürüyebilirler.

Şehri bu şartlarda temaşa ederken, esnafa da uğradığım oldu. Genelde vergi yükünden şikâyet ediyorlardı. Vergi işinden anlamam, haklı da olabilirler haksız da.



Yalnız vergiden çok şikâyet eden bir esnafın, vergi şikâyetinden sonra neler yapıp ettiğini konuşurken; malına, mülküne dair şu bilgileri de mutlulukla veriyordu.

Kırıkkale merkezde dört dairesi varmış. Bir de şehrin biraz dışında genişçe bir villa yaptırmış. Kendisine, hanımına, oğluna dair araçları da varmış.

Ezcümle:

Şunu söylerseniz çok haklısınız:

-“Be arkadaş bu nasıl izlenimler. Siz de diğer insanlar gibi havadan, sudan, yemeden, içmeden yazsanız ya”.

İyi güzel dersiniz de bunları görmezden gelince yok olmuyorlar ki. Güzeli gördüğümüzde elbet onları da yazarız. Mesela yarına Nallıhan var. Esaslı bir şehir!

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23