Milletin önünden çekilin!
Milletin önünden çekilin!
AYHAN DEMİR
Kosova, bugüne kadar birçok seçim gördü. Bu sefer bir başka…
Ülkede, benzeri pek olmayan bir seçim süreci yaşanıyor. Şu yaşıma geldim, ben de böyle bir seçim görmedim.
En baştan söyleyeyim: Herhangi bir partinin üyesi değilim. Herhangi bir partiyi veya adayı desteklemiyorum. Büyük Türk milletinin, küçük bir mensubuyum. Hakkaniyetli olmaya, hakikati dile getirmeye çalışıyorum.
Tekrar seçime dönelim.
Bu seçimde, bundan öncekiler gibi, hizmetler ve vaatler değil; etnik kimlikler, eş, dost, ahbap ve akrabalık ilişkileri belirleyici oldu. Bunu bilen, bunun farkında olan partiler de seçim adaylarını bu doğrultuda belirlediler.
Partiler ve adaylar arasında rekabet olur, olmalıdır. Yarış esnasında, bazı sertliklerin yaşanması normaldir. Fakat seçimler, düşmanla tutuşulan bir meydan muharebesi değildir.
İnsan tercihlerinden oluşur. Birini seçtiğimiz zaman diğerini karşımıza almış olmuyoruz. Ben bunu seçerim, sen şunu. Seçim dediğimiz şey, nihayetinde, ülkeyi en çok kim seviyor koşusudur.
Bununla birlikte: Elbette, kimse kaybetmek istemez. İşin aslı, bir otun bile iddiası vardır. Fakat bu kadar abartmaya gerek yok. Biz birbirimizi seçim sandıklarında bulmadık.
Seçim sonuçlarına bakıyoruz: Ortada çok ciddi iddialar ve maddi hatalar var. Tahammül sınırını aşan ve kalbe üzüntü veren haksızlıklar yaşandı, yaşanıyor.
Bir parti, iki aday değil. İktidarı ve muhalefetiyle; onlarca aday, binlerce oy. Yeniden sayımlarda, isimler ve rakamlar değişti, değişiyor. Daha açık söyleyelim. Aşağı yukarı her partiden birileri, milletten alamadığı desteği, sonuçlarla oynayarak almak istemiş: Oy çalmış!
Yeri gelmişken: Seçim sonuçlarına itiraz etmek, oyların yeniden sayılması talebinde bulunmak yasal bir haktır. KDTP kontenjanından Merkezi Seçim Komisyonu üyesi olan Müferra Şinik, oyların sayımı görüşülürken, hangi yönde oy kullandı? Komisyonun Sırp üyesi gibi, “oylar sayılmasın” dedi mi, demedi mi?
Yine, seçim öncesinde Merkezi Seçim Komisyonu’nda “Türkçe resti çeken” Müferra hanım, önceki seçimlerde sandık ve pusulalarda Türkçe yokken, neredeydi? Birkaç okula, fotokopiyle çoğaltılan Türkçe yönlendirmeler asılarak, sorunun çözüldüğünü söyleyebilir miyiz?
Biz yeniden sonuçlara dönelim.
Mamuşa’dan Ergül Mazrek ve Fatma Taçi, KDTP listesinden milletvekili seçilirken; ilk sayımlarda yeterli oyu aldığı açıklanan, partinin genel başkanı Fikrim Damka parlamento dışında kaldı.
Bir partinin genel başkanı, kendi partisinin yarısı tarafından istenmiyor. Sadece Mamuşa’da oylar artarken, diğer şubelerde tam tersi bir tablo oluştu.
Peki, Fikrim Damka’nın bundan haberi yok mu? Var. Olan biteni bilmiyor mu? Biliyor. O halde neden hâlâ, hiçbir şey olmamış gibi davranıyor? Halkın iradesi onlar için ne ifade ediyor? Kendilerine yönelmediği sürece, hiç!
Sonuçları değerlendirirken: Seçimleri kazanmaktan değil, sadece bahanelerden bahsediyorlar. Aynaya bakmıyor, her mağlubiyete bir kulp bulmaya çalışıyorlar.
Oy kaybediyor, suçu başkasına atıyorlar; “Türk toplumuna saldırı” diyorlar.
Haklarında “görevi kötüye kullanmak” iddiasıyla dava açılıyor; “Türk toplumuna saldırı” diyorlar.
Bir Türk evladına fiziksel saldırıda bulunuyor, gözaltına alınıyor, ev hapsi yatıyorlar; “Türk toplumuna saldırı” diyorlar.
Oylar çalınınca da, yine aynı söyleme sarılıyorlar: “Türk toplumuna saldırı.”
Bitmedi.
Yeniden sayımlarda oyu eksilen Fikrim Damka, Furkan Ergüler ve Cenet Zubani iken oyu artan Ergül Mazrek olacak ama sen yine “Halkın iradesi sandık kapandıktan sonra hiçbir müdahaleye açık değildir” diyeceksin!
KDTP’ye oy veren seçmenin yarıdan fazlası, parti genel başkanını istemeyecek ama sen yine “Seçim sonuçları ne olursa olsun, halkımıza hizmet etme irademizden asla vazgeçmeyeceğiz” demeye devam edeceksin!
Sadece bu tezat bile, meseleyi gözler önüne seriyor.
Artık, başınızı iki elinizin arasına alın, durun ve düşünün: Kosova Türk toplumuna en büyük zararı kim verdi, veriyor?
Öyle veya böyle, seçim bitti. Seçimden çıkalı haftalar oldu. Biz işimize bakalım diyen var mı? Maalesef.
İşten kastımız; milletin dertleridir. Gündemlerinde, milletin dertleri değil, koltuğu koruyabilme gayreti var.
Ataullah İskenderî’nin hikmetli sözlerinden biri: “Bazen edep, kısmetine düşene razı olmaktır.” Fikrim Damka’nın kısmetine düşen, girdiği her seçimde oy kaybetmek galiba.
Seçimle gelen, seçimle gider, gitmelidir.
Bu saatten sonra KDTP yönetimi tarafından atılması gereken ilk adım, milletin önünden çekilmek; Kosova Türk toplumuna yakışan, dirayetli ve liyakatli yeni bir kadronun kurulması için istifa etmektir.
Kosova Türk toplumu, erken genel seçimde gösterdiği feraseti, parti yöneticilerini belirlerken de gösterecektir.
Her zaman söylüyoruz, bir kez daha söyleyelim: Hiç kimsenin kafası, milletten daha fazla çalışmaz. Hiç kimse, milletten daha akıllı değildir.
Milletten daha akıllı olduğunu söyleyenler, siyasi tarihin çöp sepetine gitmeye mahkûmdurlar.
Böyle devam ederse, Fikrim Damka’nın varacağı tek yer orasıdır. Fakat koskoca bir toplumun kaderini de kendisiyle aynı istikamete çevirmenin vebali çok büyük olacaktır.
Seçim notlarım burada bitmedi. Belki devam ederim.