• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Halit Kanak
Halit Kanak
TÜM YAZILARI

Barbaros kardeşlerin Akdeniz’e inmesi ve Şehzâde Korkut

21 Şubat 2026
A


Halit Kanak İletişim:

Barbaros kardeşlerin Akdeniz’e inmesi ve Şehzâde Korkut 

HALİT KANAK 

Fatih Sûltân Mehmed’le Midilli’nin fethine katılan, Bonava Köyü kendisine tımar olarak verilince buraya yerleşen tımarlı sipahi subayı Yakup Ağa’nın çocukları olarak Midilli’de dünyaya gelmişlerdi. Genç yaşta öğrendikleri denizciliği geliştirmişler deniz ticaretine başlamışlardı. 

İshak, Oruç, Hızır, İlyas kardeşler kısa sürede her biri yetenekli denizciler olarak; Yunanca, İtalyanca, Arapça, İspanyolca, Fransızca ve Latince dillerini çok iyi vâkıf olmuşlardı.

Oruç Reis kardeşi İlyas Reis ile birlikte Suriye kıyılarındaki Trablusşam’a mal götürürlerken Rodos Şövalyeleri tarafından önleri kesildi. Saint-Jean Şövalyelerine karşı müthiş şekilde savaşa tutulsalar da, kalabalık şövalyeler İlyas Reisi şehit ettiler, Oruç Reisi de esir aldılar..


Ticaret için Kıbrıs, Girit, Yunanistan, İzmir kıyılarında gemi dolaştıran Hızır Hayrettin Reis kardeşlerinin başına gelenleri duyunca hiç değilse Oruç Reisi kurtarmak için Rodos’a 18 km. uzaklıkta ki Saint-Jean Şövalyelerine ait Bodrum’a geldi. Burada ticaret yaptığı Rum tâcirlerden birini Ağabeyi Oruç’un kurtarılması için çalışma yapsın diye 18.000 akçe vererek Rodos’a gönderdi.

Oruç Reis’te bu arada zamanında iyilik yaptığı Rodos’ta yaşayan Santurluoğlu adlı bir hristiyana haber göndererek kendisini esir olarak satın almasını istedi. Santurluoğlu derhal şövalyelerle irtibata geçerek Oruç adlı Türk’ü satın almak istediğini belirtti. Karşılıklı görüşmeler sonunda talep edilen 800 duka altını vererek Oruç Reisle birlikte Rodos Kalesinden ayrıldılar.



Acele ile limana inip ilk gemiyle adadan uzaklaşacaklardı. Ancak şövalyeler bir anda etraflarını sardılar. Önce Santurluoğlu’na altınlarını iâde ettiler. Sonra da Oruç Reis’i alarak gittiler. Sebebi ise Oruç Reis’in ünlü bir tüccar olduğunun anlaşılması ve 10 bin duka altın değer biçilmesiydi.

Bununla kalınmadı. Oruç Reis gerek hücresinde, gerekse diğer esirlerle taş kırma çalışmasında ayaklarına zincir vuruldu. Oruç Reis’in canı iyice sıkılmıştı. Son kez kurtulma umuduyla şövalyelere taş kırma işinde çalışmak istemediğini, gemilerde kürek çekmeye râzı olduğunu bildirdi. Talebine olumlu yaklaşılan Oruç bir gemiye forsa yapıldı. Burada da elleri zincirli olmasına rağmen çok sevdiği denizine kavuşmuştu. 

O sıralar Fâtih’in oğlu Sûltân II. Bâyezid’in oğullarından Yavuz Selim’in Ağabeyi Antalya’da Sancak Beyi Şehzâde Korkut Akdeniz ve Ege sahillerinde denizcilere yaptığı yardımlarla gündemdeydi. Onun tanınırlılığı denizcileri her dâim koruyup kolluyor olmasındandı. Esir düşen Müslüman denizcilerden her sene 100 kadarının fidyelerini cebinden ödeyerek satın alır esaretten kurtarırdı. 


