Beşiktaş’ın transfer politikası doğru mu?
Beşiktaş’ın transfer politikası doğru mu?
Emrah Savcı
Beşiktaş’ta müthiş bir değişim süreci sürüyor. Önce Salih Özcan ve sonrasında ise Belçikalı 10 numara Trossard ile hızını artıran Siyah-Beyazlılar’da şimdi de Salah konusu hızla ilerliyor.
Büyük ihtimalle sadece menajerinin ayak oyunlarına kalan transferde Serdal Adalı Başkan bu hamleyi de büyük bir şovla sonuçlandıracağa benziyor.
Son dönemlerde eylül aylarında lige havlu atan ve bir türlü dikiş tutturamayan takımın özellikle ölü toprağını üstünden atması ve perşembe günü UEFA’da sahasında ilk kez Midtjylland karşısında ciddi bir sınava çıkacak olması en önemli parametre olarak karşımızda duruyor.
İtaliano önderliğinde iyi bir kamp dönemi geçirmesine rağmen istediği saha sonuçlarını alamamasına rağmen takımın ritmi ve özellikle kondisyon konusundaki kararlılığı gözler önünde duruyor. Bu saatten sonra gelecek son nokta atışlar ve en önemlisi de rakiplerindeki kaliteli golcülerle yarışabilecek bir A Plus bir forvetle artık Beşiktaş’ın önünün açıldığını da net olarak söylemek lazım.
Eğer siz yanlış kişilerle yola çıkıp ve arkasında da ısrarla durursanız gelinen noktada da taraftarların çağrılarına da kulak asmazsanız kötü bir sezonu da geride bırakmanız muhtemel. Sergen Yalçın tercihinin ne denli yanlış olduğunu Serdal Adalı da anlamış olacak ki, hem futbol aklı olarak Önder Özen’i hem de kariyer anlamında youtube yayınlarında ekmeğini aramayan ve daha da aç bir isim olan Vincenzo İtaliano ile Beşiktaş’ın çehresini değiştirmek için var gücüyle çalışıyor.
Hem Milli yıldız Salih Özcan olsun hem de Trossard transferleri çok ama çok iyi hamleler olarak öne çıkıyor. Zaten takımın bir aç kaptanı Orkun da varken, daha iyi bir kadro mühendisliğiyle Siyah-Beyazlılar için iyi bir sezon beklentisi de doğal olarak artıyor.
Evet şimdi gözler Mısırlı yıldız Salah’ta... 10+2 milyon euro üzerinden anlaşılan ve eşinin de Müslüman bir ülke olarak Türkiye’yi tercih etmesinden sonra artık tamamen menajerine söz geçirmek isteyecek bir yönetimin de masadan güçlü bir şekilde kalkması, Beşiktaşlı taraftarların da yüzünü güldürecek ve Dolmabahçe’yi o eski şaşaalı günlerine döndürecektir.
Çünkü Beşiktaş’ın aradığı şey, takım ruhu ve inançtı. Bu da şu anda bu yıldız ve sadece işini yapmaya odaklanan bir teknik adamla mümkün gözüküyor.
Ezcümle; Beşiktaş, geçtiğimiz sezonun kötü izlerini yapacağı hem nokta hem de yıldız transferleriyle telafi etmelidir, yoksa taraftar ile didişen bir yönetimin geleceğinin de iyi gideceği mümkün değildir...