• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hüseyin Acarlar
Hüseyin Acarlar
TÜM YAZILARI
23 Kasım 2020

Dram Adamı Güldürür

“Şu hayatta güler misin diyen kişi bir tek fotoğrafçı oldu. O da parasını istedi hocam” dedi İhsan Dayı. Gülmemi beklerken toprağa dönük yüzümü kaldırıp ciddi bir edayla;

“ Tamam da Dayı” dedim. “Az önce otobüsteydim. Arkadan bir teyze “Şu parayı alır mısınız” dedi. Aldım parayı cebime koydum. Böyle karşılık beklemeden yardım eden iyi insanlarda var bu dünyada” dedim. Dayı da daha fazla tutamadı kendini. İkimizde makaraları koyu verdik bir anda.

İhsan Dayı neşeli adamdır her şeyden önce. Kıvrak zekâsıyla en olumsuz olanı bile ironi diliyle gayet neşeli ifade yeteneği çok az insanda bulunur. İhsan Dayı bu meziyetteki nadir antikalardan biridir. Kah sazını eline alır âşık deyişlerinden gider, kâh şiirle kâh Urfa’dan hatıralarıyla güldüre güldüre hayatın gerçek ironisini yapar. Hani şairin;

“beni bir kere dövdüler çok gözlüklüydüm

daha bere giyiyordum bıyıklarım da duruyor

Büyükdere’de dövdüler Emirgân ve birileri

geceleyin dövdüler dişlerimi tükürdüm”

İtirafı gibi İhsan Dayı da en garip halleri bile kabullenerek, insan olma gerçeğini muhatabına trajikomik ifade etmekte ustaydı.

Hani klasik hikâye vardır. Adam, psikiyatriste gider ve "Hiç neşelenemiyorum. Hepten keyifsizim” der. psikiyatrist, "Kasabaya yeni bir palyaço gelmiş. İnsanlar gülmekten yerlere yatıyor. Ben gittim gülmekten yarıldım. Gidip izlemeyi denesene" der.

Adam, başı önde yanıt verir: "İşte O palyaço benim..."

Güldürenler, palyaço maskesi ardında dramları, hüzünleri saklarlar.

Hani ne olduklarını yüzlerine vur(a)madığımız için kendilerini kusursuz sanan insanlar vardır birde. Onları en iyi hicvederek anlatmak büyük dram ustalarının işidir. Yorula yorula yürüyüp, kırıla kırıla büyüyenler, güldürmeyi en iyi bilen ve güldürürken en iyi düşündürenlerdir.

İhsan Dayı, aslında komik adam değil, kasıntılı ve primitif içgüdüleriyle kendilerini kusursuz görenlere tepkisini ironiyle dile getirenlerdendir. “Düşünsene Hocam” dedi bir gün. “İnsanoğlu ne kadar garip. Telefonu yere düştüğünde kendisi ve etraftaki herkes üzülür. Aman Allah’ım ne o panik! Yanımızdaki ya da herhangi biri düştüğü zaman panik yerine sadece kahkahalar atıyoruz. Ben hiç düşene gülmedim biliyor musun? Ama telefonunu otobüste düşüren bir kadına çok güldüm diye beni otobüsten attılar. Bir kaçta sille salladılar hanımefendiye güldüm diye ama onlara hiç kızmadım. Otobüsten attıkları için hem güldüm hem üzüldüm.

Bir gün İhsan Dayının da olduğu ortamda bir dostum uluslararası siyasal olaylarla ilgili değerlendirme yapmamı istemişti. Bu tarz siyasal soruların belki düzeltme imkânı olabilen dramlara gözünü kapatmanın -aç, açıkta komşu gibi- en kurnaz hali olduğunu düşünürüm hep. Ve haz etmem bu tarz muhabbetlerden. Ulaşılması ve düzeltilmesi elimizde olmayanlar üzerine konuşmak sorumluluktan kaçmak gibidir. Böyle düşündüğümü bilen İhsan Dayı, bu sorudan beni kurtarmak için “müsaade edersen Hocam ben bunu bir şiirle ifade edeyim” “Tabi memnun oluruz Dayı “dedim.

Şiirin adı ormantik şiir

Yeşil yeşil açmış yoğurt ağacı

gökyüzünde uçuşuyor katırlar

Ayılar yuva yapmış kavak dalına

balıklar koşuyor yeşil kırlarda

ne kadar güzel bir gün

gökyüzü kapkaranlık

sıcaktan üşüyorum tril tril

Terlerken ben yağmur yağar bir taraftan kar

Tromp hıyardı halefi Bidonda hıyar.

“Bu da şiir mi? Dayı bu şiirse Ben Yahya Kemal diye neyi okuyordum” deyip kahkahayı basınca dostumuz. Dayı;

Ben fazla süslü şeyler söyleyemem. Bildiğim sözün bittiği yerde şiir başlar derler. Bazen sözü bitirmek için şiir imdada yetişir. Hep hüzünlendirmez ki şiir. Bazen de güldürür. Gülmek her zaman mutlu olmak için değildir. Bazen öyle gülmeler vardır ki, en büyük acıları gizlemek içindir. Sükûtun da sesi var ama onu anlayacak yürek lazım. Sizi nasıl yorumlarsınız bilmem bu garip dünyada “aklımdasın” diyen politik balıklar ve onların “ömrümsün” diyen kelebekleri oldukça bende böyle şiir yazarım arkadaş!

“Ömrüne bereket diline sağlık var olasın Dayı” dedi dostumuz. Dayıdan Dayının yazdığı yanımda oldukça meşhur tamirci mektubunu buraya alarak söze de geçici nokta koyalım. Çevrenizde İhsan Dayılar varsa onları koruma altına alın. Yeni nesilde artık İhsan Dayılar yetişmiyor. Hayırlı huzurlu bereketli ömürler Dayı.

Tamircinin Mektubu

Hayatımın eksantriği, ömrümün farı, kalbimin santralı, İnan sevdğim bu mektubu yazarken kalbim avans vermiş 8 silindirli Cadillac motoru gibi vuruyordu ama şimdi yokuş yukarı su kaynatmış radyatörden farksızım. Bu gidişle bir gün yatakları yakacağım. Gönülde emniyet sibobu yok ki sevdiğim? Şarj dinamosuna sarılmış kablolara benzeyen saçların, jant kapağının yaprak sütununa benzeyen kaşların, nikalaj yapılmış chavrole panjuruna benzeyen dişlerin bir türlü aklımdan gitmiyor Ah benim üstün model sevgilim sen evin önünden geçerken revizyondan yeni çıkmış bir motorun sesine benzeyen sesinle teflonla konuşuyordun. Sesinin güzelliği şarj etti kalbimin aküsünü. Evinizin önünde turalayıp durdum. Seni göremeyince freni patlamış kamyon gibi yuvarlandım aşağıya doğru. Zor attım kendimi tamirhaneye. Ah benim üstün model sevdiğim; burada sözlerime son verirken bilesin ki Ferhat bile bugün dağları delse emin ol ona da amele derlerdi. 325 amper şarj 24 volt kuvvetle 1 puet eder bir iki anvele ile kontağı kapatırım. En içten sevgilerimle…

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

sema emine aydınelli

Yazınızda alıntı yaptığınız ,"Beni bir kere dövdüler" diye başlayan dizeler Attila İlhan a aittir...
  • Yanıtla

Talip KOKTAŞ

"Güldürenler, palyaço maskesi ardında dramları, hüzünleri saklarlar." Kelamına, kalemine sağlık Üstadım. Düşündürürken güldüren, güldürürken düşündüren bir yazı olmuş.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23