Günler günleri kovaladı aylar ayları. Bir gün Şehzâde Korkut’un fidyelerini ödediği 109 Müslüman esirin teslim görevi Oruç’un forsalık yaptığı gemiye verildi. Oruç için bu iyi bir fırsattı ve bunu değerlendirdi. Müslüman esirler gemiye bindirilmeden kelepçelerini çoktan gevşetmişti. Şehzâde Korkut’un yâverlerinden bir tânesinin gözetiminde yola çıkıldı. Antalya açıklarına gelindiğinde sandallarla esirler kıyıya yâver subayın nezâretinde taşındılar. Burada her zaman esirlerin teslim edildiği bir Yörük-Türkmen köyü vardı.



Şövalyeler görevlerini tamamlamışlar ve her teslimden sonra yaptıkları gibi sandallara binerek balık avlayıp piknik yapmaya başlamışlardı. Akşam olunca Oruç daha önce gevşettiği kelepçelerinden kurtuldu ve kendisini forsa kasarasının dar penceresinden denize bıraktı. Saatlerce yüzdü, karaya çıktığında yürüyecek hâli yoktu köyün girişinde yüzükoyun uzandı. 

Sabah olduğunda yaşlı bir kadın onu buldu ve herkese haber verdi. Köylüler esirlerden biri olduğunu düşündüler yemek ve para vererek Antalya’ya gitmesini sağladılar.. Hızır Reis ise yeniden Ağabeyimden haber alır mıyım düşüncesiyle Bodrum’a gelmişti. Burada Ağabeyinin kurtulduğu haberini aldı. Hemen Midilli’ye gidip Ağabeyinden haber beklemeye başladı.


Oruç ise Antalya’ya varınca doğruca oradaki ünlü kaptanlardan Ali Reis’in yanına gitti. Kucaklaştılar. Ali Reis Oruç’u yanına aldı yardımcısı yaptı. Ali Reis Antalya-İskenderiye arası çalışıyordu. İlk seferine çıktıklarında Memlûk Sûltânı Kansu’dan teklif aldı ve Memlûk Türk Devletinin ince donanma Reisi oldu.

1509 Haziran’ın da ise Sûltân Kansu’yu Kahire’de ziyaret eden Şehzâde Korkut’la görüştü. Şehzâde Korkut’un dönüşünde şehzâdeyi taşıyan Memlük Filosunun Reis’i de Oruç’tu. Bu seyahatte Şehzâde Korkut uzun uzun sohbet ettiği Oruç’u yakından tanıma fırsatı buldu, kâbiliyetini farketti.

Bu arada Sûltân Kansu Hint Okyanusunda Portekiz’lilerle mücâdele için Oruç’tan 40 parça gemi inşaa ettirmesini istemişti. Oruç Reis, Mısır da kereste olmadığından kereste temini için 16 gemiden oluşan ince filosuyla Memlûk toprağı olan Hatay Payas’a geldi. Tayfaları ile birlikte İskenderun’un 25 km. kuzeyindeki bu yerleşim yerinin ormanlarına daldı donanma inşaatında kullanacağı keresteleri itina İle hazırlamaya başlamıştı ki bunu haber alan ve kaçtığı günden beri Oruç’un peşinde olan haçlı şövalyeleri hemen harekete geçerek Payas açıklarına geldiler.


Güçlü bir donanma ile Oruç’un Doğu Akdeniz’de başlarına gaileler açacaklarını biliyorlardı. Onun için imha etmek amacıyla günlerce ormanda kereste yontan Oruç’u beklediler, gelmeyince de sahildeki 16 parça gemisini yakıp gittiler.


Oruç’un zâten Hint Okyanusuna gitmeye hiç niyeti yoktu. Onun memleketi (Mavi vatanı) Akdeniz’di. Buradan kopmak istemiyordu. Önce Sûltân Kansu’dan affını istedi. Sonra da Antalya’nın yolunu tuttu. Geldi Şehzâde Korkut’un karşısına çıktı Rodos Şövalyelerinden intikamını almak istediğini belirterek yardım istedi.


Şehzâde Korkut kendisine 18 oturaklı büyük bir harb gemisi verdi. Gemisine kavuşan Oruç bir yıl boyunca Rodos’un bütün köylerini yaktı, kıyılarını yağmaladı, pek çok esir ve ganimet elde etti. Bütün Rodos Donanması onun peşindeydi. Anadolu kıyılarında bir koyda demirli olduğu sırada bir Rodos Filosu’na yakalandı. Levent’leriyle kendini kurtardıysa da harp gemisi ele geçirildi.

