--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zerka’nın Gözleri

Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
9

Çeşni-i Zerka-i Yemâme'yle mi bakmış bilmem

Nazar-ı şâhide ahsentü zehî dikkat-i tâm

Nedim

Derler ki bir vakitler Arabistan yarımadasındaki Yemâme memleketinde Zerka (gök gözlü) adında bir kadın yaşarmış. Bu kadın üç günlük mesafedeki ufacık bir hareketi yahut nesneyi görebilirmiş. Rivâyet o ki Yemen ordusu Zerka'nın kabilesi üzerine, Zerka'ya görünmemek için birer çalıyı siper ederek ilerlemiş. Zerka, kavmine "Ey kavmim ağaçlar geliyor!..." demişse de onlar buna gülüp alay etmişler. Ancak iki gün sonra koca bir ordu ile karşılaşınca onun sözlerine inanmışlarsa da iş işten geçmiş. Bunun üzerine Kavminin ilk yaptığı iş Zerka'nın gözlerini oymak olmuş.

Lokman Hekim'in kızının da çok uzağı görebildiğine ve Zerka'nın o olduğuna dair rivayetler olduğunu Hz. Musa da mucizevî bir görüş gücüne sahip olduğunu not olarak düşelim.
Bugün Filistinlilerin, İsrail askerini görmek için erketeye yatan çocuklara Zerka sıfatını vermeleri boşuna değildir.

“Görme, idrak etme, bir şeyin iç yüzüne vâkıf olma, sezgi” gibi anlamlara gelen basîret kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de genel olarak “görme” anlamı yanında özellikle “hakikati keşfetme, doğru yolu tanıma, gerçeği yanlıştan ayırma yeteneği” manalarında kullanılmış ve bu bakımdan manevî körlük veya dalaletin zıddı olarak gösterilmiştir (bk. En‘âm /50, 104; Hûd/ 24; İsrâ/ 72; Neml/ 81. ayetler).

Aslında basiret, ilâhî sıfatlardan biri olan basarın kullardaki tecellisidir. Bu tecelliden nasibi olmayanların gözlerinde perde vardır (Bakara/7) ve bu sebeple gerçekleri göremezler (Yâsîn /9). İnsanların gerçekleri görmelerine ışık tuttuğu için Kur’an ayetlerine de besâir (basîretler) denilmiştir (bk. A‘râf /203; Kasas /43).

Kur’an küfür, nifak, hırs, kin gibi olumsuz inanç ve duygular yüzünden kalp gözü körleşmiş ve basireti bağlanmış kimseler hakkında “körler” (Bakara /18), “kalpleri olup da bununla idrak edemeyenler” (bk. A‘râf /179), “bakar körler” (bk. A‘râf /197) gibi tabirler kullanır, inananları basiretli, inkârcıları kör sayar.

Bütün şark hatta çoğu kez batı klasiklerinde, her hazineyi bekleyen bir yılan tasviri vardır. Kişi yılanı öldürmedikçe hazineye ulaşamaz. İnsanda da bir hazine vardır ki o basirettir. Müslümanın hazineye ulaşması için mitolojik hikâye anlatılarında geçtiği gibi nefsini öldürmesi istenmez. Ancak Rabbi (terbiye edicisi) nin kudretiyle vahye uyunca nefsini terbiye edebileceğini Kur’andan ve Peygamber Aleyhissalatu vesselamın sünneti seniyyesinden öğreniyoruz. Böylelikle terbiye olunan insan, içindeki hazineye ulaşır. İnsan-ı Kamilden anlaşılan budur.

Onun içindir ki bu kimseler Kur’an’da kendilerinden ülü’l-ebsâr (Haşr /2), ülü’l-elbâb ( Zümer /9), ülü’n-nühâ (Tâhâ /54) diye söz edilir. İnsan enesini (ego) terbiye ettiğinde günümüzde uzak görüşlülük denilen basireti açılır. Ramazan iklimi en uygun zamandır.

Basiretin beş duyudan biri olan görmenin ötesinde ruhî bir meleke olduğunu Resulü Zişan’ın hadislerinden öğreniyoruz. Hz. Peygamber, “Ruh bedenden ayrıldığında görme gücü de (basar) onunla birlikte gider” buyurmuştur (Müslim, “Cenâʾiz”, 7, 9).

Hz. Peygamber’in, gözleri uyusa da kalbinin uyanık olduğunu belirten hadislerinden de (bk. Buhârî, “Menâḳıb”, 24) basîretin ruhî bir meleke olduğu inanç ve amel dünyası gelişmiş insanlarda bu melekenin güçlü bir şekilde tezahür ettiği anlaşılıyor. Feraset, kavramı basiretin daha da derinleşmesi demektir. “Müminin ferasetinden sakının!. Çünkü o Allah’ın nuruyla bakar.” (Tirmizi, Tefsiru’l-Kur’an, 16, Suyûtî, el-Câmiu’s- Sağir, 1, 24) Hadisi görünenin ardındakini görmeyi de işaret eder.

Klasik edebiyatımız nesirden çok nazım alanında gelişmiş bir edebiyat olunca konular şiirle tasvir edilir. Edebi dünyamızda basiretli, kimse cisim ve can (felsefi dille süje- obje/Özne Nesne) ile irfan makamındakidir. Nev’îzâde Atâyî, Sohbetü’l-Ebkârında der ki;

Cism ü cân oldı tılısm-ı 'irfân

Tâ ki hıfz ola esrâr-ı nihân

Şeyh Gâlib Divanında,

Âdemiz âlemde âdemde tılısm-ı hayretiz

Kufl-ı endîşeyle feth olmaz der-i gencînemiz

derken insanın âlemde aslı “yok” olan bir hazine olup ondaki hayret tılsımının düşünce kilidiyle açılmayacağını dolayısı ile basiretin açılmayacağını anlatır.

