• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Hacı Yakışıklı
Hacı Yakışıklı
TÜM YAZILARI
27 Nisan 2020

İstiklal Marşımızın müziği güzelleştirilmeli

Merhum Mehmet Akif Ersoy’un yazıp milletine armağan ettiği İstiklal Marşımızın sözleri harika! Bir milletin ruhunu en güzel ifade eden eser, ama müziği maalesef sözlerin anlaşılmamasına sebep oluyor!

Bakın şimdi:

-Laarda yüzen alsancak

-Ensonocakobe

-Nimmilletimin

-Parlayacakobenim

-Diirobenim milletimindir

-Kanlarımız sonra helal hakkıdır??

Okunduğunda hislerimize tercüman olan ama müzik eşliğinde söylenince bazı yerlerinde “ne dediği anlaşılmayan” ve çoğumuzun okurken senkronize olamadığı, mısraların birbirine karıştığı bir hale dönüşüyor.

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletindir ancak.”

Şimdi bu kısım “marş olarak” okunurken ilk mısra “şafaklarda” kelimesinde ortadan ikiye bölünüyor. İkinci mısranın sonu ile üçüncü mısranın başı ansızın birleşip “En son ocak o be” şekline dönüşüp “Nim milletimin” diye duruyor. Devamında “Yıldızıdır parlayacak o benim” diye yine kesilip “Dir o benim milletimindir ancak” diye sürüyor. İstiklal Marşı’nın anlamı adeta ortadan ikiye yarılıyor.

Şimdi yok “gericilik”, yok “değiştirilemez maddeler” deyip duranlar olacak. Türkiye’nin başkenti Ankara, bayrağı ay yıldız, yönetimi Cumhuriyet! Yani şimdi biz; “Hayır efendim, Başkent Bayburt olsun” mu diyeceğiz? Ayyıldızlı bayrağımıza bir söz mü edeceğiz? Dünyanın en güzel bayraklarından birine sahibiz, bana göre en güzel bayrağa sahibiz!

Başa dönüp tekrar “Cumhuriyet-Padişahlık” tartışması mı yapalım? Ne saçma olur değil mi? Fatih Sultan Mehmet gelse zaten bu millet yine onu seçer! Kanuni Sultan Süleyman gelse bu millet yine onu seçer! Yani “padişahlık” vardı da halk kötü yöneticiler elinde miydi? Hangi şehre gitseniz harika yapılar görürsünüz, bunları halk mı kullandı padişahlarımız mı? Onlar bizim yöneticilerimizdi. O bir devirdi ve devran bir şekilde değişti, lakin o akıncı ruhu değişmedi. 100 yıl içinde darbelerle karanlığa gömülen millet toparlandığı anda yine liderini buldu; Fatih’ini, Kanuni’sini, Yavuz’unu seçti! Menderes, Özal, Erbakan yine halkın seçtiği birer Fatih değil midir? Dönemin Fatih’i kimdir? Suriye ve Libya’daki girişimleriyle, Ege Adaları’nı bize tekrar hatırlatmasıyla, denizlere sınır çizip “mavi vatan” kavramını literatüre sokmasıyla, Sırbistan’a bağlı Novipazar’da binlerce kişinin “Sultan” sloganlarıyla alkışlamasıyla, Mekke’nin hizasında bulunan Sudan’ın Savakin Adası’na kadar stratejik ve ileriye dönük hamleleriyle “dönemin Fatih’i” halkın iradesiyle başa gelen Recep Tayyip Erdoğan’dır!

Biz cumhuriyete niye itiraz edelim? “Neye layıksak” öyle yönetiliyoruz. 15 Temmuz’da sokağa çıkmasaydık neye layık olacağımız ortadaydı. Milli irade bambaşka bir şey! Bu milletin iradesi öz gücünü gökyüzünü günde 5 kez dalgalandıran ezanlarına ve şehit kanından rengini alan bayrağına borçludur!

Olur da başımıza “kötü yöneticiler” seçersek bunun ceremesini de yine hepimiz çekeriz!  

 Artık anlayın; “Bu vatan; toprağın kara bağrında sıra dağlar gibi duranlarındır” arkadaş! İşte onlar Allah yolunda savaşırken şehit olanlardır. Bu toprakların gerçeği ve özü İslam’dır. Müslümanların garantörlüğünde diğer inançlar da bu topraklarda huzur içinde yaşamışlardır, yaşamaya devam edeceklerdir.

Bizim; Allah yolunda savaşırken şehit olmayıp hayatta kalanlara verdiğimiz “Gazi” unvânına sahip Mustafa Kemal ile de şahsi problemlerimiz olamaz; ama hiç kimse de bizden Kur’an-ı Kerim için “Gökten indiği sanılan kitap” denmesine razı olmamızı beklemesin! Yapılan hataları gözü kapalı kabul edemeyiz. Gelin hep birlikte önümüze bakalım, günümüzü yaşayalım! Dileyen istediğini sevsin, ama kimse diğerine “Sen de illaki bizim gibi hareket edeceksin” demesin! Hiç kimse bir diğerini heykeller karşısında zorla dikmesin!

Hülasa; ama lütfen bırakın kendi marşımızı daha anlamlı ve senkronize söyleyeceğimiz bir musiki ile icra edelim. Bu konunun TBMM gündemine gelerek İstiklal Marşımızın anlamını ön plana çıkaran bir musiki düzeltmesi yapılması gerekmektedir.

“KORONA’DAN ÖNCE, 

KORONA’DAN SONRA”

Koronavirüsten önce: Her konuda ahkam kesen Avrupa, Türkiye’ye yön tayin etmeye çalışan bazı dünya ülkeleri, sömürüde birlik mekanizmasıyla işleyen BM..!

Koronovirüsten sonra: Zor günlerde sınıfta kalan Avrupa’nın endişeli ve bazen şizofrenik tavırları, “Dünya 5’ten büyüktür” diyen Türkiye’nin yükselişi, Libya’da oyun kurucu kadrolarımız ve gündem değiştikçe; “Bu konuda acaba Türkiye ne diyecek?” diye bekleyen bazı dünya ülkeleri!..

Çok şey olacak, lakin hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!

 

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.

Yorumlar

Ömer

Katılıyorum İstiklal marşının müziği kötü sözü güfte mi diyorlar kötü . Daha cxnlı kelimeleri bölmeyen müzik marş olmalı . Mesela Abdülhamid marşını çok beğeniyorum . Onun gibi olmalı .
  • Yanıtla

Süleyman Sırrı Dinçer

Evet işte budur. Kalemine sağlık Kardeşim.
  • Yanıtla

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23

Bip İhbar Hattı

Yaay İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23