Oruç bir kez daha, Antalya’dan Manisa Sancağına gelen Şehzâde Korkut’un karşısına çıktı durumu anlattı. Şehzâde bu kez daha büyük 24 oturaklı bir gemi hazırlattı ve muazzam şekilde donattı. Oruç İzmir’e gitti gemisini teslim aldı. Teşekkür için tekrar Manisa’ya döndüğünde Şehzâde kendisini büyük bir merâsimle karşıladı ve hil’at giydirdi. Yetmedi 22 oturaklı bir gemi daha verdi ve donatılmasını emretti. 


Ardından Şehzâde Korkut o ileri görüşlülüğü İle Oruç Reis’e; istikbâlin Doğu Akdeniz’de değil, Batı Akdeniz’de olduğunu, Kemal Reis’in izinden gitmesini ve onu kendisine rehber edinmesi tavsiyesinde bulundu. Bu ve buna benzer tavsiyeleri can kulağı ile dinleyen Oruç, yaşıtı olan Şehzâde Korkut’un elini edeple öperek oradan ayrıldı. 

Gemilerine kavuşunca da dümeni Akdeniz’in batısına doğru kırdı.. Hedefinde İtalya vardı. İtalyan topuğundaki Pulya kıyılarında Venedik’lilere ait iki büyük tüccar gemisine ve gemide bulduğu 24 bin duka altına ve çok değerli mallarına el koydu. 


Dönüşte Ege’deki Girit’ten sonra en büyük ada olan Ağrıboz açıklarında denk geldiği üç Venedik gemisini daha ele geçirdi. 285 esirin yanısıra 50 bin duka altından fazla ganimete sahip oldu. 10 yıldır gidemediği Midilli’ye geldi. Kardeşleri İshak ve Hızır Reislerle kucaklaştı hasret giderdi. Başta fakir-fukaralar olmak üzere Ada halkını boğazlarına kadar ganimete boğdu. Velînimeti Şehzâde Korkut’u unutmamıştı onun da hediyelerini vermek üzere  İzmir’e gitti. Körfeze demirlemişti ki, Yavuz Selim’in tahta geçtiğini ve Şehzâde Korkut’un hayati tehlikede olduğu için Mısır’a gitmek için Antalya’ya geçtiği haberini aldı. 


Hemen Antalya’ya hareket etti. Şehzâde yakalanmadan ona ulaşmak, gerekirse onu Mısır’a kendisi götürmek ve bundan sonra hizmetinde bulunmak istiyordu. Fakat yetişemedi. Yavuz’un ekibi kıyı boyunca bütün gemileri yakmışlar, ikinci bir Cem Sûltân vakâsı yaşanmaması için sıkı tedbirler almışlardı.

Çok geçmeden de Antalya civarında emin bir yere sığınarak kendisini Mısır’a götürecek gemi baktırdığı sırada yakalanarak Mart 1513’te boğduruldu ve Bursa’da Atası Orhan Gâzi’nin yanına defnedildi. Sonradan Şehzâde Korkut’un yerini ihbar eden 15 kadar Türkmen, Osmanlı Hânedânı’na karşı cinayetten idâm edildilerse de, Fatih’in en sevdiği torunu ve eğitimiyle bizzat ilgilendiği Şehzâde Korkut’u geri getirmeye yetmedi.


Bütün bunları duyan Oruç Korkut’un taraftarı sıfatıyla tutuklanmamak için kendisini denize saldı. Çeşitli hediyelerle Sûltân Kansu’nun da gönlünü alan Oruç Kıbrıs açıklarında 5 Venedik gemisini zaptettikten sonra 1513 yazı ortalarında Tunus anakarasına 2 km. mesafedeki Cerbe Adasına geldi. Bu geliş Barbaros Kardeşlerin bahtını açacak ve engellenemeyen bir yükselişe vesile olacaktır.. Cenâb-ı Allah bu asil millete şanla-şerefle hizmet edecek denizcilerimizi ve devlet adamlarını başımızdan eksik etmesin inşaallah.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23