Yine Şeyh Galib, “Hüsn-ü Aşk” mesnevisinde önemli bir yer tutan Aşk’ın cadı ile mücadelesinde cadıyı sembolik olarak nefis yerinde görür. Şeyh Galibe göre Cadı, kişinin içsel yolculuğunda maddi istek ve arzuların kaynağı olarak görülen nefistir.

Ona göre Aşk, nefsinin arzuları ile savaşıp Hüsn’ü hatırlamasıyla cadının yaptığı büyü bozulur.

Mü’min kişinin basiretinin açılması bir kilidin açılmasına bağlıdır. Bu kilidin “Bismillahirrahmanirrahim” ismi azamı ile başladığını Lami Çelebi’nin, “Ferhad ile Şirin” adlı mesnevisinde Kur’an falına Bismillah deyip başlamayı anlatırken görüyoruz.


Açan bu kur‘a ile fâl-i Kur‘ân

Tolar cân u dili enfâl-i ‘irfân

Budur miftâhı her genc ü tılısmuŋ

Fütûhı bî-nihâyetdür bu ismüŋ

Modern dünyada basiretten Zerka’nın gözlerini oyan kavmi gibi korkulur. Zira basiret, yalın hakikati söyler, kıvırmaz. O nedenle bugün çoğunluk, koyunlarının arasına dalan kurdu gören basiretsiz çoban gibi gözlerini yumuyor ve “bu gördüğüm inşallah bir rüyadır” yalanıyla kendini aldatıyor. Cahil basiretsizdir ve şairler kadar cesurdur. Basiretli kimse esen yel göre pozisyon almaz. Yağmurun yağdığı yere tarlasını taşıma ihtiyacı aklına gelmez. Görmediğinden değil edebinden susar. Zira o, yılanı görüp terbiye edendir.
Nihai kelam, ALLAH basiretimizi açsın. Feraset versin. Amin.

Buldu Zerka-i Yemâme şöhret

Var idi bâsırasında hiddet

Sünbülzâdc Vehbî

 

Yorumlar

(9)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

Hüseyin ERDEM

4 Mayıs 2020 15:59

Üstadım! İzin almadan yazılarınızı, facebooc ve sevdiklerim ile paylaşıyorum. Hakkını helal edesin.. İlim, insanlığın ortak serveti olsun. Bu nedenle, sadece gazeteler de kalmasın, insanların iman, ihlas ve hidayetine de sebep olsun.. Selam ve dua'larımla...

Ertuğrul

30 Nisan 2020 00:15

Allah senden razı olsun

Şahika

29 Nisan 2020 17:07

Gönlünüze,kaleminize sağlık, güzel bir yazı olmuş.İstikamet üzerinde,hayırlı sağlıklıklı uzun ömür dleriz.

Halil

29 Nisan 2020 15:32

Körler tarif etmeye başladıktan beridir görmeyi...Susar da meyhane ehli...Lisanını anlayan da yoktur ya...Kaç dolu başak kaldıki şu tarlada.500 den az belki..300 den biraz çok...

Abdullah

29 Nisan 2020 12:25

Allahın kanunlarını bırakıp istanbul sözleşmesi gibi keferenin kanunlarıyla resmi nikahlı babaları hapse atıp nikahsız yaşayanları özendirirdin. Evliliklerinden ötürü hapse attığın masumların ahları gayretullaha dokunmazmı. Ondan sonra Corona belasıda çıkar, başkasıda. Hala akıllanmıyoruz.

Jurnal

29 Nisan 2020 10:11

Gelmekte olan tehlikeyi hep birlikte MİLLET olarak gördük. (Istanbul sözlşmsi) Bunun sonuçlarını da bugün MİLLET yaşayarak görüyor.Bööyyükler halâ bu sefil yasayı Kaldırmamak da DİRENİYOR! "BESLE KARGAYI OYSUN GÖZÜNÜ"(AKP)

BAYBARS

29 Nisan 2020 04:43

Doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar! Tabanı sokağa hazırlayan diyen proje kkMAL, virüs sonrasına erteledi. Bir ara, genel sokağa çıkma yasağı ile fetöcü ve sabataycı deşifre olmuş olmamış subaylarla gerçekleştirmek istediler. Devlet yutmadı. Çeşitli yollarla içeride düşman cepheyi hazırlıyorlar. Lutilik sevdası içinde olan barolar vasıtasıyla hem emellerini perdeliyor hem de prova yapıyorlar. Bizimkiler de hep savunma pozisyonunda. Biraz da saldırı gelmeden siz saldırın. Hem de bir gece haber vermeden ansızın. Bir zamanlar bizi stadlara doldurmak isteyenleri siz doldurun.

Sabri

29 Nisan 2020 04:28

Evet, doğru ve yerinde izah etmişsiniz. Sıkıntı; basiretli insanların sesinin yanında davul ve benzeri şeyler çalınırsa farklı bir tablo ortaya çıkar. Teşekkür ederim.

Mustafa makam

29 Nisan 2020 03:43

Çok güzel ve yararlı bir sohbet. Paylaştın için teşekkür ederim kardeşim.

Hüseyin Acarlar Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle