--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Bosna’da Türkiye provası

Ayhan Demir
Ayhan Demir
6

 

Bosna Hersek’te, seçim yasası tartışmaları ve ayrılıkçı söylemler eşliğinde, 2 Ekim’de gerçekleştirilen genel seçimlerin üzerinden günler geçti. Ancak yankıları bitmedi, bitmiyor.

Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi Christian Schmidt’in, “Bonn yetkilerini” kullanarak, tam da seçim akşamı sandıklar açılırken, seçim yasasında yaptığı dayatma değişiklikler ve seçim sonuçları hakkındaki tartışmalar halen devam ediyor. 

Schmidt’in yaptığı değişikliklerle: Entite ve devlet düzeyindeki başkan aynı milletten olamayacak. Ayrıca BH Federasyon entitesinde, Hırvatların çoğunlukta olduğu bölgelerdeki, Hırvat temsilci sayısı artırılacak. Bosna Hersek Federasyonu Halklar Meclisi’ndeki, üç kurucu halkın, delege sayısı 17’den 23’e ve Halklar Meclisi’ndeki sandalye sayısı da 58’den 80’e yükseltilecek.

Böylelikle, nüfuslarıyla kıyaslandığında, Bosnalı Hırvatlara hak edilmemiş bir kazanç sağlanıyor. Bosnalı Hırvat milliyetçilerin elini güçlendirilip, Boşnakların temsil hakkı kısıtlanıyor. 

Her şeyden önemlisi: Yapılan değişiklikler, Sırp Cumhuriyeti-RS entitesi için geçerli olmayacak. Değişikliklerin sadece Bosna Hersek Federasyonu entitesi için geçerli olması ise ikinci bir çifte standart meydana getiriyor.

Hırvatistan Dışişleri Bakanı Gordan Grliç’in, yasal değişikliklerden memnuniyet duyduklarını ve bu değişikliklerin Hırvatistan hükümetinin büyük bir başarısı olduğunu ifade etmesi, bizim görüşümüzü desteklemektedir.

Schmidt’in Hırvatlar lehine yaptığı değişiklikler, Bosnalı Sırplar tarafından da destekleniyor. Bosnalı Sırplar, Demokratik Cephe-DF ve Halk Birliği-GS koalisyonunun adayı olarak, Cumhurbaşkanlığı Konseyi Hırvat üyeliğine seçilen Zelyko Komşiç’e de oldukça mesafeliler. 

Bosnalı Hırvatlara verilen bu desteğin karşılığı ise Bosnalı Sırpların tezlerinin desteklenmesi şeklinde oluyor. Bosnalı Sırp lider Milorad Dodik’in “Hırvatistan’ı müttefik olarak kazanmayı başardık” ve “HDZ’nin adayı Boryana Krişto’nun kazanması RS için çok önemli” şeklindeki ifadeleri, bu işbirliğinin bir kanıtıdır.

Seçim sonuçlarına gelirsek…

RS’deki muhalefet partileri, oyların çalındığı ve aslında Yelena Triviç’in kazandığı iddiasıyla, günlerce protesto gösterisi düzenledi. Bosna Hersek Merkezi Seçim Komisyonu, bu isyana kulak verip, Sırp lider Milorad Dodik’in kazandığı RS Cumhurbaşkanlığı seçimindeki oy pusulalarının yeniden sayılmasına karar verdi. Sonucun ne olacağını, ilerleyen günlerde, hep birlikte göreceğiz.

Yeri gelmişken: Her fırsatta Bosna Hersek’in işlemeyen bir devlet olduğunu ve RS’in Bosna’dan ayrılması gerektiğini dile getiren Dodik’in, Cumhurbaşkanlığı konseyi yerine, RS Cumhurbaşkanlığı’na talep olması da dikkat çekicidir. Bu tercihinin en önemli sebebi: Ülkenin bütünlüğü önünde önemli bir tehdit oluşturan ve her şart altında Rusya yanlısı bir duruş sergileyen Dodik’in, RS’te ipleri eline alma arzusu ile Batının baskı ve yaptırımlarından kurtulma isteğidir. 

Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı Konseyi Sırp üyesi olarak seçilen Jelyka Tsviyanoviç, bu makama seçilen ilk kadın oldu. Ancak bu durum, üçlü konseydeki tartışmaların daha yumuşak geçeceği anlamına gelmiyor. Dodik ile aynı ideolojik duruşa sahip olan Tsviyanoviç’in varlığı, Sırp cephesinde büyük bir değişim yaşanmayacağını gösteriyor.

Gelelim Boşnak cephesine…

Farklı ideolojilere sahip on bir siyasi partinin desteklediği Sosyal Demokrat Parti-SDP adayı Denis Beçiroviç’in Cumhurbaşkanlığı Konseyi Boşnak üyesi olması, hiç tartışmasız, bu seçimin en önemli neticelerindendir. 

On birli ittifakın içerisinde Halk ve Adalet Partisi gibi SDA’dan ayrılan ve Bakir İzetbegoviç’e karşı sınırsız bir öfke besleyenler ile Bizim Parti ve Gelecek Nesiller İçin gibi FETÖ’cülerin cirit attığı partiler de bulunuyor. 

Amerika başta olmak üzere Batılıların açık desteği, Beçiroviç’in seçilmesinde etkili oldu. Ancak on bir benzemezin her birinin güçlü oldukları yerlerden gelen oylar da Beçiroviç’in önünü açtı.

Demokratik Eylem Partisi-SDA seçmeni ise devletin ali menfaatleri ile Bakir İzetbegoviç arasında bir seçim yapmak zorunda kaldı. Devletin bekası, Bakir İzetbegoviç’ten daha ağır bastı. Boşnak seçmenlerin önemli bir kısmı ılımlı Hırvat aday Zelyko Komşiç’e oy verirken, Hırvat seçmenlerin kayda değer bir bölümü Denis Beçiroviç’e destek oldu.

Şimdi soru şu: Beçiroviç, geldiği makamın diyet borcunu, Batının isteklerini harfiyen yerine getirerek mi ödeyecek? Yoksa Boşnakların hak ve hukukunu koruyarak, gücünün kaynağını olarak halkı mı işaret edecek? 

Beçiroviç’in kazanması, Bosna – Türkiye ilişkilerinin seyri hakkında da soru işaretlerine sebep oluyor. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı kast ederek, “Bosna Hersek’in yıllardır seçmenin sesini görmezden gelen sultanlara ihtiyacı yok” ifadesini kullanması, bu soru işaretlerini kuvvetlendiriyor.

Her şeye rağmen: Bosna Hersek Federasyonunda ve on kantonun beşinde, SDA önde. Ancak SDA’nın işi kolay olmayacak. Çünkü SDP başkanı Nermin Nikşiç, SDA ile bir koalisyona gitme niyetinde olmadıklarını açıklamıştı. Halk ve Adalet Partisi lideri Elmedin Konakoviç’in yegâne amacının SDA’yı iktidardan düşürmek olduğu da biliniyor. 

SDP, Federasyon’da ve devlet düzeyinde hükümetin kurulması için, on birli ittifakın paydaşları ile bir araya geliyor. Ancak bu benzemezlerin SDA ve Bakir İzetbegoviç karşıtlığı, onları ne kadar bir arada tutabilir? Bu sorunun 2018’deki cevabı, birkaç yılın sonunda, hüsran olmuştu.

Son olarak: Bosna’daki son seçim süreci ve sonuçları, Batılıların, Türkiye üzerindeki niyetlerinin bir provası niteliğindedir. İşte, buraya dikkat edilmelidir.

 

Ayhan Demir Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle