• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Atilla Özdür
Atilla Özdür
TÜM YAZILARI

Çengelköy, Sultan Vahdettin mezarlığı...

06 Şubat 2015
A


Atilla Özdür İletişim: [email protected]

Geçenlerde bir dostumuzla birlikte Çengelköy Mezarlığı’na gittik... Boğazın tepelerine doğru kıvrım kıvrım dar yollardan geçtik. Neticede ziyaret edeceğimiz mezarın bulunduğu bölgeye geldik..

Geldiğimiz yer, tırmanan yolun ikiye ayrıldığı bir nokta. Burada küçük bir meydancık ve üzerinde de yenilerde inşa edilmişe benzer bir küçük mescit...

Meydancık, beyaza yakın açık renkli mermerimsi büyükçe yer karolarıyla döşenmiş ve mescidin de tam karşısında,  kapısında bir iki polisin göründüğü çevreyi koruma, tarassut ve emniyete alma mülahazalarıyla inşa edilmiş, korgan- karakol karışımı çok amaçlı tek katlı bir polis binası. Hemen karşısında da bir çeşme...

Çeşmeye vardım birkaç yudum su içtik. Merak bu ya, ayaklarımız polise doğru çekip sürükledi bizi. Sordum kendilerine...

Bey biraderlerim. Hiçbir mezarlıkta polisin çevre koruması yaptığını görmedim. Hayrola, bu mezarlığın anıtkabire benzer bir özelliği mi var ki, burada silah elde nöbettesiniz”...

“Yok yok amcabey, bizim işimiz mezarlığı değil, şu karşıyı kontrol etmek” ile aldık cevabımızı, amma bu tatmin etmedi bendenizi...

Her neyse, çektik arabayı karakolumsu polis evinin bulunduğu meydancığa, bir sağ, bir sol derken, döndük geriye. Devam edecek iken aşağıya doğru, hemen oracıkta tezgah açmış iki çiçekçi kadın gözüme ilişti...

Ha be, ne durur bu polisler caminin yanında be. Siz de gelmişsiniz çiçek satmaya buraya, büyük bir adam mı ölmüş ki”...

“Yok be abi” dediler. “Polisler, o köşkün korumaları,  Tayyib’in köşkü orası, a be, bilmiyon muydu”?...

Meğerleyim Sultan Vahdettin Köşkü imiş, mescidin ardında kalıp çeşme başından ve küçücük meydancıktan pek de görülmeyen yenilerde restorasyonu tamamlanmış Çengelköy Köşkü...   

Bilahare merak ettik ve şunları öğrendik.

Kasımpaşa Tersanesi diye bildiğimiz tersanenin asıl adı, Tersane-i Amire. Fatih Sultan Mehmet zamanlarında yaptırılıyor. Bu tersanenin Azapkapı tarafındaki giriş kapısının üzerinde bir Osmanlı arması bulunuyormuş. Erken Cumhuriyet günlerinde devlet, Osmanlı Armasını oradan söküp kaldırılınca, Tersane-i Amire kapısı da, kelekleşmiş.  Çirkin mi çirkin bir manzara...

Vahdettin Köşkü’ndeyse, Tersane-i Amire” kapısındaki gibi erken Cumhuriyet rejimince sökülecek bir Osmanlı arması bulunmadığından, müştemilatıyla birlikte köşk, temelinden kendi halinde yıkılmaya bırakılmış.

Yeni Cumhuriyet, kendi tarihini ihya programı mucibince harabeleri ayağa kaldırırken sıra Vahdettin Köşkü’ne gelmiş, ellalem...

Yenileştirmişler, çevresini açarak güzelleştirmişler, mescidiyle, çeşmesiyle ve mezarlığıyla birlikte tarihi kimliğine yeniden kavuşur gibi olmuş. Düşünmüşler taşınmışlar ve burayı ne yapalım derken, iktidarının aklına yatıvermiş... 

Buranın devlet misafirhanesi olarak kullanılması.  Yabancı büyükler geldiğinde, Osmanlı havasını kendilerine teneffüs ettirmek, koklatmak”...

Amma bir eksiklik var. Ya fark edilmemiş ya da daha zamanı var denilmiş. 

Köşkün kitaplara geçmiş adı Vahdettin Köşkü... Pekiyy Sultan Vahdettin nerede... ?

Evet, eksiklik, bu sualin cevabında...

Sultan Vahdettin, Mustafa Kemal Atatürk’ü İstiklal Savaşı’na, Kurtuluş Savaşı’na, İnönü savaşlarına, Mudanya mütarekesine, Dokuz Eylül’lerle Ondokuz Mayıs’lara hazırlanması için Samsun’lara gönderen bir padişah, son padişah...

Ne hazindir ki, kabr-i şerif-i Suriye’de, Şam’da...

Devlet başkanları Tayyip Erdoğan’a aruzamik arz ile karışık rica ederiz...

Sultan Vahdettin, kendi yerine yakışır...

Vahdettin Mezarlığı, Çengelköy’ün tepelerine doğru denize nazır, ulu servi ağaçlarının gölgesinde oldukça büyük bir alanda bulunuyor. Çevresinde de haylice zengin varsılların dünya gailesinden kurtulup kafa dinleyecek yer ararken inşa ettirdikleri modern villalar. Mezarlık biraz büyüyüp de villalara doğru uzayınca, ölüm korkusu, villa sakinlerine biraz baskın çıkmış olmalı ki,

Kafa dinlendirmek için gelmiştik buralara, mezarlığı içimize sokuyorlar. Olur mu yahu” dercesine, ölümden kaçarak dünya gailesine tekrar geri dönüş yolunu arıyorlar...

Şu insan oğlu ne acaib mahluk yahu...

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23